knowing  

 sayfa  / 2
adana çık aradan

  1. nicolas cage ile kurgu bilim filmlerinin usta yönetmeni alex proyas’ı buluşturan film. melbourne avustralya’da çekildi. abd'de 20 mart 2009’da vizyona giriyor.

    1959 yılında yeni bir ilkokulun açılış töreni için öğrencilerden gelecekle ilgili neler düşündüklerini resimlemeleri istenmiştir. bu resimler çelik muhafazalı bir kapsüle 50 yıl sonra açılmak üzere konulacaktır... bir kız öğrenci resim çizmek üzereyken garip, gizemli fısıltılar duyar ve resim yapmak yerine duyduklarını kağıda döker... tam 50 yıl sonra okulun bahçesi kazılır kapsül açılır ve resimler yeni öğrencilere heyecanlı, neşeli bir şekilde, görevli öğretmenler tarafından dağıtılır. ortada adeta bir festival havası vardır... caleb myles isimli öğrenci aldığı mektubu açtığında resim olmadığı ve kağıdın baştan aşağı rakamlarla dolu olduğunu görür şaşırır... bu durum caleb'ın babası olan öğretmen ted myles'ın (nicolas cage) gözünden kaçmamıştır... ted kağıdı dikkatle bakar ve bunun bir şifreleme sistemi olduğunu anlar. sayılar son 50 yıl içinde oluşan tüm büyük felaketlerin yerlerini, tarihlerini, hatta ölen kişi sayılarını yüzde yüz doğrulukla tutmaktadır.

    meraklısına trailer da içeren resmi sitesi:
    http://knowing-themovie.com/

    türkçe altyazılı fragman:
    http://www.dailymotion.com/...
    (stylebrisbane, 01.09.2008 21:11 ~ 02.09.2008 10:33)
  2. fragmanda yer alan uçak düşme sahnesiyle , şimdiden merak uyandırmıştır . görsel efektlerin yanı sıra ilginç konusu da filmi cazibeli kılıyor. bekleyip göreceğiz.

    (bkz: http://www.apple.com/...)
    (cyclops1988, 19.09.2008 18:26 ~ 18:27)
  3. uyarı: spoiler içerir..

    sonunun istediğim gibi bitmesiyle götüm tavana vurdu.. her kurgu filminde uzaylılar ya da benzerleri gelir dünyayı ele geçirmeye çalışır ve bizimkiler olayı tersine çevirir dünyayı kurtarır vs.. bunda öyle olmuyor ve dünya ayvayı yiyor bizim ufaklıklar yaşam ağacının oraya gidiyor.. artık neresiyse.. ha unutmadan o son sahnedeki ağaç bana the fountain'daki ağacı hatırlattı nedense.. bilmiyorum bir alakası var mı.. sonu istediğim gibi bittiği için güzel film..
    (abıefsun, 07.04.2009 00:56)
  4. arkadaşım gitmeyin!


    tamamı itibariyle din kavramının ekseninde oluşturulmuş yavan bir film.filmin ilk yarısı averaj seviyede devam ederken ikinci yarısının daha iyi olacağını düşünmüştüm.ancak film beklediğimden de kötü çıktı.nicolas abimize hiç yakıştıramadım bu tırt filmi.

    ------spoiler-----
    en sonundaki dünyanın kavrulma sahnesi efekt açısından filmi biraz canlandırıyor o kadar.gerisi çöp.
    ------spoiler-----
    (snail, 15.04.2009 09:35)
  5. parama mı zamanıma mı yansam şaşırtan son zamanlarda izlediğim en kötü film. (gitmeyin gidilmesine izin vermeyin bakın anlatıyorum aşağıda onu okuyun da gitmeyin.)

