kendime itiraf ediyorum ki dinlemesi zor bir müzik türü. neden? iki neden buldum kendimce. paylaşayım:
i. ses (
sound). her ne kadar onlarca farklı çalgı kullanılsa da, seslerin rengi hep aynı. bu da sıkıcı bir durum. tabii ki zamanında elektrikli amplifikatörler, dijital ses işleme vs. olmadığından icracıların çok seçenekleri yoktu. aksine çağdaş müziğe bakarsak çalgı çeşitliliği dramatik ölçüde azalmış durumda. onun yerine sesin rengiyle, biçimiyle oynamayı sağlayan aletlerimiz var. bugün sadece iki gitar ve bir davul takımı ile bin türlü farklı müzik icra edebilirsiniz. bu da çeşitlilik demektir. bu çeşitliliği sağlayamadığı için tüm klâsik batı müziği eserleri size aynıymış gibi gelebilir.
ii.
adagio. nedir abicim o adagio bölümleri? ezgi ver bana, coşku ver, aklımda kalacak bir şey ver. özellikle klâsik dönemden başlamak üzere kırk dakika senfoni besteleyip sonuçta akılda kalacak iki ezgiyle biten parçalar yazmak moda olmuş. pekiyi ne oluyor bu kırk dakika boyunca? olan şeyin adı adagio! yani, ağır tempo. "klâsik müzik rahatlatır" iddiasının temelinde olan, kimsenin hayatı boyunca hatırlamayacağı bayık ağır tempolu bölümler. çalınan nota sayısı diğer bölümlerden fazla olmadığı hâlde, ağır tempolu oldukları için parçanın büyük bölümünü kaplıyorlar ve sizi o güzel ezgiyi, o coşkulu bölümleri duyamadan canınızdan bezdiriyorlar. (elbette bu konuda beni ezecek otoriteler vardır; saygı duyarım.)
bu sorunları aşmış bestecileri ve eserleri zaten hepimiz biliriz. bazen de o kırk dakikalık parçalardan "asıl" kısımlarını çıkarır öyle kullanırız. onları cep telefonu melodisi, reklam arkası müziği yaparız. diğer taraftan, oturup baştan sona dinlemek de güzeldir bu parçaları. çünkü çağdaş müzikte duyamayacağınız kadar dinamiklerdir. çoşar, durulur, sinirlenir, gülerler. bu da bir telefon melodisinde hissedemeyeceğiniz önemli bir farktır.