1. isme bakıp kendimize çok yabancı hisstemeyelim.kolonizatör türk dervişleri ahmet yesevi hazretlerinin islamı,tasavvufu,yaymak için anadoluya gönderdiği dervişlerdir,bu dervişler de islamiyeti en güzel kanalından alıp anadolu da islamın doğru bir şekilde anlaşılmasına önayak olmuşlardır, bu dönemde anadolu da islamiyetin nasıl yayıldığını öğrenmek açısından yararlı bir eser
  2. ömer lütfi barkan'ın fuad köprülü'nün talebesi olarak yazmış olduğu bu çok önemli makale 1942 'de vakıflar dergisi'nin ikinci sayısında basılmış ve büyük ses getirmişti. makalenin tam adı "osmanlı imparatorluğunda bir iskan ve kolonizasyon metodu olarak vakıflar ve temlikler 1 / istila devirlerinin kolonizatör türk dervişleri ve zaviyeler" dir. bu makalede ömer lütfi barkan, gayet açık belgelerle 12.yüzyılda anadolu'ya gelen sufilerin, fetih öncesi genel bir 'gönül fethi' gerçekleştirdiğini; bunun askeri fetihleri kolaylaştırdığını ortaya koyar.

    asıl önemli olan bu ve benzeri bilgilerden hareketle aynı şeyi savunmaya çalışan fuad köprülü'nün düştüğü hatadır. fuad köprülü, 12. yüzyılda anadolu'ya gelen sufilerin 'heterodoks' yani islam dışı kaynaklardan beslenmiş inançlara sahip dervişler olduğunu hatta onların birer şaman olduğunu ileri sürmekteydi. günümüz araştırmacılarından ahmet yaşar ocak da aynı tarzda iddialarda bulunmuştu. fakat ahmet t. karamustafa, bazı çok yeni belgelere dayanarak köprülü'nün ve ocak'ın iddialarının asılsız olduğunu ortaya koydu. karamustafa'ya göre köprülü ve ocak'ın birbirleriyle ilişki kurduğu dervişlerin aslında tarihen karşılaşmaları mümkün değildir. karamustafa, yaptığı araştırmalar neticesinde 12. yüzyılda anadolu'ya gelen dervişlerin, barkan'ın söz konusu makalesinde kabul ettiği gibi sünni islam düşüncesine uygun müspet dervişler olduğu kanaatine ulaşmıştır.

    bu bilgiler neye yarıyor peki? en başta köprülü ve ocak'ın iddialarına göre hacı bektaş-ı veli, işte bu heteredoks zümrenin bir ferdiydi. yani onlara göre hacı bektaş'ın müslümanlığı oldukça tartışmalı bir konu idi. bununla bağlantılı olarak ismi geçen iki profesöre göre ahmet yesevi de bir şaman idi. karamustafa bu iddiaları çürütmekle 12. yüzyılın tasavvuf tarihi açısından araştırılmaya ve inceden inceye tetkik edilmeye ne kadar muhtaç olduğunu göstermiştir.

    bu noktada ilgi çekici bir ayrıntı bize bu konularda ilim dünyasının ne kadar hassas olduğunu gösteriyor: karamustafa'nın, köprülü, ocak ve kısmen gölpınarlı'yı eleştirdiği ve onların iddialarını çürüttüğü makalesi, ahmet yaşar ocak tarafından hazırlanan osmanlı tasavvufu hakkında derleme makalelerin bulunduğu hacimli bir eserde yayınlanmıştır.