    ***spoiler***

    ben şimdi bu filme hiç konusunu filan bilmeden gitmiştim öncelikle olanlara hazırlıklı değildim. film önce bir korkutucu sesler duyan küçük, soluk benizli, düz saçlı kız klişesiyle açılışı yapıyor. sonra 50 yıl sonrasına gidip karısını yeni kaybetmiş duygusal bunalımını içkiyle boğmaya çalışan çocuğunu yalnız büyüten baba ve yaşına göre çok olgun oğlu mu dersiniz, asosyal arkadaşına sevgili ayarlayan kanka mı dersiniz, mistik olaylar ile bilim arasında kalan ateist kaka bilim adamları mı dersiniz her tür klişeye giriyor. sonra bir anda albino adamlar piyasaya çıkıyor nikılısçım bir bakıyor varlar, öte yana dönüp sonra tekrar bakıyo kayboluyolar ağızlarından ışık filan çıkıyor in miler cinmiler belli değil. hay allah ne olduk derken bu en baştaki kızın çocuğu ve onun küçük kızı karışıyor işe. sonra çok uygun bir şekilde astrofizikçi olan nikılısçım tarafından samaranın da katkılarıyla dünyanın yok olcağı anlaşılıyor hadi armageddon/deep impact arası bi yere düşüyoruz kaotik ortamlar filan. bu arada esas kadınımızın "ben kızım olmadan nasıl yaşarım" tadında bir serzenişi var bu duruma ki insanın "herkes ölcek dedik ya kadın daha ne sen kalcaksın mı dedik!" diye bohçasını alıp holivud yollarına düşesi geliyor. dünyanın yok olmasından kaçayım derken bu bizim küçük kız ve oğlanı albinolar kaçırıyor. o arada kadın ölüyor ki olaylara sonradan dahil olan nikılıs evladının peşini filan bırakıp kadının başına gidiyo "aym sori aym sori" diye hüzün doluyoruz. sonra çocukları buluyoruz albino adamların sırrı meydana çıkıyor. beklediniz di mi şeytan, melek bir şey olsunlar. hayır efendim kameralar gökyüzüne çevriliyor ve bir uzay gemisi beliriyor. hurra star wars derken nikılıs ve oğlu içinde resim olan kapaklı kolye vermeli hüzünlü bir veda yaşıyolar ve küçükler bozkırlarda neşeyle koşmak üzere uzaylılar tarafından götürülürken nikılıs imana geliyor yıllardır küs olduğu peder babasıyla barışıyor ve sarılmalarının üzerinden 5 dakika geçmiyor ki dünya patlıyor. tabi işte new york'un gezilmesi gereken yerlerinin nasıl çok pis yandığını patladığını görüyoruz o arada birer birer. film bu kadar işte. daha arada o kadar çok klişe var ki düşünün bu silsile tam iki saat sürüyor.

    ***spoiler***
    (nighttimebird, 15.04.2009 23:25)
  6. konu olarak çok yaratıcı olmamasına rağmen güzel sahnelere sahip ve izlenirse bir şey kaybedilmeyeceğini düşündüğüm film ki izledim ordan biliyorum.
    (purplefrog, 16.04.2009 17:03)
  7. şimdiye kadar izlediğim en iyi nicolas cage performanslı türkçe adıyla kehanet film. konusu itibariyle sinemada izlenmeye değmiyecek gibi görünse de bazı sıradışı efekt ve sahneler için bi bilgisayar ekranında izlenmemesini tavsiye ederim. çok sıkıldım, bu neydi denilecek bi film de değil zira. en son strangers' da da söylemiştim, bu dağ başında şatovari evlerde yaşadıkça başınıza gelmeyen kalmayacak arkadaş. yapmayın bunu. apartman dairesinde yaşayın. herşey çok daha güzel olucak eminim. dağ başında, ormanın ortasında nasıl gerilimsiz bir yaşam bekliyorsun? hiç bişey olmasa insan o pencereden dışarı baksa halisünasyon görür zaten. bi de minicik çocuğu 3 katlı evde, yukarda tek başına bırakıyorsun. yine çok soğukkanlı idi çocuk, dış sesleri dinliyor, babasına aktarıyordu. ben olsam o an orda hayata gözlerimi yummuştum. baba da pek bi cengaver idi. elleri titremesine karşın silahı ne idüğü belirsiz olan backstreet boys tarzı bi grup gence doğrultabildi.
    filmin en heyecanlı kısmı, başlarda nicolas cage' in rakamlarla uğraşıp bir şeyler bulduğu heyecan dolu dakikalardı. arkasından çok güzel şeyler gelecek diye bekliyordum. yine de sonlardaki uzay mı, dünya mı, cennet mi karmaşası yaşadığım sahnelere rağmen güzeldi..
    (absinthe, 17.04.2009 01:12 ~ 23.06.2009 16:44)
  8. hep bu beyazperde sitesindeki kendini sinema eleştirmeni sanan herif yüzünden ikinci perdesi ön yargılı izlenen film. güzel işte lan gidin eğlenin gelin. evde izlenmez bu film efektlere yazık etmeyin.
    (sutdokmusjedi, 17.04.2009 01:15)
  9. -izlememiş kişi okursa enteresan olabilir şeysi-

