|
|
- (bkz: lost)
- "dört yanım hasret
unutulmuş bir ada gibiyim;
açıklarımda batmış yüzbinlerce gemi
limanım yorgun yastan... "
(bkz: nadas)
(bkz: feridun düzağaç)
- belki de görülmediği için değil, dikkat edilmediği için bilinmeyen ada. aslında gözler önünde, yetiştirmiş heybetli ağaçlarında olgun meyvelerini, suları pırıl pırıl akıyor içinde. ama kimse içine girip onu ziyaret etmiyor. sadece uzaktan bakışlar anlamsız gözlerde... uğramıyorlar asla oraya; ne bir taşı, çimi okşuyorlar, ne meyvelerinden yiyorlar, ne sularında yıkanıp coşuyorlar. sevginin hasretiyle yanıp tutuşuyor o ada, ona asla uğramayan sevginin. ama sadece dalgalar var. yalnızlığını yüzüne vurmak istercesine kıyıya vurup duruyorlar. ve her vuruşta ondan bir parça götürüyorlar. bir parça, bir parça daha... gittikçe kabarıyor, coşuyor dalgalar; daha derine inebilmek, daha büyük yaralar açmak için. daha fazla şeyini alıp götürüp zaten az kalan umudunu da okyanusun ortasında boğmak için. ama geç o ada için. artık çok geç... az kaldı dalgaların onu da boğmasına. ve bilinmezin; koskoca bir okyanusun parçası yapmasına.
- (bkz: @1318428)
- (bkz: no man is an island)
- "beni yalnız bırakın" diyen ya ergenlik dönemindeki bir delkanlının/gençkızın söylediği ya da depresyonda ki birinin söyleyebileceği söz.
- birgün birileri tarafından keşfedilmeyi beklemek ya da kimsenin bilmemesi durumuna devam ederek gizemini korumaya çalışmak.....belkide herkesin bildiği ama umursamadığı olmak durumuda diyebiliriz.
umulmadık bir anda umulmadık bir insan ve yanındaki umulmadık üç şeyle hayatımıza girme riskide ayrı bir sorun tabiki..
- keşfedilmeyi beklemektir.
|