her ilk dinleyen gibi
simon and garfunkel e benzettiğim sonra biraz nette araştırma yapınca aslında adamların bu durumdan bunaldıklarını öğrendiğim
erlend oye ve
eirik glambek boeden oluşan dadından yinmez norveçli ikili.yaptıkları inanılmaz dingin, rahatlatıcı müzik ile ilgili olarakda; (bkz:
norveçte yılda sadece bir cinayet işlenmesi)
albümler için;
(bkz:
quiet ıs the new loud)
(bkz:
riot on an empty street)
norveçin havasından mıdır suyundan mıdır bilemiyorum bu ülkeden çıkan müzisyenler ne yapsa güzel oluyor.koc da böyle bir grup,akustik gitar ağırlıklı vokal ile tamamlanmış eirik ve erlend adında şeker mi şeker iki insana ait sevilinmesi gereken grup.
homesick,
stay out of trouble,
i'd rather dance with you şarkıları dinlenmeli.
(quaver, 15.01.2006 02:37 ~ 19.10.2006 00:36)
misread şarkısıyla tanıdığım(biraz geç tanıdım maalesef) ilk dinleyişimden sonra amanın bulutların üstündeyim dediğim grup.çok sakinleştirici müziği vardır.zaten iskandinavlara hasta olan biri olan ben için nirvanaya ulaşma aracıdır bu grup.ayrıca kendileri reklamdı , zart tı zurttu pek uğraşmazlar.gider turnelerine...kaç kişi gelirse gelsin önemli değil hep aynı performansı gösterirler(istanbul'da 250 satılmış kings of convenience konserine).imaj konusuna da pek girip genç kızların sevgilisi şarkıcı/grup olma hayalleri de yoktur.caymen island ve misread şarkılarını herkese tavsiye ederim.depresyona çok iyi gelir.
terapi niteliğine sahip güzel şarkılar yapan şirin ikili. kendilerini istanbul'da görme şansına sahip oldum. özellikle badly drawn boy'un 'once around the block' şarkısını pek güzel yorumlamışlardır.
parallel lines, days i had with you, winning a battle losing a war gibi harika şarkıları da bulunmaktadır. dinlemeye doyamazsınız..ayrıca misread'in videosu da harikadır bence, çok saf ve sade ve huzur dolu; bahar dalları açmış bir kırda grup üyelerinin mutlu mesut takılmalarını göstermektedir. mutlu olmak için izlenir.
grup üyelerinden birinin kendini komik gözlüklü, tembel, en gereksiz ayrıntıları hatırlamakta usta; diğerinin ise karate kid kararında, dağa bayıra tırmanan, yumuşak sesli olarak tanımladığı; "ı'd rather dance with you" adlı parçalarının klibindeki miniklerin bale yerine komik gözlüklü elemanın uydurduğu abidik gubidik dansı yaptıkları dingin ikili.
norveçli erlend ve eirik'ten oluşan, zor ve sıkıntılı bi günün ardından dinlemeye başladığınızda "oh be!" dedirtecek, bunun yanında gerek albüm kapakları gerekse videolarıyla da rahatlatacak şahane bir grup. bir de bir hatun var ki her videoda, her albümde muhakkak görüyoruz; o da eirik'in kız arkadaşıymış, ben onu gruptan sanıyordum da "allah allah hatunun ismini niye zikretmemişler ya" diyordum albüm kapaklarını incelerken.
edit: 2 yıl önce hem öküz hem de yüzeysel olduğumu unutmayayım diye silmiyorum bunu. yuh.
quiet ıs the new loud albümünün ilk şarkısı olan winning a battle,losing the war tavsiyemdir..huzurdur. ayrıca girdiğim her kitabevinde onları duymak mutlu edici bir tesadüf..
(pilat, 30.03.2007 01:09 ~ 01:17)
yorucu bir iş günü!
sanki bütün bulutlar üzerinde!
öyle mi olacak?
hangisi doğru?
neredeyim?
ne işim var burada?
neleri geride bıraktım?
neleri özlüyorum?
pişmanlıklarım mı var?
olaylar benim istediğim gibi gitmiyor!
vs.
türden serzenişlerde bulunurken bir anda kendini bir anda bu çocukları dinlerken buluverirsin. hayatın her anının yaşamaya değer olduğunu anlatır bu iskandinav veletleri.
"...
every day there's a boy in the mirror
asking me "what are you doing here?"
finding all my previous motives
growing increasingly unclear ..."
"know how" süper şarkıdır, rahatlatır, dinlendirir
''you and me alone, sheer simplicity'' demişlerdir, bu tek cümleyle bir çok şairi susturmuşlardır.
hastası mıyız? pek tabii...
(bkz:
know how)
bu adamlar için
norveç'in
bülent ortaçgil'leri demişiğim vardır...
şimdiye kadar yayınlanmış 3 albümleri aşağıdaki gibidir;
2004
riot on an empty street
2001
quiet is the new loud
2000
kings of convenience
sorry or please ile başlanması gereken grup. zaten sonrasında bırakılamıyor. huzur müziği yapıyor adamlar, huzura ihtiyacınız olduğunda da playlistinizde yerini alıyor kendiliğinden zaten.
(vocky, 09.04.2008 03:31)
eğer gerçekten aşıksanız,
gold in the air of summerı pek tavsiye etmem.insan sevdiği kişiye tapmaya başlar ki 'it's a good thing that you came along with me' cümlesinden sonra da uçuk fikirler kanınıza girmeye başlar.
bir proje ödevi için taksimden tünele inerken, güneşli bir bahar günü dinlenir. o anda çalışmak zorunda olunsa da hayat ne güzeldir denilir. güzeldir evet. (bkz:
live long)
dinlerken sıkıntıları unutturan, sakinleştiren, pelteleştiren çok başarılı grup.
homesick, know how, misread, vs.
(böcek, 07.11.2008 20:50)
versus adında da bir albümleri vardır. tamamen remixlerden oluşur.
i don't know what i can save you from şarkılarının
röyksopp remixi de bu albümde bulunur. (bkz:
versus/@2162561)
cayman islands parçasıyla bir kaç dakikalığına ruhumu bedenimden çekip almayı başaran, yüksek dozda sakinleştirici etkiye sahip arşiv grubu.
biyokimyasal olarak serotonini melatonine dönüştürdüğüne yol açtığını varsaydığım reçetesiz satılan bir müzik grubu.ilk kullanıcılara tavsiyemse, (bkz:
weight of my words) parçasını karanlık bir odada bir yatağa uzanarak ve başka hiçbir şeyi düşünmeyerek dinlemeleridir.ilerleyen dönemde hoşunuza giderse de,tüm parçalarını beğeniceğinizi de buraya yazıyorum.
iskandinav yarımadasından taşmış gönüllerimize kopup gelen ikili. insan şarkılarını dinleyip, kliplerini izleyince hayat ne güzel be diyor. sanmıyorum ki bu şarkıları dinleyen, zevk almasını bilen biri içinde kötülükler, zalim biri olsun. o kadar da iddialı laf ettim. müziği yapan da dinleyen de on numaradır benim için.