    sadece uçağın düşme ve metro kazası sahneleri için bile sinemada izlenesi filmdir, yönetmeni buralarda tebrik ettim. ancak sonraları yönetmenin hayal gücüne bol bol küfür ettim. bunun sebebi ise filmlerde gördüğüm en sikko uzay gemisi ve uzaylılar ile karşılaşmamdır. son olarak neyse diyor, sonunun güzel -en azından sıra dışı- olması dolayısıyla geçer not veriyoruz...

    -izlememiş kişi okursa enteresan olabilir şeysi-
    (alemin doncusu, 17.04.2009 01:24)
  10. fragman guzelliğine kapılıp yaklaşık 3 saatimizi boşa harcadığımız filmdir.ilk yarısı iyi olsa da ikinci yarı tamamen boş konu ve boş aksiyonlarla geçmiştir.kişisel göruşüm gidip sinemada izlenecek film değildir.
    (yineyenidenkobalamin, 18.04.2009 19:05 ~ 19:07)
  11. büyük umutla izlediğim ancak hiçbir boka benzetemediğim filmdir. işin içinde nicolas olunca filmin sonlarına doğru gözünü açsa da rüyadan uyansa dedim o da olmadı.

    (bkz: next)
    (scylla, 20.04.2009 15:53 ~ 15:54)
  12. bu filmden çıkar çıkmaz ne kadar sevindiğimi bilemezsiniz a dostlar. beethoven'ın 7. senfonisini duyar duıymaz gözlerim yaşardı, sinemada bu senfoniyi ilk kez dinlediğim için çok mutlu sayıyoyrum kendimi. hatta film yerine sadece bu senfoni çalsaydı keşke.

    beni sevindiren diğer nokta bu sefer dünyanın bir amerikalı tarafından kurtarılamamasıydı. hatta dünyanın sonunu görmeye bile değerdi. kurtaramadı lan adam dünyayı, hem de amerikalı yani buna sevinilmez mi?

    şaka bir kenara zilyonlarca delik, klişe ve gereksiz sahne olmasına rağmen filmi sevdim ben.
    (genius kusagami, 20.04.2009 23:42)
  13. spoiler

    düşen uçak, fısıldamalar...bana bir diziyi hatırlattı sanki.
    sirf kaza sahneleri için bile sinemada izlenir. tabi gnctrkcll varsa, yoksa değmez o paraya.*

    spoiler
    (lalu, 21.04.2009 03:48)
  14. filmin en önemli sorunu diğer birçok felaket filminde rastladığımız şu tek başına dünyayı kurtarma çabası. adamımız tüm dünyanın kaderini değiştirecek birşey öğreniyor, milyonlarca kişinin hayatını etkileyebilecek birşey. ama nedense bunu kimselere, uzman birilerine söyleme gereği duymuyor. en fazla en yakın arkadaşına açıyor konuyu o da "ahh dostum bugünlerde kendini çok yoruyorsun." diyor.

