bir insan, başka birinin üstelik kan bağı olmayan birinin her ihtiyacı olduğunda yanında olur mu? üstelik bunu geçtiğimiz beş yıl içinde, her alarm durumunda yapmayı başarabilir mi? bunu yapan insandır, kiok.
"bana sinirlen, bana vur, böylelikle onun için üzülmeye fırsat bulamazsın" dedi bana. bir insan elini taşın altına koyarsa, böyle koymalı.
yazmıyor, henüz alışamadı ama yazarsa tam yazacak biliyorum. sabırla bekliyorum.
geçen altı yılda, birbirimize karşı cins hakkında tüyolar verip durduk. haaa bir işe yaradı mı? kesinlikle yaramadı.
daha dün gece; ben ona "öyle demeyeceksin yaaa, neg yapıp güvenini kıracaksın. öyle klasik iltifatla olmaz!!" dedim. karşılığında o bana "aramayacaksın süründüreceksin!! iyi davranmayacaksın!! bu kaçıncı söyleyişim yaa?" dedi...
ne o sevdiği birinin güvenini kırmak ister, ne ben sevdiğim birini aramadan durabilirim. dedim ya bi işe yaramıyor sohbetler diye. yediğimizi masadaki tartışmalarda yakıyoruz.
ancaaaak; o olmasa, renkler değişir, başka bir şey değişmese de. ben bunu biliyorum.
başıma gelen kötü şeylere hep "iyi oldu, valla ben çok sevindim" diyen bir insandır. "hayırlısı müessesesi"nin vücut bulmuş hali. sinir oluyorum, evet.*
dün akşam yemek yedik beraber, gülüyoruz, eğleniyoruz.
derken konu benim kiok'un 10 günlük yokluğunda takındığım insancıl tavırlara geldi. hunharca eleştirdi beyefendi beni. yok efendim herkes benim gibi değilmiş, empatinin lanetinden kurtulamamışım, dünyayı herkesin mutlu olabileceği bir yer sanıyormuşum, sözlükteki insanların tamamıyla anlaşmama dahası bu insanların tümüne nazik davranmama mahal yokmuş, iki kişi varmış arızasız, onlarla da zaten kankaymışız, gerisi için neden zamanımdan veriyormuşum...
efendim, bir 10 dakika sonra bünyemdeki manyaklık enzimleri devreye girdi. --nasıl telkin ediyorsa artık.--- fikir bazında sapıtmaya, her şeye gülmeye, ne anlatmaya başlasam, konuşmaya dert etmeye değmeyecek boş sorunlar oldukları kanısına kapılıyordum.
nasıl anlatsam bilemiyorum. önce yan masada tartışan çiftin yanına oturup onlara aşkın negzel bir şey olduğundan bahsetmek istediğimi söyledim. güldük. ben niyeti bozdum. dedim ki; "bunlar kavga ediyor kiok, gideyim yaşlı gözlerle sevdiğimi yitirdiğimden bahsedeyim. birbirinizin değerini bilin diyeyim, olmaz mı? ağlayayım becerebilirsem biraz." dedim. "olur diyeceğim ama senden korkuyorum, kalkar oturursun o masaya biliyorum." dedi, gözlerinde korkuyu, "yapar mı ya acaba? yok artık o kadar da değil" diyen aklıselim insanı gördüm.
diyeceğim şudur: biz biraraya geldik mi manyaklaşıyoruz. boşverci, adamsendeci bir ruh haline giriyoruz. gülüp duruyoruz, çocuklaşıyoruz.
ancak sanıyorum kendisi de kabul edecektir ki ben kendisinden daha manyağım. hmm bi de; rixos'ta yerimizi ayırttım, nüfus cüzdanının yerinde olmadığını fark ettiğinde; her şey için çok geç olacak.
bunca zaman tanımlamayarak büyük eşşeklik yaptığımdır. içtiğimde başkalaşıyorum mütemadiyen - hulk yanımda neşeli şirin kalır aq - niye bilmiyorum. içimin köşelerine sakladıklarım su yüzüne çıkıyor kuvvetle muhtemel. bu kanka listeme eklediğim de içtiğim gecelerde arada bana denk geliyor paşam. bu efendiliği olmasa ikinci akşamda " lan skecem muhabbetini, gerdin baydın aq " der çeker giderdi ya işte o vakit anladım sağlam adam olduğunu. cafcaflı kelimeleri dağarcığımdan bulup çıkaramayacak durumda da olsam; diyebilirim ki adamın hasıdır, harbiden hasıdır.
