yıl 1998. o zamanlar büyük yıkım olmamış. yeni girmişiz ünviersiteye.
kocaeli ile izmit arasındaki farklardan bihaberiz. abilerimiz , ablalarımız şimdilerde
yerleşke denen büyük kampüslerdeki fakültelerden mezun. tabi beynimde benimde öyle bir olgu yerleşmiş. tren garına ilk adım attık ailecek. dedik üniversite mühendislik kampüsü arıyoruz biz. oradaki şehrin yerlilerinden bir teyze dedi ki " kampüs nedir ki, burada bir ünviersite var, o da şehrin merkezinde, taksiye binmenize gerek yok , yürüyerek 10 dakika sonra varırsınız" eh aile büyükleri bir şaşkınlık içindeler. abi dedi ki orası rektörlük falandır yine de bir gidelim... şehri yürüyerek geçtik ve gerçektende 10 dakika sonra ordaydık. bir baktık kalabalık bir ortam. gençler ,anneler, babalar bir kapının önünde heyecan içinde dolaşıyorlar. abi gitti sordu, geldiğinde yüzünde uzay gemisi görmüş şaşkınlık ile, fakülten burasıymış dedi.
o anda dünyam 2.kez yıkılmıştır. ilk yıkılışında
öys sonuçları geldiğinde koü mühendislik fakültesi'ni kazandığımda yaşamıştım. hiç beklemediğim son tercihimdi. tamamen hocam hatrına yazmıştım ama hiç ihtimal vermiyordum. neyse, sıra ile polis kontrolünden girdik içeri.
girdiğimiz yerde 4 katlı bir bina vardı sadece. önünde 10 tane masanın durduğu bir bahçe, giriş kapısının solunda da 100 kişilik bir yemekhane. dedim ki burası üniversite olamaz heralde. dedim ya abilerimiz ,ablalarımız içinde otobüsle seyahat edilen kampüslerde okumuşlar, gençliğimde üniversite profilim bu olmuş. karşılaştığım manzara okuduğum liseden bile küçük bir mekan. ki anadolun ücra köşesinde yeni kurulan bir ünviersite değil. türkiye'nin en gsmh verisi yüksek bildiğin
büyükşehir kocaeli.
kayıt yaptırıyoruz öğrenci yemekhanesinde. bildiğimiz lise sıraları önünde oturmuş 3 5 insan var, belgeleri alıyorlar. işlem 15 dakikada bitti. o sırada ailedeki bireyler fakülteyi araştırmışlar. abimin bana acır gözlerle bakışını unutmam hala. okulun burası. 4. katta
endüstri mühendisliği bölümüymüş.
o zamanlarımı hiç unutmam. ardından 1,5 sene yani toplamda 3 dönem o küçücük bahçesi olan, şehrin göbeğinde, önünden tren geçen, tren geçtiğinde pencereleri zangır zangır titreyen, lise sıralarında, lisedeki gibi sabit bir sınıfı olan bundan mütevvellit kendiliğinden gelişen herkesin aynı sıraya oturduğu, sabit sıra arkadaşları olan bir üniversite hayatı...
ve 1999'da yaşanan yıkım... sonrasında bir dönem daha orada okumak zorunluluğu...çatlak duvarlar, dışarıdan bakıldığında bir lise havası yaratan bahçesi demir parmaklıkalrla çevrili bir apartmanı andıran yapı ancak çok hasar olmuş.
ve ardından hala kampüsü olan vinsan kampüsüne, prefabrik yaşam düzenine geçiş...
bahsettiğim yapı en son kocaeli üniversitesi rektörlük binası ve sosyal bilimler enstitütüsü olarak kullanılıyordu en son. şimdilerde ne oldu bilinmez. ancak 1999'dan önce giriş yapan mühendis adaylarının hafızalarından silinmeyen bir yapı olarak anılara gömüşmüşlüğü vardır.