yaklaşık olarak istanbul ve sakarya illeri arasında bulunan tamamı anadolu yakasında yer alan güzellikler diyarı. 1999 depremi ile sarsılıp birçok kayıp verdikten sonra hayata 4 elle sarılan halkıyla birlikte herşey dahada güzel oldu.
belli bir süre yaşadığınızda havasının güzelliği ile üst solunum yollarınızda güzel hastalıklar yaratan şehir. (belli bir süre?; bünyeye göre değişir.)
istanbulda yaşamaya başladıktan sonra bana iyice küçük gelen, her ne kadar çoğu zaman kaçasım gelsede asla kopamayacağım, aslında kopmakta istemediğim güzel memleketim. bide şöle bişi var (bkz: kocaeli anadolu lisesi)
bir zamanlar şehrin ortasından geçen tren ile bambaşka bir havası olan öğrenci kenti. piknik büfe'de yenilen hamburgerin, sütlü nuriye'sinin tadını hiçbir yerde bulamazsınız. ancak tren yolunun sahil tarafına kaydırılması ve ondan arta kalanın bir yürüyüş pistine çevrilmesi ile bütün güzelliği yitip gitmiştir.
ama nedense garip bir büyüsü vardır bu şehrin, sever insan burayı.
pişmaniyesiyle ünlüdür,hoş bi şehirdir,şehir içi ulaşım kolaydır ve ucuzdur(istanbul'a göre),favori mekanları:sanat evi(satranç cafe),baron bar,zom bar,acısu parkındaki nargile cafedir.karnı acıkan damak zevkinde iskender(bursa iskenderden ucuz) veya sanat sokağındaki ertosunlarda dürüm yiyebilir(o da tam öğrenci işidir),ama en öğrenci işi olan yer acısuya çıkarken sol tarafta kalan pidecidir(en son 60ykr idi).ayrıca bayanlara sanat sokağı üzerindeki kuaför orhan da tavsiye edilebilir..
buz pateni yapabilir veya geceleri fuardaki mekanlarda eller havaya ortamlarına akabilirsiniz,kartepeye pikniğe,değirmendere de gezmeye,maşukiyede balık yemeye gidebilirsiniz hatta körfezde yarış pisti bile var.99 depreminin açtığı yaralar kapanmak üzeredir..
eğitim imkanları da iyidir.bir sürü kaliteli dershane,anadolu liseleri,fen lisesi,meslek liseleri,öğretmen lisesi,güzel sanatlar lisesi,düz liseler,süper liseler ihtiyaca cevap verir niteliktedir..
yahya kaptan,plaj yolu,şirintepe izmitin en nezih semtleridir..en korkuç yerler ise kozluk mahallesi(şopar mahallesidir ve beyazların giremediği sokakları vardır,hatta polis bile giremez..bi nevi harlem) ve bekirpaşadır(ülkücülerin ve kıroların mekanları).
sevsemde bu şehri az yırtınmadım kurtulayım diye..şimdi kurtuldum ama özlüo insan.yine de bi tarafımı kaldırıp da 1sa15dk'lık yolu gitmeye üşeniyorum..
memleketim canım benim,
istanbulu sana tercih ettim..
yaklaşık 10 (on) gündür susuzluğun pençesinde boğuşan şehir. gebze'deki organize sanayi bölgesinde çoğu fabrikanın hafta sonu su yetersizliği sebebiyle üretimi durdurması yanında, kimsenin daha önce tenezzül edip bakmadığı küçük çeşmeler önünde emekli maaşı kuyruğunu hatırlatan kuyruklar oluşması, bulaşık, banyo, çamaşır ve emin olunki içme suyu konusunda belki de uzun yıllardır yaşamadığı bir kıtlık yaşayan, il sınırları içerisinde 4.5 milyar dolara mal olunmuş bir barajı*, hafızamı şöyle bir yokladığım zaman, "yaptığımız bu barajla göreceksiniz, sadece kocaeli nin değil, istanbul'un da su ihtiyacını karışılayacağız" şeklinde beyenat veren ve ismi bir türlü yolsuzluk iddialarından kopamayan bir belediye başkanından* kurtulup, "kocaeli de su sıkıntısı yoktur" diye komik lafızlarla beynimi karıncalandıran, "ulan hep mi aynısınız" şeklinde sinirlerimin gerilmesine sebep olan yeni bir belediye başkanına* sahip ülkenin dinamo şehri.
