klasik müzik  

 sayfa  / 2
adana çık aradan

  1. insanı dinlendiren, çalışırken daha iyi bir konsantrasyon sağlayan müzik türü.
    (aqua, 21.08.2004 06:24)
  2. barok döneme ait,dakikada 60 vuruşla kaydedilen örneklerinin öğrenme hızını arttırdığı tespit edilmiş müzik türü.
    (lupin, 03.11.2004 01:32 ~ 05.11.2004 08:29)
  3. geniş bir müzik arşivinden yararlanmak, eserlerin notalarını bulmak, müzik ve müzisyenler hakkında yayınlar okumak isteyenler için müzik kütüphaneleri mevcuttur.
    (bkz: borusan kültür ve sanat merkezi)
    (bkz: akbank kültür)

    http://www.classiccat.net adresinde ise ciddi anlamda geniş bir mp3 arşivi bulunuyor.
    (culdesac, 24.04.2005 11:55 ~ 24.07.2006 02:59)
  4. dünyanın en zevk verici ve herkes tarafından anlaşılabilecek matematik denklemleridir.
    (barkingcat, 24.04.2005 12:30)
  5. (bkz: soviet army chorus and band)
    (napoleon, 24.04.2005 14:18)
  6. (bkz: ntv radyo)
    (bkz: barok müzik)
    (cerceve, 24.11.2005 21:00)
  7. yurdum insanının sevmeiği müzik türü. gazetede okumuştum: doğumhane içinde ve ön tarafında klasik müzik çalıyorlarmış. dışarıda bekleyen yurdum insanı başhekime giderek "ne olur şu müziği kapatın" deyip kapattırmışlar.
    (metan98, 03.07.2006 07:26)
  8. bu isim tamlaması zikredilince nedense insanların aklına bach, vivaldi, mozart, beethoven v.s. ve onların eserleri gelir. oysa ki klasik müzik ifadesi sadece avrupa ile ilgili bir kavram değildir; yeryüzünde hemen hemen her coğrafyada klasikleşmiş müzik eserleri mevcuttur. misal klasik türk/fars/ermeni/rum müzikleri vardır; her biri de ekseriyetle ait oldukları uluslar için değerlidir (son sözü insanların öz kültürlerine yabancılaşmadığı ümidiyle söylüyorum).

    dolayısıyla "klasik müzik" derken bir biçimde ifadeyi tamamlamak gerek. klasik, sadece avrupa'ya ait bir kavram değildir.
    (eksiksizuyum, 03.07.2006 23:28)
  9. a clockwork orange, oldboy, leon, the silence of the lambs gibi filmlerde şiddet ile çiftleştirilmiş, ilginç sonuçlar vermiştir. klasik müzik eşliğinde surat yemek, pompalı kullanmak, adam dövmek, kadına tecavüz etmek, çekiçle diş sökmek bir başka oluyor, hele bir de aylardan temmuz ise.
    (ördeklerindomatestabanfiyatlarınaetkisi, 22.07.2006 16:13 ~ 21.08.2006 16:46)
  10. çalışırken daha iyi konsantrasyon, beyin hücrelerinin gelişimi, ineklerin daha çok süt vermesi vb. safsataların yanında, okul zili ve telefon melodisi olarak kullanılması, ve tüm bunların üstüne, günümüz bestecilerinin beethoven, çaykovski gibi büyük sanatçıları taklitten öteye gidememesi, bu güzelim müzik türünü piç etmiştir...

    bir de fransız ihtilali'ne dikkat edin. o döneme kadar daha çok aristokratların dinlediği klasik müzik, fransız ihtilalinden sonra senin benim gibi adamların da dinleyebildiği bir müzik türü olmuştur...
    (stokman, 16.01.2007 15:21 ~ 24.01.2007 18:52)
  11. güzel bir kaynak
    http://www.beethovenlives.net/index5000.asp
    (alesta, 07.03.2007 03:33)
  12. klasik müzik, tabiri caizse salon müziğidir. besteci, kelimeleri değil notaları konuşturur coşkusunu, hüznünü, sevincini anlatmak için. belki de her duyguyu sözlerden daha iyi ifade edebildikleri için o müzikler klasikleşmiş, günümüze kadar beğenilerek ulaşmış ve de sonsuza kadar beğenilmeye devam edecektir. klasik müziğin kuşkusuz insanların halet-i ruhiyesi üzerinde de önemli etkileri vardır. bu etki daha anne karnına kadar dayanır. eğer anne hamileliği boyunca klasik müzik dinlerse, doğacak çocuğun karakterinin dinlemeyenlere göre daha sakin bir yapıya sahip olduğu görülmüştür. yetişkinlerde de bu müzik, rahatlığın sembolüdür. hangi insan evinde loş ışıklar altında klasik müzik eşliğinde bir kadeh şarabını içerken huzur bulmaz ki..

