kafadar arkadaşlarla oynandığında tadına doyum olmayan iskanbil oyunu.uğruna ne vizeler ne finaller kurban edilmiştir.yenilen arkadaşlarla geçilen daşşağı kelimelerle anlatmak mümkün degildir.
üniversite gençliğinin oyunudur.netten koaka yada mynetten oynanabildiği gibi canlı canlı oynamanın tadı bir başkadır. hele de samimi olduğu arkadaşlarla oynarken çok eğlenir insan. kafa gerektiren bir oyun olmakla beraber ve iyi oynamak aynı tecrübe gerektirir.batak bilen herkese öğrenmesini tavsiye ederim.dikkat! çok bağımlılık yapar benden söylemesi...
-kafa kağıtların gelme durumu sonucunda kimseye el vermeden oyunu bitirme durumu. başka bir değişle kafa atmak.
-değişik cezaların beraber bir oyun içerisinde ahenkle dans etmesi.
eşlisi daha beter..eşinin elini birazcık da olsun anlayabilmek ve ona göre oyun seçmek adına önceden planladığınız şifreli hareketler bir oyuna başka bir hava katıyor..batak'ın upgrade edilmişidir, poker kadar efsane bir oyun diyebilirim..
bağımlılık yapar dedikleri gibi..genelde üniversite çağları hayatımıza giren, yıllık yazılarında kesin bahsedilen cinsten güzel anılara eşlik eden bir ortamı vardır..bazen eşler, oyun arkadaşları özlenir..o kadar özlenir ki, insanı hüzünlendirebilir..
bu da kayıtlara geçsin lütfen, king yüzünden ağladım lan gecenin bir vakti..krizim geldi..nerde eski tayfa ahh ahhh..
üniversite yıllarında sabahtan akşama kadar oynayıp, akşama bir daha oynadığımız oyun. adı üstünde; kağıt oyunlarının kralıdır. eğer bir de oynanan kare işi biliyorsa tadından yenmez.
kağıt oyunlarını sevmem yalnız king bir başkadır.sizi bağlar,başından kalkamazsınız, gaza gelirsiniz, sinirlenirsiniz, kahkahalar atarsınız.oynadıkça oynarsınız. herkesin öğrenip bir süre müptelası olması lazım. yoksa yaşıyorum demeyin.
rıfkı oynanıyor. sinek 2 el dönmüştür. sen de 2 li ve 4 lü kalmıştır. savaş kazanmış general edasıyla 4 lüyü sürersin. kolatındaki 3 lü ile altına girer. sonraki kişi rıfkıyı verir. hani 2 li sende ya, onun rahatlığıyla alttan alta sırıtırsın. evet, rıfkıyı en çekişmeli olduğun oyuncuya geçirmek üzeresin, tadını çıkarayım derken son eleman da oraya bir kupa kaçmaz mı. rezillik diz boyu. hile var mı diye yanındaki sinek 3 sahibinin eline bakarsın, kalan 2 sineğin de onda olduğunu gördüğün an bittiğin andır. bildiğin tüm küfürleri savurma hakkına sahip olursun, kimse de bir şey diyemez. çünkü, siz artık oyunu terketmek için bahane arıyorsunuz, arkadaşlarında bu bahaneyi size vermemek için seni aşağılama işini 5 dakika askıya almışlardır.
koz karo oynuyorsunuz, kupa ası ve papazı çekeyim, alttan dürtüp koz çıkarayım diyorsunuz. ası çektiğiniz anda birisi kafadan çakıyor. 2 el sonra el tutuyorsunuz, bu defa o çakan bir el daha çaksın diye kupa 2 liyi sürüyorsunuz. kolaltı 4 lüyü, diğeri 5 li atıyor, ama çakan alakasız bir kağıt atıyor, çünkü tek kozu varmış, onla da senin ası ezmiştir. eli alan kişi tekrar kupa geliyor, koz bittiği için de siz papazı binersiniz, amanınnn o da ne, bu defa da senin kolaltının kupası bitmiştir, papazı da ona şeetttirdin. artık o masada oyun anlamsızdır, bırakıp kalkacaksınız.
üniversite yıllarımın en şatafatlı döneminde ,eski tayfayla sabahtan akşama kadar,geceden sabaha kadar oynadığım oyun.yeşil çuhalı yuvarlak masamız bile vardı hemde camdan.
ne günlerdi be.bu oyun başka oyunlara benzemez.iyi bilmek gerekir çünkü aynı oyuncukun bir sürü farklı oynanışı vardır.kağıtları iyi saymak gerekir çünkü elinde 2'li bile olsa rıfkıyı yiyebilirsin yada eli sattım artık el almam dediğinde karşındaki öyle bi sokar ki eli neye uğradığını şaşarsın.ve belkide en önemlisi,şans lazımdır.el almaz oynanacağı zaman elin fix se ,ne kadar iyi saysrsan say,ne kadar iyi bilirsen bil bi boka yaramaz yersin gül gibi cezayı.
çok oynadık biz bu oyunu.çok hesap ödettik ve ödedik.özledim o günleri gerçekten.