kaç zamandır nickaltından taciz etmediğim can parçası.
hastalanmıştı biraz, polikliniğe enjeksiyon yaptırmaya gitmiş. çıkarken de "hayırlı işler" demiş enjeksiyonu yapan sağlık memuru kişiye... temiz kalpli, duası tutan bir insandır. dolayısıyla eminim ki; sabaha kadar tam randıman çalışmıştır orası.
sevgili ankaralılar, ilerleyen günlerde hasta olup doktora gittiğinizde reçetenize yazılan iğnelerden sorumlu insanı ispiyonlamayı bir borç bildim... zira dürüstlük her şeyden önemlidir.*
güzel insandır. sözlükte tanıştığıma sevindiğim kişilerin başlarında gelir.
hayata duru ve olumlu bakışı ile benimsediği hep destek tam destek felsefesi iyi bir dost için vazgeçilmez özellikleridir.
bir de iyi yazar, güzel ironileri ve taşı gediğine oturtan çarpıcı benzetmeleri damakta hoş bir tat bırakır. bazen acı bir tat da bıraktığı olur insanın kendisine dahi itiraf edemediği acıklı gerçekleri önünüze koyarak ama zaten iyi bir aşçı acıyla tatlıyı , birbiriyle uyşmaz sanılan tatları bir kardeş gibi elele tutuşturan kişidir.
içini gösteren kocaman gözleri var...
camdan sanki...
o kadar da iyi, o kadar da iyiniyetli ki... birşey sordum cep telefonuyla ilgili... insan bir "sonra bakarız" der, "sen bunu servise götür" falan der, geçiştirir mesela değil mi? yok... yolda yürürken takılıp düşme pahasına 10 dakika uğraştı nerdeyse, biz zinkafnun'la laylaylom laflayıp dedikodu yaparken...
"allah allah ya", dedim içimden... "ben onun kadar sallamıyorum, o dert edindi kendine..."
bir de mütevazı, hoşsohbet... yerinde tespitleriyle rahatlatıveriyor dinlediğini, "evet ya, manyak mıyım, niye takıyorum ki..." diye düşünüyor insan...
yazılarına gelince; öyle her başlığa atlamıyor, yazdı mı güzel yazıyor... okunası, "işte bu" denilesi oluyor girileri...
bir de sözü var, yerine getirmesini dört gözle beklediğim... kiokcummm söylesin, ben notlarımı alayım, sonra beklemede kalayım... (yanlış anlamayın, hisse senedi tiyoları falan değil bahsi geçen... daha önemli!!)
efendim, gün gelir bir nargileyi paylaşırız kendisiyle ve fakat hepsini içiyor, iki nefes vermiyor. ne iş anlamadım.
hani hayat müşterekti, hani paylaşırsan çoğalıyordu... iyi uyutuyor beni ya, hadi hayırlısı.
hayatımda gördüğüm en heyecanlı insan... sanarsın bir minik kelebek, bir serçe... böyle pır pır, maşallah.*
aramızda şöyle diyaloglar geçiyor:
zin: kioook, acaip orijinal bir hediye aldım sana, doğum günün için. ya bayılacaksın ehe mehe, ama söylemem sakın ısrar etme.
kio: etmem.
z: ya ama görünce "aaa bu muydu hınzır seni, nereden aklına geldi?" diyeceksin; eminim... eheheh.
k: hmm, sağ ol.
z: ya ama süper bi şey. merak etme ama ehehe...
k: etmem ki.
z: (boş ekran)
ya da
zin: kiooook, parfümlerimiz geldi strawberrynet'ten...
kio: hı iyi.
z: ya ama çok çabuk geldi. ucuza da kapatık ya aklımı seveyim. ne akıllıyım ben di mi?
k: ya?
z: valla ya bu kadar çabuk gelmezdi, şanslısın yine hadi hehe.
k: öyle evet.
kariyerimle ilgili içi boş ithamlarla nickaltımı dolduran. hayır gerekli bilgileri ver aklını alacak şaheserler çıkartayım ortaya ama telepatiyle aklından geçenleri anlamamı beklemiceksin selserispor forveti. he he.