"nasılsa notlar açık, yemişim ne çalışıcam" diyenlerin g.tünde patlayan hocaların "notlar açık olsa da bi s.kim yiyemezsiniz" demeye getirdikleri sınav türü
kanımca kendine üniversite diyen her kurumda uygulanması gereken sistem. burası lise mi ki formül ezberlicem. üniversite eğitiminin amacı sorunu kavramak ve nasıl çözeceğini anlamaktır. formül ezberlemek, bunları iki saat amele gibi uygulamak artık bilgisayarların işidir.
kimi hocaların;
"evet üniversitede sınavlar defter kitap açık yapılmalı"
dedikten hemen sonra;
"ama ben yapmayacam muhahaha"
diye dalga geçtikleri eylem.
birçok hocanın kullandığı öğrenciyi manen çökertme yöntemi. o sınavlarda çıkan soruların hiçbir zaman defterlerde bulunmaması da ayrı bir tartışma konusu.
normalden daha kötü olduğunu iddia eden insanların aksine benim çok daha fazla randıman aldığım sınav şekli. ilk 1 saat çalışılır, ikinci saat da baka baka kağıt doldurulur. sınava girmeden önce konulara değil içindekiler bölümüne çalışmak, neyin nerede olduğunu iyi öğrenmek gerekir.
not: bu giriye eksi oy verenin kim olduğunu gerçekten çok merak ediyorum. mühim bir şey değil ama harbi merak ettim *
bilin ki o sınav kıçınızda "gümmmm" diye patlayacaktır.
itü kimya mühendisliği*nin bölüm derslerinin hemen hemen hepsinin vize ve finalleri bu şekilde yapılmaktadır
olasılık ve istatistik dersini veren dilek boyacıoğlu'nun finalde bile uyguladığı ve hem derse devamlılığı hem de not tutmayı sağladığını düşündüğüm eylem.
ayrıca bu durum hciv sınavında hocanın *defter kitap açık dedikten sonra hatta kuran bile açabilirsiniz *diye espiri yapması ile başlayan ve mutlu bir şekilde biten bir süreçle bilkent te gerçekleşmiştir.
aslında hocanın öğrenciye ve kendine ne kadar güvendiğini de göstermesi açısından önemli bir sınama metodudur. şöyle ki; öğrencinin kopya çekmeyeceğine veya hocanın dersi o kadar anlaşılır anlatması üzerine zaten kopya çekmeye gerek kalmayacağına, diğer bir yaklaşımla; öğrencinin kopya çekse bile bunu case pozisyonuna -eğer konuyu vaktiyle anlamamışsa- zaten uygulayamayacağına müthiş derecede inanmış hocalar bu yönteme baş vururlar.bana kalırsa gerçekten kitap defter açık olmalıdır ve öğrencinin, kendisine sunulan örnek olaylar üzerinde formül, metot veya yöntemleri uygulama becerisi ölçülmelidir.neden mi_? çünkü, patronlar sizin gidiş yolunuza veya formülü nereden bulduğunuza değil, yönteminizin para kazandırıp kazandırmadığına; sorunları çözüp çözemediğinize bakarak performansınız değerlendirirler. şöyle bir özlü söz eklenerek olay bağlanabilir: 'dünya sizin karşılaştırdığınız fırtınalara değil, gemiyi limana getirip getirmediğinizle ilgilenir.'