hayır su sıkıntısı yokta ben keyfimden mi 10 günde 4 defa hamama*, günde en az iki defadan totalde 20 defa camii tuvaletine* gidip, 5 defada çarşı çeşmesinde kuyruğa bağlanıyorum, onu anlamış değilim. ilave olarak eklemekte zarar görmüyorum ki bu sanayisi fazla, alt yapısı az gelişmiş memleket çeşitli doğalgaz* ve kanal* çalışmaları yüzünden oluşan su kesintileriyle, zaten normalin çok altında bir su tüketimine gitti koca sene. 10 gün daha böyle devam etsin, bu şehir hastalıktan kırılmazsa ben de birşey bilmiyorum.
kaçak su kullanım oranı %50,%60 lara kadar varan ilimiz. "kardeşim o kadar yolları yıkadılar su bitti" gibi garip eleştiriler alan bir belediyeye sahiptir. böyle öküzlemesine eleştrilerin yanında, ibrahim karaosmanoğlu'nun yaklaşan su sıkıntısını pek önemsememesinin nedeni, barajın yapıldığı dönemdeki belediye başkanı * üzerine siyaset yapması da olabilirmiş. tabi böyle bir şeye inanmıyoruz * merkezde de sular kesilmeye başladı, yağmur yağmasını bekliyoruz.
içinde türkiyemizde sayılı şehirde bulunan olimpic buz sporları salonunu bulunduran, kartepe kayak merkeziile kışın ünlülerin akınına uğrayan, geceleri 10 dan sonra çarşısında pek kimseyi bulamayacağınız bir şehrimiz.
istanbul'un sanayi hammalığını yapan * yol üstü bir şehir. lise anılarınızı* barındırabilecek, kişisel gelişiminize katkı sağlayan bir şehirdir. okuldan eve gelirken*her hafta sonu yenen pişmaniyesi baygınlık getiren, kirliliğinin bir kısmını tüpraşa borçlu olan şehir.
2000 yılında tanıştığım hayatımı şekillendiren çok şirin sevilesi ama her zaman puslu, gizemli bir şehir. her zaman aklımda kalıcak sütlü nuriye'si, demiryolu ve fethiye caddesi.
bir kere bile gitmemiş olmama ramen kütüğünde kocaeli yazan birinin haftasonu tatilini orada geçirmeyi tercih etmesi sebebiyle bomboş bir haftasonu geçirmeme neden olacak şehir.
güzel bir yerdir kocaeli. ama yıllarıdır chp'nin sefa'sından çektikten sonra şimdi de akp'nin ibrahim'inin icraatları karşısında ölmeyi görüp bayılmaya eyvallah diyen insanların bulunduğu bir şehir!
birden bu güzel yeri laleler, çiçekler sardı. belediye her tarafa çiçek ekmeye başladı. aman dedim ne güzel olmuş çocukluğumun büyük bölümünü geçirdiğim şehir. sonra beraber büyüdüğüm bir dostla buluştum, başladık konuşmaya.çevreden, kentin gelişiminden bahsetmeye başladık. konu döndü dolaştı çiçeklere de geldi!
belediye çevre düzenlemelerine ağırlık vermeyi düşünüyor. akp'nin il içerisinde önde gelenlerinden biri hemen bir ithalat firması kuruyor. firma kurulur kurulmaz ihale ilanı veriliyor ve o da ne? ihaleyi bilin bakalım kim alıyor? yok canımmm benim fesatlığım, olur mu hiç öyle şeyler? müslüman adamlar vurgunculuk mu yapacakar? hakediyor adam!
her neyse... sonra arkadaşın babasıyla görüşmek için belediye binasının önünde buluşmaya gidiyoruz. "hayırdır, belediyede ne işiniz var" diyorum, arkadaşımdan mahçup bir cevap geliyor;
-burs işini halletmek için babam tanıdıklara uğradı!
ben ise tek maaşlı bir memur çocuğu olarak yıllardır 5 kuruş alamadım belediyeden.
her neyse, arkadaşın babası geliyor, selamlaşıyoruz. kulaklarıma bakıyor.
-"delik mi onlar?" diye bir soru geliyor küpelerimi göstererek.
- "evet, yakışmamış mı?" diyorum, aldığım cevap oldukça ilginç.
- "ben yakıştırdım benim için sorun yok ama bu ülkenin yarınında artık akp var. sizler de bu ülkenin geleceği olacak kişilersiniz, kulağındaki 2 küpe geleceğini etkilerse sana yazık olur,şimdi çıkarsan zaten 2 aya kalmaz kapanır delikler" diyor. içtenliğine inandığım bir insanın bunları sırf beni düşündüğü için söylediğini biliyorum ama şu anki iktidar sahipleriyle aynı tezgahta dokunmuş olan bu dostların tavsiyeleri ürkütüyor beni...
istanbul'un yanıbaşındaki taşradır kocaeli. fabrika bacalarına bakmayın siz, anadolu'nun ta kendisidir. ve anadolu'nun nasıl düşünmeye başladığı beş dakikalık bir sohbette gizli!