    size kendi hayatımdan birkaç örnek vermek isterim..

    bir pazar günüydü.. dinlenmek isteyen misuf, klasik müziklerle dolu mp3 çalarını yanına almış, koltuğa uzanmış bulmaca çözmekteydi. amacı klasik müziğin hem rahatlatıcı etkisini kullanıp bulmacada çılgın atmak, hem de dinlenmekti. kendini o kadar rahatlamış hissediyordu ki, babasının elinde iki torba=8 kilo bezelyeyle kendisine doğru ilerlemesinin altında hiç art niyet aramadı. yanından geçip gideceğini sanan misuf, bir anda kendini 8 kilo bezelyenin arasında bulmuştu.. evet.. işte aile reisi baba, misuf'un klasik müzik etkisiyle mayışmasından faydalanıp onu bezelyeleri soymaya mecbur bırakmıştı. 3 saat boyunca klasik müzik eşliğinde bezelye soymanın getirdiği hayattan baymışlık sonucunda "eeeeeeeeeh yeter ulan skerim klasik müziği de soymuyorum ulannn bezelyeleri" nidaları eşliğinde özüne dönüp klasik müzik serüvenine son vermişti.

    şaka bir yana, klasik müzik kültürü herkese gereklidir. adı bilinmeyen ama herkesin kulağının aşina olduğu birçok şarkı klasik müzik eseridir ve o şarkılar hakkında en azından iki üç kelime edebilmek kimseye zarar vermeyecektir.

    bazı klasik müzik bestecileri ve bana göre en güzel eserleri;

    (bkz: johannes brahms) ==> (bkz: hungarian dance)
    (bkz: wolfgang amadeus mozart) ==> (bkz: eine kleine nachtmusik), (bkz: mozart senfoni no 40), (bkz: rondo alla turca)
    (bkz: ludwig van beethoven) ==> (bkz: fur elise), (bkz: beethoven senfoni no 9)
    (bkz: frederic chopin) ==> (bkz: fantaisie impromptu)
    (bkz: antonio vivaldi) ==> (bkz: le quattro stagioni)*
    (bkz: johann pachelbel) ==> (bkz: pachelbel's canon in d major)
    (bkz: george frederic handel) ==> (bkz: sarabande)
    (bkz: johann strauss) ==> (bkz: the blue danube)
    (bkz: niccolo paganini) ==> (bkz: caprice)
    (bkz: nicolai rimsky korsakov) ==> (bkz: flight of the bumble bee), (bkz: scheherazade)
    (bkz: felix mendelssohn bartholdy) ==> (bkz: wedding march)
    (bkz: piyotr ilyiç çaykovski) ==> (bkz: çaykovski senfoni no 6)
    (bkz: franz schubert) ==> (bkz: unfinished symphony no.8)

    klasik müzikle ilgili en ufak bir önyargısı bile olanların en azından bu bestecilerin eserlerini bir kere dinlerlerse eminim ki araştırarak daha yüzlerce esere ulaşma isteği olacaktır içlerinde.. naçizane tavsiyemdir..
    (misuf, 04.06.2007 01:17 ~ 01:23)
  13. müziğin evrenselliğinin kanıtıdır. klasik müzik ne avrupa'ya ne amerika'ya ne de uganda'ya özgüdür; aksine muazzam boyutlarda evrenseldir.
    (kane, 05.06.2007 22:01 ~ 22:02)
  14. yoğun iş temposunda çalışan kişilerin, yaşam hızına denk düşmediğini tespit ettiğim bir müzik türü. misal, 9 saat ayakta sürekli aktif çalışan ve üstüne hiperaktif bir bünyeye sahip olan kişilerde, bu tarz müzik bünyeyi frenler ve verim alınamaz. aynı tespit özel hayatında hiperaktif olan kişilerde de geçerlidir. inişli çıkışlı sürekli durağan olmayan klasik müzik eserleri de vardır mutlaka. lakin ben genelledim.
    (kolik, 08.07.2007 01:43 ~ 01:44)
  15. günümüz müziğinin temelini oluşturan, insanı bazen coşturan, bazen de hüzünlendiren müzik türü. ama ne yazık ki toplumumuzda bu türün dinleyicilerine entel etiketini yapıştırmak artık vazgeçilmez bir ihtiyaç haline gelmiştir. yok batı emperyalizmiymiş, yok gavur müziğiymiş, yok homoseksüel kültürün vazgeçilmez bir parçasıymış, yok gürültülüymüş...bu ve buna benzer eleştiriler karşısında patlamak üzere olan bir yanardağı gibi lavlar püskürtmek istersiniz, ama çevrenize baktığınızda herkesin, sizi eleştireni tasdik eder şekilde, alaycı bir gülümsemeyle, size bakması tüm savunma çabalarınızı yerle bir eder.

