genellikle başka bir esere/ürüne/duruma "benzemesi" için yapılmış, bu yüzden içi boş, özü olmayan sanat eseri (?), tasarım, nesne, durum, vs. "kiç" okunur.
görende kötü bir tat bıraktığından bahsedilir, gören kişinin sosyokültürel durumuna göre de değişir tabi. birilerine göre "çok güzel" olan bize göre kitsch olabilir. kitsch'ten tamamen arınmış bir yaşam zordur, ne kadar kaçarsanız kaçın o sizi bulur. zaten genellikle eğlencelidir kitsch, fazla dert edilmez (sanat ve tasarım dışında tabi).
modernizm kitsch'ten kaçmaya çalışırken
postmodernizm onu kucaklar, zaten temel olarak her türlü kategorizasyona olduğu gibi elit kategorizasyonlara da karşıdır postmodernizm, ayrı bir kitsch kategorisine inanmaz, elitlerin de çoğunluğun zevkine saygı duymayı öğrenmesi gerektiğini söyler.
çevreden biraz örnek verelim netleşsin: dalga geçtiğimiz eski türk filmleri (özellikle türkücülere özel çekilenler), şarkıları ve klipleri (
hey corç versene borç), bazı yeni türk filmleri (
maskeli beşler ırak,
dünyayı kurtaran adamın oğlu), elektronik eşya üzerinde olsun ya da olmasın dantel, küçük seramik biblolar, kuş sesli kapı zili, aslan kafası şeklinde kapı zili, cep telefonu melodileri (veya zil sesi olarak sevilen şarkıların koyulması), minibüs süslemeleri, eski istanbul evi şeklinde boyanmış trafo kulübeleri, banu alkan, genç parti, marilyn monroe kıyafetli seda sayan,
gülben ergen live in istanbul. şimdi dikkat ettim de, türkiye gibi "yaptım oldu" bir ülkede kitsch fazlaca yer kaplamış vaziyette. disneyland, las vegas gibi yerlerin kitsch olup olmadığı ise ciddi ciddi tartışılmakta.
absolut da duruma el atmış tabi:
http://www.absolutad.com/...
bilinçli olarak, "bu kitsch olsun da ilgi çeksin" diye yapılırsa
camp denir. banu alkan camp'tır bu durumda herhalde.