1990 yılından beri gitmediğim, ama 1966 yılından 1979 yılına kadar yazları 15 günümü geçirdiğim, sanayi fuarıyla, vişneli dondurmasıyla, demiryolu boyunca koşmaya doyamadığım yaz akşamlarında şeftalilerinden abartarak yediğim, her tarafımın bakla kadar kabarıklarla dolup kaşınmaktan uyuyamadığım, anneannemin çiçekleriyle bütünleştirerek andığım bir şehir... annemin memleketi.
otobüs terminalinde kalırdı hep aklım, gözümün önünden gitmezdi o yapayalnız kadının ağlayan yüzü. ''nasıl dayanacağım hasretinize'' der, başka bir şey dökülmezdi dudaklarından. karamürsel'de başlayan mide bulantımla, annemin o kumaş mendilin arasına doldurduğu limon kolonyasını koklayıp en fazla bursa'ya kadar dayanabildiğim...
özlem, kaşıntı ve mide bulantısıdır hatırladığım sadece diyerek, gözyaşlarımdan çekindiğim.
seviyorum bu şehri hem de çok.
22 temmuz seçimlerinde en büyük hayal kırıklığı yaratarak beni kendisinden soğutan şehir. daha doğrusu insanından. şehrimi severim o başka. böyle bir potansiyele sahip, jeopolitik açıdan olsun, ulaşım açısından olsun türkiyenin ankara ve istanbul arasındaki köprü vazifesini görmesi açısından da oldukça önemli bir ildir. türkiyenin en zengin ilidir. türkiyenin karnını doyurur amma velakin yanı başındaki istanbula akar gider paralar. kişi başına milli gelir ortalaması en yüksek ildir fakat türkiyede istatistiklere göre milli gelire katkısı kendisine düşen paydan 10 kat fazladır. diğer illere baktığımızda ise bursa hariç aşağıdadır. gariptir. 10 verip 1 almak enteresandır. taki o 1 bile kocaeliyi muazzam bir yer haline getirebilecek kadar para içerir. türkiyede yer alan ilk 500 sanayi şirketinden 150 ye yakını il sınırları içersindedir. fakat bu sanayi kuruluşları herhangibir katkı yapmışmıdır. düşündürücüdür. bu sebeple türkiyenin en enayi ilidir. sanırım böyle imkanlara sahip olup bir de güzel bir çevreye, doğaya ve denize sahip, istanbul,ankara,bursa ya bu kadar yakın olup geçiş güzergahında olan başka bir il olsa yönetimi, inanın o şehri ülkenin göz bebeği yapar. bu şehirden çok bakan geldi geçti bi bok yaptılarmı tartışılır. kocaelispor en basitinden ikinci ligte( bank asya 1. lig yeni adıyla) ve 5 senedir pençe attı oraya. 1milyon dolar borç nedeniyle federasyondan uyarı geldi. ama tüpraşın üst yönetiminde olan ali koç beyefendi gayette fenerbahçenin yönetiminde başarıyla temsil etmektedir. nerde bu koç, sabancı derseniz hiç bir zaman istanbul sınırlarından beriye hizmet etmediler. bir kaç okul haricinde. winsan 8 senedir prefabrik ama bu adamlar bi sikim yapmadılar. amma velakin koskoca fabrika 5 ayda dikiliyor, koç tüpraşı satın aldıktan sonra 3 üniteyi bir kaç ayda bitiriyor vs. ama başlangıçta bir betonerme yapı yapamıyorlar. eğitim kurumuna bu kadar katkıları var bunların. sadace bizi zehirlemekten başka edinimleri yok. eğitim dedik, spor dedik bunları siklemiyorlar anladık. peki sosyal hayat. maalesef hayal kırıklığı. bu kadar iş adamı ve 180 milletten önemli yöneticilerin uğradığı şehire sosyal manada kocaeli halkına yönelik bir tane bile projeleri yoktur. yetmiyormuş gibi çoğu fabrika genel müdürlüğünü üretim sahasından kopararak istanbula taşımakta ve burdaki yaratılıcak kalifiye istihdamı da baltalamaktadır. bu kadar haysiyet yoksunudur bunlar. şu bir geçektir ki kocaeli daha iyilerine layıktır. daha iyi bir yönetime, belediye başkanına gerçekten izmite gönül vermiş iş adamlarına ihtiyaç vardır. dediğim gibi bu kadar enayi bir il dünyada başka bir yerde yoktur. fırsatlar ortada, görüntü gayet net, potansiyel muazzam ama sonuç hüsran.