gitarist robert fripp ve davulcu michael giles tarafından 1969'da kurulan progressive rock grubu. bu güne kadar tam yirmi farklı müzisyen gelip geçmiştir king crimson'dan. değişmeyen tek eleman robert fripp'in kendisidir. dinlenmelidir.
devrinin hatta bence devrinin ötesinin de en iyi progressive rock gruplarından biri. başlarda daha psychedelic rock'a eğilimliydiler.
emerson lake and palmer ile grup arasındaki bağlantı muhteşem sesli vokalist greg lake'dir. nitekim ısrarla kendisinin vokal yaptığı albümleri daha bir severim. en başta epitaph gerçeği mevcut. (epitaph grup için, metallica'nın nothing else matters'ıdır diyen denyolar var bir de, aduket geliyor buradan gerek epitaph gerek n.e.m hakkındaki düşünceleri yüzünden.)
lake grubu bırakıp elp'ye geçer ama king crimson elbette bitmez, bilhassa red nefis bir albümdür, discipline'i de unutmamak lazım.
bu kadar iyi olmalarını en başta özgünlüklerine bağlıyorum. zamanın progressive rock gruplarından yarattıkları müzik açısından daima ayrılmışlardır. hatta günümüze bence en yakın durabilen gruptur bu alanda. babamın bana öğrettiği en nadide gruplardan biridir ayrıca, kendisine ayrıca teşekkür ediyorum.
grubun kadrosunu robert fripp ve arkadaşları* olarak da özetleyebiliriz. bir nevi steve harris* gibi daimi üyedir, grubun kadrosu on üç kere değişmesine rağmen her zaman yerinde durmuştur.
canlı performansları tahmin edilebileceği üzere olağanüstüdür. tool üyeleri pek sever bu grubu, birlikte turneye de çıkmışlardır.
yalnızca progressive rock dünyasında değil, tüm rock dünyası, hatta tüm müzik dünyasında en çok iz bırakan gruplardan biridir. ince kelime oyunlarıyla dolu ve sağlam bir temel üzerinde yükselen şarkı sözleri, onlarca üye değişmesine rağmen hiç değişmeyen müzik kalitesi ve müzikal yaratıcılığıyla ve şimdi sayamadığım daha bir çok özelliğiyle king crimson "müziğin hiçbir zaman yıkılmayacak olan efsanevi kalesi" olmuştur. albümleri sadece arşivlerde saklanmamalı, dikkatle dinlenmelidir.
in the court of the crimson king ile müzikal anlamda yeni bir çağın kapılarını aralayan fakat bunu yaparken oldukça narin ve hassas bir çizgide ilerleyen progressive rock topluluğu. i talk to the wind, epitaph, moonchild, the court of the crimson king ve fallen angel gibi oldukça duygusal parçaların yanı sıra providence gibi oldukça deneysel yapıtların da altından kalkabilmiş olmaları grubun en önemli özelliklerinden biridir.
1969'da davulcu michael giles ve gitarist robert fripp tarafından kurulmuş efsane ingiliz progressive rock grubu. jazz ve psychedelic etkilenimli de olarak tanımlanan müzikleri çoğunlukla doğaçlama üzerine kuruludur. grubun, altın yıllarını yaşadığı 69-75 arası turneden turneye koşturduğu dönemde turne esnasında doğaçlama kayıt yaptıkları da görülmemiş şey değildir.
bu grubun tek ama tek yegane düşmanı pink floyd'dur.şimdi diyeceksiniz ki melahatcım mecmuacım sen progressive dinliyorsun ama nasıl olur da pink floyd'a laf edersen işte orda dur derim kardeşim bu king crimson denen vaka piyasaya öyle bir girmiştir ki heyt lan bizde 15 kilo taşşak var biz progressive yapıyoruz diye girmiştir.amma velakin yavrularım piyasayada hırçın olmak parayı götürüyor.şimdi aklı selim bir insan uysal bir grup olan işini yapan king crimson'ımı tercih eder(yani memur).yoksa ulan para babası kim sıkacam topuğuna gibi hareketler de bulunan güzel mi güzel pink floyd'umu(yani başbakan).söz sende mehmet ali birand.
adamların taaaa 1972 senesinde nerede olduğunu, bizim ise böyle grupları neden daha önce keşfedemediğimizi, neden ülkemize gelmek için 2000'li yılların beklenip iyice yaşlanmaları gerektiğini anlayamadığım gruplardan sadece bir tanesidir....
70 li yıllarda ölümcül mellow şarkılar üretmiş şahane grup.bu şarkılar öyle duygu yüklüdür ki sözlerine bakıyım adam heralde kavuşamadığı sevgilisini anlatıyor diye düşünürsünüz (bkz: fallen angel).ancak felsefeyle alakalı,derin ve aslında insan duygularından bağımsız konularla karşılaşırsınız sözlere baktığınızda.işte bu bir başarıdır.bu bir sanattır.bu ölümcül slowlara tapılır:
bir şarkısını dinleyebildikten sonra geri kalan bütün parçalarını dinleyebilme yetisi kazandıran grup. an itibariyle parçaları dinlemeyişimin üzerinden uzun zamanlar geçmesine rağmen tekrar tekrar dinleyip bir de üzerine yenilerini ekliyorum ve gayet akıcı bir şekilde gidiyor şimdilik. ayrıca şimdiye kadar hiç ilgilenilmemiş ama bir de böyle birşey var;
(bkz: fallen angel)
nedense rock çalan radyolarda sadece epitaph adlı şarkısına yer verilen gruptur. halbuki starless gibi aşmış bir şarkı yapmıştır bu adamlar. onu geçtik diyelim; people var, dinosaur var, three of a perfect pair var, deception of the thrush ya da ladies of the road var. neden bunlar çalınmaz ki? albümden düz dinlemek yerine konser kayıtlarının çalınması gerektiğini de eklemeden bitirmeyelim tabi.
21st century schizoid man adlı şarkılarındaki enstruman kullanışları ve şarkıdaki iniş çıkışlar, ritmlerin değişmesi progressive öğeleri açıkça belli etmektedirki epitaph şarkısında ise bambaşka bir duydu denizine gidersiniz.