bunun devamında saçma sapan laflarına ''kitap zaten benim uykumu getiriyor'' , ''sıkılıyorum kitap okumaktan'' diye devam eden gelişi güzel ve insanın sinirini bozan boş insanla boş muhabbet.
insanların hayattan farklı şekillerde beslenebileceğini düşünen kişinin tezini biraz ukalaca savunmasıdır. kitap okumak küçük yaşlarda edinilmesi gereken bir alışkanlıktır ve olmadı mı maalesef olmaz. fakat bu yöndeki eksikliğinin farkında olan kişi arkadaş çevresini geniş tutmak,bol bol farklı fikirleri dinlemek gibi yöntemlerle kendini farklı şekillerde geliştirebilir.
-abi 2020 de haplar çıkacakmış ,böyle saatlerce kitap okumakla zaman kaybetmeyecekmişiz.bir hap yutunca bir kitap okumuş olacakmış insanlar.
-essah mı diyon?
bişey hiç yapılmamışsa, hayatında bir yeri yoksa zaten onun eksikliğini hissetmez insan. türkiye de kokoreç yasaklancakmış, bunun eksikliğini yağmur ormanlarındaki kabile reisi neden hissetsin ki...
vaktizamanında bir demecinde "ben roman okumam, roman masaldır" demiş olan turgut özal'ı akla getiren söz. "kitap okumam ben, eksikliğini de hissetmiyorum" diyen insan kategorisine turgut özal da kısmen dahil edilebilir pekala.
william wordsworth'ün de savunduğu düşünce olduğu söylenir. "kitap okumaktansa bir kaya üzerinde düşünmeyi tercih ederim" demişse de bunun günümüz şartlarında hiçbir geçerliliği olamayacak önerme olduğu açıktır. çünkü günümüzde ne üzerinde oturup hayatı çözümleyecek bir kaya kalmıştır, ne de bu kadar vakit. geçmişte yazılmış dev eserler de bu günler için kaleme alınmıştır zaten. kitap okumak iyidir, hayatidir. saçmalamayalım.
bu da böyle bir anımdır ana temalı giriler pek hoşuma gitmese de böyle bir öküze denk gelmiştim ve paylaşmak istiyorum.
izmir'de bir arkadaşımı ziyarete gittiğimde, babasının evindeki bir kamyon dolusu ıvır zıvır eşyayı satmak gibi bir işimiz vardı. biz de izmirin ikinci el mobilya alım satımı yapanlarının doluştuğu bir caddeye gittik, üç tane cebinde bok gibi parası olan insanlıktan nasibini alamamış tüccarı alıp eve eşyaları göstermeye geldik. eşyalar ile ilgili pazarlık yapıldı, fiyatta anlaşıldı ve kamyoncu beklenmeye başladı. bu arada hiç istemesek de bu adamlarla çay içip sohbet etmek zorunda kaldık.
tüccar 1: siz ne iş yapıyosunuz?
arkadaşım: ben öğretmenim.
tüccar 2: ya ne işin var öğretmenlikle, bu paraya sen ufak bi köşe tut, gazete sigarayla başla, iki seneye market açarsın. (zeka küpüdür kendisi)
a: senin çocuğuna kim ders verecek o zaman?
t 1: onun oğlu çok şükür ilkokuldan kurtuldu, şimdi berber dükkanı var, hem de bornova merkezde, hehheh
t 2: (bana) sen ne iş yapıyon yeğen?
ben: çevirmenim
t 3: (gözler faltaşı) nası iş oluyo o?
b: yabancı bi kitabı alıyosun, onu türkçeye çeviriyosun.
t 1: ne kadara yapıyon bi kitabı? biz bi video aldıydık, onun kılavuzunu anlamadık.
b: (ybsg) yapmıyom ben öyle işleri.
t 3: ne yapıyon peki?
b: roman (anlamayacaklarından diğer türler sayılmaz) yapıyom.
t 2: kaça?
b: (ybsg) değişiyo işte (ortalama bi rakam söylenir artık konu kapansın diye)
t 1: çok iyi kazanıyon lan!!!
b: ama bu iş en az 6-7 ay sürüyo
t 2: la bizim oğlan çok akıllı, o olsa bi ayda yapar ama zenaata verdik işte biz onu
t 1: yok lan yapamaz, roman diyo roman aç kendini, bizim baldızda var bi roman tam dört cilt, nereye yapıyo.
t 2: neyse ki bizim baldızda yok (topluca gevrek gevrek gülüşmeler). kim uğraşçak onunla bi de.
-şimdi çocuklar kitapta okuduğunuz üzere deneyi yapmak için bir tahta veya odun parçası gerekiyor,fikirsizhan sen anlatabilir misin?
-anlatamam, zira kitap okumam ben eksikliğini de hissetmiyorum hocam
-çok güzel,derhal deneye geçebiliriz o zaman,sen uzan şöyle hemen başlayalım
kitap okumayı seven,bütün kitapları okuduğunu anlatmakla haklı bir gurura ulaşmış,fakat bu gururu şımarıklıkla karıştırmış bir bayanla sohbet sırasında; kitap okumam ben eksikliğini de hissetmiyorum zaten cewabıma karşılık 'pekala ezikliğini hissediyormusun'sorusunu aldığım,sinirlendiğim fakat devamında beni kitap okumaya teşvik etmiş bir cümledir.(bkz: dumur eden sözler)