    hiçbir ekstra gücü olmayan, senden benden hiçbir farkı olmayan adam koca dünyayı tek başına savunmayı kendine görev ediniyor. bu filmde de aynen bunu görüyoruz adam 50 yıl öncesine ait şimdiki kazaları yazan bir kağıt buluyor ama kendine saklıyor sadece.

    tamam belki öteki türlü de hikaye gelişimi bir yerden sonra zorlaşır ama böyle olunca da birileri ben de dünyayı tek başıma kurtarırım mantığında işler yaptığında, kimseciklere fikir sormadan koca ülkeleri yönettiğinde, dünyanın kaderinini etkileyecek şeyler yapmaya kalktığında yıllardır aynı şeyleri duyan bizler inanıyoruz böyle birşeyin olabileceğine, bencil bir sistemle işlerin bal gibi yürüyeceğine.

    bir de olaya sadece amerika'nın karışması, dünyayı kurtarmanın amerikan başkanının elinde olması teması var ki o da tadından yenmiyor.
    (fıstıkezmeli reçelli sandviç, 21.04.2009 21:32 ~ 22:42)
  15. amerikan sineması klişelerden hiçbir zaman vazgeçmeyecek anlaşılan. nedir bu dünyayı kurtarma merakı anlamıyorum ki..

    ------------sipahiler--------------

    filmin son sahneleri görsel olarak fazla abartılıydı.. gökten gelen süpersonik zembille göğe yükselen veletler yeni ademle havva mıydı yoksa ellerinde götürdükleri tavşanlarla ikinci nuh vakası mı kastedilmek istendi çözemedim.

    bir de lostu hatırlattı bana son sahne "they took my son" diye bas bas bağıran michael geldi gözümün önüne...

    ------------sipahiler--------------
    (brokoli, 24.04.2009 07:58)
  16. klişelerle dolu amerikan filmidir.
    vakit , para harcamak istiyorsanız ve bir ortama girdiğinizde millete biraz hava atmak istiyorsanız seyredin derim. aksi takdirde yanına bile uğramayın. gidin bir kitap alıp onu okuyun , tiyatroya ya da türk filmine gidin. hiç olmazsa bir katkınız olur.
    neyse , sadede geleyim.