    zevkler ve renkler hakkında tartışma yaratabilecek kadar dallamalık potansiyeline sahip olan bu arkadaşlara ne diyebiliriz ki? denilecek çok güzel sözcük grupları var ama yazmayalım şimdi, kirletmeyelim buraları...
    (patheticpoet, 08.08.2007 12:35 ~ 19:16)
  16. tom ve jerry olmasa milyonlarca insanın dinleyemeden gideceği müzik türü.
    (i screama you screama we all scream for ice creama, 25.09.2007 17:31)
  17. bu ülkede sadece batı müziğini sevmekle yetinemezsiniz, yarım adam diye bakarlar size; alaturka denilen tek sesli müziği de benzeri bir içtenlikle dinleyeceksiniz. johannes brahms'tan söz açılmışken bir punduna getirip mustafa cavuş'u da araya katabilirseniz sizi dinleyenlerin gözleri faltaşı gibi açılır, "ne bilgili adam bu!" diye şaşırıp kalırlar. yine böyle, diyelim viyolonsel mi çalıyorsunuz, benzeri bir ağırbaşlılıkla utta da peşrevler geçeceksiniz ki, bu yurdun ideal aydını olasınız.
    (nino quincampoix, 01.10.2007 09:42)
  18. evime gelen arkadaşımın bakış açısı ile yurdum insanın klasik müziği nasıl değerlendirdiğini çözmüş durumdayım:

    -bu ne lan kapat şunu
    +sebep?
    -amına koyim herif kafasına göre tuşlara basmış size de klasik müzik diye yutturmuş.
    +ulan balta chopin aynı melodiyi notalara bakmadan 1500 kere çalmıştır.
    -her boku da bilme
    +olur
    (firsattanistifade, 25.02.2008 14:27)
  19. klasik müzik insanı dinlendirmez. insanı yıkar, yeniden yapar.
    (muse, 03.03.2008 11:53)
  20. 21. yüzyılda şekil değiştirmiş ve post rock adına bürünmüştür. her iki hali de lezizdir, ama post rock hali daha bir lezizdir.
    (geber marla singer, 23.05.2008 10:18)
  21. a clockwork orange izledikten sonra korkuyla yaklaştığım ancak dinlemekten kendimi alamadığım müzik türü. ne zaman biri bana beethoven seviyorum dese içim bi garip olur yinede..
    (epitaph, 30.05.2008 16:59)
  22. insanın ruhunu okşayan müzik.üzerinde en çok emek geçen müzik.
    (anesthesia, 01.09.2008 22:46)
  23. bu müziğin gelişiminin bir özetini geçmek gerekmekte:

    avrupa'da klasik müziğin temeli din ve kilise olmuştur. dönemin halk müziğiyle beraber icra edilen ikinci türüdür ve son derece büyük bir ciddiyetle yapılır. çünkü o müzik eşliğinde dua edilmektedir. duanın da müzik eşliğinde okunma sebebi, müezzinlerin ezanı türk müziği makamlarıyla okumalarından farklı değildir. insanoğlu, inanç olgusunun müzikle beraber daha güçlü ve etkili olacağını anlamış, yüzlerce yıl boyunca bunu tatbik etmiştir. rönesans ile beraber, dinsel müziğin kuralları kiliseden dışarı çıkmaya ve halk müziği öğeleriyle karışmaya başlamış, o zamanın tek profesyonel bestecileri olan rahipler, din dışı müzik de bestelemeye başlamışlar, daha sonra da bu müzikleri matbaa sayesinde yayınlayarak halk arasında yaygınlaşmasını sağlamışlardır.

