öss'de kolaymış gibi gözüken, kazın ayağının asıl üniversitede göründüğü ders. organiği vardır, fizikosu vardır, anorganiği vardır, analitiği vardır, moleküler kuantumu vardır, femtosu, makrosu, mikrosu, biyosu vardır.
(bkz. babayı kolaydır)
eczacılık fakültesinde gösterilen kimyanın farmatik ve narkotikten ibaret olduğu göz önüne alınınca kimya biliminin sadece bu alanlarıyla ilgili yüksek düzeyde kimya görmenin insanı asla kimyacı yapamayacağını öğrendiğimiz bilimin büyük bir kolu.
asıl kimya biliminin fizikokimyadan ibaret olduğu da bu gerçekğe eklenirse, önünde tarif olan herkesin lsd yapabileceği fakat asla gerçek bir kimyacı olamayacağı kabak gibi açıktır
simya'dan gelmiş bu. koca koca adamlar demiri altın yapacam diye kasmış durmuşlar. zamanla görmüşler ki birşey çıkıyor ama altın değil... gitmişler üstüne hafiften bilim olma yoluna gitmişler. amma o vakit de bi bakmışlar ki bi kural koyuyosun abdülrezzak elementi sana nanik yapıyor, kurala uymuyor. başlamış fizikçiler dalga geçmeye. "ulan sizinki de bilim mi" diye. sonra onlar da allah'ından bulmuştur. kuantumlar bi taraflarına kaçmıştır ama uzun zaman horlanmış bir bilim dalıdır. şimdi ise daha temel kurallar ile o kadar da istisna yapmadığı herşeyin muntazam ilerlediği görülmektedir. en azından benim zamanmda öyleydi...
kimya = fizik + matematik
bu iki bilim dalının sentezi olan çok geniş bir araştırma alanını kapsayan, fiziğin soyut teorileri ve matemetiğin gizemli sayılarının bütünleşmesi ile ortaya çıkarılan kusursuz formüllerin somut durumunu ispatlamada kullanılan önemli bir bilim dalıdır.
ilk olarak meslek liselerinde bölüm olarak okutulan, ama lise sonrası mühendis seviyesinde bilgileri olmalarına rağmen kimya mühendisliğini seçemeyen insanların keşke okumasaydım dedikleri bölümdür.