    ----dikkat olun , uyanık olun , gözünüz felfecr okusun , spoyler içerir----

    nikılıs - ki biliyorsunuz ki francis ford coppola emücesi olur - rock filminden sonra bi boka yaramayan filmlerde başrol oynama ve parayı götürme müptelalığına saplandı. sophia coppola ' nın baba 3 ' teki oyunculuk denemesinin de fiyaskoyla sonuçlanmasıyla ben kanaat getirdim ki bu aileden oyuncu çıkmaz arkadaş , çıksa çıksa yönetmen çıkar.
    kaldı ki nikılıs - knowing de dahil olmak üzere hiçbir filminde - o afacan çocuk gözleriyle ne korkuyu , ne de helecanı hissettiremiyor seyirciye. rock bi başkaydı bak onu ayrı tutuyorum ama acaba orada sean connery var diye canını dişine mi taktı bu denyo diye düşünüyorum.
    gelelim knowing ' e .
    filmde uzay gemileri kolpa. uzaylılar kolpa.
    bi de cem yılmaz ' a dünya kadar laf ettiler. adam hiç olmazsa sahici.
    başrol kadın oyuncusu mantar.
    nikılısın evi hiç olmamış. adams ailesi ' nin evi gibi.
    nikılısın arkadaşı bilim adamı gözlemevinin çaycısı olsa daha çok yakışırmış.
    nikılısın sürekli viski içip sızması da ayrı bir olay. eskilerde bi önder somer böyle viski içerdi lık lık lık onunki de çaymış sonrada öğrendik. biraz inandırıcı olun kardeşim. adam o kadar viski içiyo , sabahta aslanlar gibi kalkıp işine gidiyo. senariste , bi de yönetmene o kadar viskiyi içirip sabahleyin saat 08:30 ' da masaçuset tapu kadastroda işe başlattırıcan anlıycaklar yanlışın nerde olduğunu...
    nikılısın kız kardeşinin hayatı mantar.
    nikılısın babası desen bi acayip , annesi desen bi garip. çocuğu o kadar yalnız bırakırsanız viskiye düşer tabii , köpek öldüren içmediğine şükredin.
    nikılısın elinde önceleri bi beysbol sopası , sonraları bir toplu revolver vardı uzaylılara karşı , diğer elinde de bir fener. sen ne yapabilirsin ki avaz feryat bağırıp kulakları rencide eden uzaylılara karşı gadasını aldığım nikılısım. bi okuyaydın ya senaryoyu , maymunu olmayaydın senaristin , bu allahsız yönetmenin...
    nikılısım , gözüm , dünyanı kurtulamayacığını anladın da , niye gittin okula o kapıyı söktün , kapıda ne yazdığını anlamaya çalıştın. hayır yönetmen , senaristin yazdığına uyacak diye o sekansı oraya koymanın manası ne...dünya kurtulamayacak o anlaşıldı. bunu o çaycı kılıklı arkadaşınla gözlemevinde şeyettiniz. sonra topladın tası tarağı tam kaçıyosun , aksiyon olsun diye kapıyı söktün , kadın tırrtı , çocukları aldı gitti. sende peşlerinden...
    uyma sen bu senaristlere nikılısım bunlar maymun eder adamı.
    kariyerine yazık.
    ----dikkat olun , uyanık olun , gözünüz felfecr okusun , spoyler içerir----

    evet nikılısım , tecimsel kaygılarla film yapmanı anlıyorum. lakin ne zaman çıkacaksın karşımıza taş gibi bir filmle a boncuk gözlüm ?
    (albertkamuvicdanı, 24.04.2009 09:35 ~ 09:53)
  17. filmdeki klişelere tek tek bakalım

    --- spoiler ---

    filmin sonunda amerikalı dünyayı kurtarır : kurtaramıyor!!! üstelik bir amerikalı sevdası da yok, görüyoruz ki dünyanın çeşitli yerlerinden birçok insanı alıp götürüyor uzaylılar

    filmde felaketler olacağını öğrenen adam kimseye haber vermez: birisinde fbi'a haber veriyor diğerinde zaten konuyla ilgili bir makale yazmış önceden(her ne kadar olayı öngöremese de) emin olduktan sonra da hükümete haber veriliyor televizyonlar bas bas bağırıyor. daha ne yapsın times meydanında kendisini ateşe mi versin "hepimiz ölüceeeeez" diyerek.

    film son derece dindar bakış açısıyla çekilmiş: tam tersine film boyunca hiçbir olay ilahi kudretle açıklanmıyor bilakis uzaylılara bağlanıyor. filmde dindar bir tane adam var nicholas cage'in babası, nicholas en sonunda imana geliyor mu ondan da emin değiliz zira dünya yok oluyor "bu son değil" diyen babana siktir mi çekeceksin o noktada. bilakis son ana kadar cage'in çabalamaları ile babasının "yazılıysa ölürüz be oğul" yaklaşımı ve sonunda cage'in kendini kurtaramasa da haklı çıkması dini felsefeye bir eleştiri. bu konuda film içinden örnekler vererek 3 sayfa yazı yazarım asabımı bozmayın.

    filmde sağdan soldan fırlayan kötü adamlar bile kötü adam değil iyi uzaylı çıkıyor be elinize yüzünüze dursun. filmin sonunda dünya yok oluyor ulan. hala klişe diyorsun. bi siktir git allah aşkına. bana bir film daha söyle bakayım sonunda dünyanın yok olduğu.