    klasik müziğin "saray müziği" olduğu, döneme ait şartlar nedeniyle pratikte öyle görünse de, teoride büyük bir yanılgıdır. bu düşünce, 17-18.yy.da ortaya çıkmıştır, nedeni de tüm iyi müzikçilerin ya saraya ya da bir soylunun koruması altına girmesidir. öncesine bakarsak: barok dönemde kısa zaman içinde büyük bir gelişme sürecine giren müzik; corelli, vivaldi, couperin, haendel ve elbette bach gibi büyük müzisyenler ile bir zirve yaşamıştır. daha sonra halk, diğer sanatlarda olduğu gibi müzikte de son derece süslü ve karmaşık yapıda olan barok müzikten bunalmış, daha sade, anlaşılır, yalın müzikler dinlemek istemişlerdir. bu isteğe bağlı olarak "rokoko *" adı verilen dönem başlar. bu dönemde haydn, gluck gibi besteciler bu müziğin en önemli temsilcileri olurlar. ve bestecilerin her biri, bir soylunun emri ve koruması altındadır, haliyle soylu kişi ya da imparator ne isterse onu yapmak zorundadırlar. adamlar da elbette vals, menuet gibi danslar yazmalarını istemişlerdir. zaten bestecilerin eserlerinden hangilerinin saray için hangilerinin müzik için olduğu hemen anlaşılır.

    aynı zamanda bu dönemde ilk popüler müzik akımı başlar. kuhlau, clementi gibi bestecilerin eserleri herkesin dilinde dolaşmaya, her piyanodan yükselmeye başlar. fakat öyle bir adam gelir ki avrupa müzik dünyasına; müziği, müzik anlayışını ve müziğin tarihi gidişatını tamamen değiştirir: wolfgang amadeus mozart.

    mozart, pek istemese de saraya girmek durumunda kalmıştır. çünkü o dönemde bir müzisyenin başka türlü rahat yaşama şansı yoktur. geçmişe nazaran ilginç olan; mozart'ın müziğinin, bulunmaz kumaşlardan elbiseler giyip, paha biçilmez kokular sürüp mücevherler takıştırıp balodan baloya giden görgüsüz saray takımından, ineğinin kenelerini temizleyen, iki patates ekebilmek için ellerini çamurda parçalayan köylüye kadar herkes tarafından çok sevilmesi, benimsenmesidir. çünkü bu adamın müziği, onların dilinde konuşmaktadır: almanca. herkes ne dediğini anlamaktadır. bir klasik müzik bestecisinden çok, bir halk ozanı olarak görülmektedir ve müzik anlayışını tamamen değiştirmiştir. ilk halka açık konserler mozart zamanında bestecinin kendisi tarafından yapılmıştır.

    fakat sarayda genişleme ve gelişme alanı bulamayan müzik, halka yeterince ulaşamıyor, sadece zenginlerin ve görgüsüzlerin dinlediği bir müzik biçimi olarak görülmeye devam ediyordu. müziğin bu çıkmazdan kurtulması için tanrı, iki kurtarıcı gönderdi: fransız ihtilali ve ludwig van beethoven.

    beethoven, yukarıda bahsedilen zengin saray balosu takımından resmen iğrenen, onları bulduğu her fırsatta aşağılayan ve hor gören, kafalarındaki perukların ardında aslında bir bok çuvalı taşıdıklarını yüzlerine söyleyen ve haliyle bu ahali tarafından hiç sevilmeyen, onlar için kaba saba, küstah, ahlaksız ama müthiş yetenekli bir müzisyendir. "sıradan halk" ile iç içe yaşadığı zaman mutlu olan, onlarla anlaşabilen, en önemlisi onları anlayabilen ve anlatabilen bir bestecidir. söz konusu ortam nedeniyle sırf para kazanmak amacıyla gidip davetlerde konserler vermektedir. fransız ihtilali ve uyanan milliyetçilik akımının da etkisiyle çocukluğundan beridir büyük bir vatansever olan beethoven, yazdığı müziklerle halk tarafından inanılmaz derecede benimsenmiş, kısacası halka inmesi kolaylaşmıştır. kendi duygularını ve parçası olduğu halkının özlemlerini ön plana çıkartmıştır. mozart'tan farklı olarak bir halk ozanı değil, "siyasi" müzikler yazan ve muhalefetini notalarla gösteren, halkının deyimiyle tam bir "yurttaş", bir "aydın"dır. alman müziğini, alman halkıyla tam anlamıyla tanıştırmıştır. romantik dönemi açmış, ardından gelen besteciler için mükemmel bir ortam yaratmış ve esin kaynağı olmuştur. artık bestecilerin soylulara ihtiyacı kalmamıştır.

