insanlarda sinir sistemi çok gelişmiştir. bazı fonksiyonları beyin bizzat kontrol ederken, bazı fonksiyonlar da daha beyne iletilmeden omurilik tarafından yürütülebilir. bu fonksiyonlar genelde uzun zaman tekrarlanmış ve artık otomatikleşmeye başlamış hareketler ve özellikle de reflekslerdir. örneğin parmağınızın ucuna iğne battığında acının beyne gidip tepkinin iletilmesi süresi uzun olduğundan omurilik devreye girer ve kısa sürede parmağınızı çekmenizi sağlar.
klavyeyle yazı yazmak da uzun zaman yapıldıktan sonra kendiliğinden, istemsiz parmak hareketleriyle yazma hissi uyandırır. ilk başlarda klavyeye bakarak yazan insanlar, belli bir alışma süresi geçirdiklerinde artık klavyeye bakmadan yazarlar. harflerin yerlerini sanki parmaklar ezberlemiştir. kafanızdan geçenleri anında klavyeye aktarırlar. bu sistem o kadar otomatikleşmiştir ki eğer eliniz klavye üzerinde alışılmışın dışında bir yerdeyse, örneğin bir tuş mesafesi kadar yana kaymışsa "slm" yerine "dşö" veya "akn" yazmak kaçınılmazdır.
ayrıca yeni klavyelerde veya başkasının bilgisayarında yazmanın zorluğu da bundan gelir. önünüzde alışılmışın dışında bir klavye vardır. klavyenin
sesi bile farklılaşsa, tuşlarının yumuşaklığı bile değişse yanlış yazmak farz olmuştur. bu nedenle kızmayın tuşların yerini karıştıranlara.. sevin onları..
(bkz:
sevgi pıtırcığı)