    *: pardon dünya yerinde duruyor, dünya üzerindeki canlı yaşamı son buluyor

    --- spoiler ---

    film bence güzel bir film. tamam baş yapıt değil ama alex proyas, i robot felaketinden sonra(ki klişe isteyenler o filmi izlesin şimdi tekrar) kendini toparlayıp hafiften dark city ruhuna bürünmeye başlamış gözüküyor. hayırlısı.

    ha bir de şu felaket sahneleri içimi kemiriyor benim. yapmayın böyle şeyler.
    (togisama, 25.04.2009 08:32 ~ 08:55)
  18. gerçekten izlemeye değer film. herkesin söylediği gibi, yalnız efektleri, aksiyon sahneleri için bile izlenirdi. amaaa, benim de söyleyeceklerim var;

    ------ spoiler -------

    film başlarında baba ile oğlu aralarında galaksi üzerinde uygar yaşam barındırma ihtimali olan gezegen sayısı hakkında konuşmaya başlayınca "tamam" dedim. dost veya düşman, bi şekilde uzaylı girecek işin içine. nitekim de öyle oldu. ama hoca, kafama birkaç şey takıldı. ilki, bu adamlar (uzaylılar) madem iyi insanlar, madem iyi niyetliler, neden bu kadar gerilim veriyorlar, neden paso fısıltılarla hohlayarak konuşuyorlar, neden küçücük çocuğu gece yatağından kaldırıp kıyamet sahneleri gösteriyorlar? uzaylı dedik bağrımıza bastık, sadist misiniz olum siz ? efendi gibi gelip madde madde nerede ne felaket yaşanacaksa temiz bi a4 kağıda çıktı alıp çocuğa veya babasına versenize. sizin yüzünüzden 6 yaşında kız çocuğu gardrobun içinde kapıyı tırmalaya tırmalaya elleri kan içinde kaldı lan hayvanlar. yolunuzu yönteminizi, yapacağınız iyiliği sikeyim.

    ikincisi, çocuğun babası neden direkt sayıların tarih olma ihtimali üzerine odaklanıyor ? astrofiziğin kralı da olsa, o rakamların gün / ay / yıl şeklinde belli tarihler olduğunu, hele ki sonraki rakamların o tarihte ölecek olan kişi sayısı olduğunu anlaması için incelemeye başlasından itibaren en az iki - üç gün geçmesi gerekirdi. fakat adam ilk satırları tahtaya yazar yazmaz hemen aralarına çizgiler çekerek gayet zorlama bir şekilde onların tarih olduğunu buldu. öyle zorlama bir şekilde buldu ki, sanki zaten tarih olduğunu biliyormuş da, geyik olsun diye çizgileri yanlış yere çiziyormuş gibiydi. adama da senarist fısıldıyordu heralde, "thaaarihh onlar taariihhhh, hhhhemen yhhhaanlarındakiler de ölecek olaan insaaahhhn sayısıııhhh"

    ------- spoiler ------

    bunları saymazsak güzeldi. iyi idi, hoş idi.
    (aggressive, 26.04.2009 21:58)
  19. ----spoiler----

    sonlara doğru hemen bağlayalımda bitsin havası olmasına rağmen adem ve havva göndermesini oldukça başarılı bulduğumu söylemiliyim.
    derler ya "dünya başka bir gezegenin cehennemidir" diye. kim bilir dimi.*

    ----spoiler----
    (asymmetry, 26.04.2009 22:50 ~ 22:50)
  20. az buz da olsa oradan, buradan, şuradan araklamalar barındıran; ama genel olarak izleyeni (en azından beni) tatmin eden bir filmdir. mesela araklama bazında, the day the earth stood still ile karşılaştırılıp değerlendirme yapılabilir. o da olmadı, şu filmin başındaki hanım kızımızı bilumum korku filmlerinde gördüğümüzü sanırım herkes kabul edecektir; uzun ve düz saçlar, donuk ve solgun bir yüz, odaklanmış bakışlar falan... tatmin etme bazında ise görsel efektleri örnek gösterebiliriz; yani nedir o yangın sahneleri kardeşim? kendimi yanıyormuşum gibi hissettim! yuh! o kadar mı yapılır be!?