    sonraki yüzyıllarda bu müzik, "klasik" sıfatından ayrılmış, "ulusal" sıfatını almıştır. mesela şostakoviç klasik müzik bestecisi değil, rus bestecisidir. ya da türk bestecilerdir saygun, erkin, tüzün... bununla beraber ulusal müzik ekolleri serbestçe gelişmiş, her memleketin kültürünü temsil eden besteciler yetişmiştir. günümüzde ise teknolojinin ve şartların da gelişmesiyle bu müzik, halktan yine uzaklaşmıştır. insanlar on iki ton tekniğiyle "aa, nasıl yapmış" diye şaşırmak, tınısal-spektral ya da puantal teknikle "aa, ne kadar muazzam bir tını-bir motif" diye şok geçirmek istememektedir. heyecanlanmak, duygulanmak, neşelenmek, coşkuya kapılmak ve kendi anadilinde konuşulanı duymak; yani o müziğin kendi hislerine "kendi dilinde" tercüman olmasını istemektedir. aynı beethoven'ın, mozart'ın ya da çaykovski'nin zamanında olduğu gibi.

    aslında genel anlamda hiç de "huzur veren, yumuşak, sakinleştirici" bir müzik türü değildir klasik müzik. eserlere göre değişir. gerçekten huzur veren, mutlu eden eserler de olur, öfkeliyken dinlediğinizde cinayet işletebilecek olan yapıtlar da mevcuttur. yani yerine göre hiç bir müziğin yapamayacağı şekilde, fena halde rahatsız eder. beethoven'in beşinci senfonisini dinleyip "huzur bulan" veya çaykovski'nin patetik senfonisini (no.6) dinleyip neşelenen bir yaşam formu bilinmemektedir. çünkü bir bestecinin elinde "müzik" gibi mükemmel bir araç vardır; eğer kullanmasını bilirse, dinleyicisini istediği zaman üzebilme, istediği zaman heyecanlandırma veya sinirlerini germe özelliğine sahiptir. kurgulardaki psikopatların genelde klasik müzik dinleyicisi olarak gösterilmesinin nedeni de, klasik müziğin "evrensel" şekilde, duyguları tam anlamıyla yansıtan müzik olmasıdır. mesela, stravinski'nin "bahar ayini" adlı eserinde asla konsantre olamazsınız yaptığınız işe. veya psikopat örnek verelim: leon filmindeki stansfield karakterinin de beethoven'in"coriolan" üvertürünü dinleyip sokağa fırlıyor olması, kuvvetle muhtemeldir.

    halk müziği dinsel müziğin, dinsel müzik klasik müziğin, klasik müzik de kendinden sonraki tüm müzik türlerinin kapı aralayıcısıdır; ve elbette her müzik türünde olduğu gibi, dinlemesini bilene ve zevk alana hitap edecektir.
    (akhilides, 11.09.2008 15:37 ~ 15:46)
  24. yoran bir müzik türü...

    evet, dinlendirici denmiş felan ama şöyle ki, aslen metal dinleyicisi olan ben son zamanlarda klasik müzik deneyeyim diye yırtınıyorum..bir sürü de parça indirdim, bir süredir dinlemekteyim. ama bu müzik beni gerçekten yoruyor, zira sürekli birşey olacak diye bekliyorum, karnıma ağrılar giriyor. belki vokal olayına çok alıştığımdandır, belki deli riffleri, bateri ataklarını hissetmediğimde yeterli hazı alamamam ve bunları beklememdendir ama ciddi anlamda yoruluyorum klasik müzik dinlemeye çalışırken...

    belki yanlış eserler, belki de sadece geçiş süreci; ne olursa olsun tekdüzelik öldürüyor beni klasik müzikte...du bakalım biraz daha katlanayım buna, alışırım belki...
    (insansevmeyenhayvan, 30.12.2008 00:51)
  25. klas müziktir...
    (nick bulmak pek zor iş, 30.12.2008 00:52)
 sayfa  / 2