    her neyse. sonuç olarak özellikle görsel efekt bakımından gayet tatmin edici bir gerilim filmidir bu knowing. konusu da iyi yani, idare eder. dediğim gibi ufak tefek araklamalar olsa da yine de hangi filmde yok ki o araklamalar öyle değil mi? bunun dışında tabi mantıksal eksiklikler de var; ama onları da yazarsam bu yazıyı okuyan adamın bana küfretme ihtimali çok fazla olduğundan, bu konuya hiç girmiyorum. sonuçta ne kadar uyarı yapılıyor olsa da filmin sonu hakkında falan bilgiler veriliyor. sakat işler yani. izleyin de dilerseniz beraberce yorumlarız o mantıksal hataları...

    izlenir izlenir... keyifle izlenir...
    (eudaimonist, 27.04.2009 23:10 ~ 23:10)
  21. malum sahnede nicolas cage in biraz daha ısrar etmesini beklediğim filmdir. tekrar tekrar, please "beni götürün, dünya malım sizin olsun, çocuklar ufak yol yordam öğreteyim." ama yapmadı. ben olsam atlayıverirdim gemiciğe.
    (bkz: gemicik)
    (bkz: rte nin dilimize kazandırdıkları)
    (quenya, 28.04.2009 00:27 ~ 00:27)
  22. sevgilim yanımdaydı, sevgilim yanımda olmayabilirdi, şükür ki bu filmde yanımdaydı. ya yanımda olmasaydı?

    nikılıs keyç fısıldayan abilere şöyle diyor:
    beni de alın lan.
    (kaamos, 30.04.2009 20:42)
  23. spoiler

    adem ve havva göndermesinden sonra o dört tane şeyin uzaylı değil dört büyük melek olduğunu düşündürtmüştür bana. ya da ben uçuyorum. olabilir.

    spoiler
    (sağ gösterip sağ vuran şaşkın boksör, 30.04.2009 20:51)
  24. a: konusu ne?
    b: kıyamet.
    a: koptu mu?
    (adsız, 11.05.2009 18:58)
  25. "50 yıl önce bir ilköğretimin açılışında çocuklardan zaman kapsülüne konması için geleceğin neye benzeyebileceğine dair resim çizmesi istenir. bir kız çocuğu sayfayı rakamlarla doldurmuştur. küçük kız bu birlikte bir anlam ifade etmeyen rakamları görünmez insanların ona söylediğini iddia eder.

    günümüzde öğrenciler kapsülün içeriğini incelerken kızın yazdığı rakamlar caleb koestler’in eline geçer. astrofizik profesörü babası john rakamları gördüğünde son elli yılın felaket olaylarının ve ölü sayılarını tamamiyle doğru olarak yazılı olduğunu anlar."

    senaryoda kesilikle tamamlanması gereken eksiklikler var, en azından yaşanan kehanetler güzel şekilde bağlanmamış , kehanetleri yazan küçük kız filmin başında bir görünüp kayboluyor , ben bir kehanet yazacağım ve 50 yıl kapsülde kalacak bir ilk okul öğrencisinin eline geçecek , babası da fizik profösörü çıkacak ve o sayılara dayaranarak kehanetleri çözecek, bana çok inandırıcı gelmedi açıkçası en azından film 2012 patlamasına göz kırpıyorken...


    ama filmin sonu izlenmeye değerdi, holy varlıklar, göğe yükseliş, dünyanın yok oluşu ve seçilen iki çocuğun (adem ve havva gibi) yeni bir gezegende herşeye yeniden başlaması...
    (janerizzoli, 16.05.2009 22:18 ~ 17.05.2009 16:47)
 sayfa  / 2