bulut geçti, gözyaşları kaldı çimende
gül rengi şarap içilmez mi böyle günde
seher yeli, eser yırtar eteğini gülün
güle baktıkça çırpınır yüreği bülbülün
bu yıldızlı gökler ne zaman başladı dönmeye
kimse bilmez, kimse bilmez
küçüklüğümden beri bildiğim, fakat bir türlü bulup indiremediğim şarkıdır. sonunda orjinal kent ozanları albümü aldım ve bu dertten kurtuldum. bu şarkı yağmurlu günlerin background müziğidir. biraz huzursuz yapar. çok şey hissettirir. mehmet güreli nin ve ömer hayyam ın sanatının doruk noktası bile olabilir..
bu yıldızlı gökler, ne zaman başladı dönmeye?
kimse bilmez..
kimse bilmez....
gizli özne grubuna ait olan "kimse bilmez" in sözleri, buyrun..
bir kuş uçar dalından,yalnızlığa bürünürsün
isimler yazılır,isimler kazınır gövdesine üzülürsün
kimse bilmez,gölgesinden başka,
yalnızlığı da var söğüdün...
yarasına yara açar,arsız nasihatin öğüdün...
dönük sırtı aşkı bilmezin,bir gecelik çiçekte gözü
bir damla su çarpsa yapraklarına,güler ağacın yorgun yüzü
yağmur olur aşk,nehir olur aşk,ne zaman dokunur
kimse bilmez...
yolcu olur aşk,çoban olur aşk,bir kere vurur herkes bilmez...
bulut geçti, gözyaşları kaldı çimende
gül rengi şarap içilmez mi böyle günde
seher yeli, eser yırtar eteğini gülün
güle baktıkça çırpınır yüreği bülbülün
bu yıldızlı gökler ne zaman başladı dönmeye
kimse bilmez, kimse bilmez
(ömer hayyam)
kent ozanların da mehmet güreli'den mutlaka dinlenmesi gereken bir şarkı.
zuhal olcay ın mehmet güreli ye göre daha arabesk söylediği parçadır.mehmet güreli den dinlenince usul usul kanatır acını, okşar gibi yolar kabuklarını yaralarının...
"seher yeli eser yırtar eteğini gülün
güle baktıkça çırpınır yüreği bülbülün
sen şarap içmene bak, çünkü nice gül yüzler
kopup dallarından toprak olmadalar her gün
bu yıldızlı gökler ne zaman başladı dönmeye
ne zaman yıkılıp gidecek bu güzelim kubbe
aklın yollarıyla ölçüp biçemezsin bunu sen
mantıkların, kıyasların sökmez senin bu işte
bulut geçti, gözyaşları kaldı çimende
gül rengi şarap içilmez mi böyle günde?
bugün bu çimen bizim, yarın kim bilir kim
gezecek, bizim toprağın yeşilliğince"
dinlemeye başlandığı zaman aşktan ve sevdicekten yenilen kazıklardan muzdarip bünyeleri salya sümük ağlatmayı başaran şarkıdır.loopa alırsınız defalarca,onlarca kez dinlersiniz,dinlersiniz,dinlersiniz.hayatın bir anlamı yok der hayyam şiirinde,güreli de aktarır usulca bizlere fonda çalan piano eşliğinde.hayat hakikaten de anlamsızdır artık,ağlamanın da bir faydası yoktur,yapılacak şey bir adet tirbüşon bulup gül rengi şarabı dökmektir,kanayan yaranın üzerine..
mehmet güreli yorumu öldürücü olabilen; içte kopan, kimseciklerin bilmediği o fırtınaları azdıran, dinledikçe yaraya tuz basan şarkı. karaciğerin fena işkillendiği rakı şişesinde balık olma sebebi.
110'un kontrol albümünün ilk şarkısı. albümün tam gaz giriş şarkısı.
aşk yok
savaş yok
dostum yok
düşmanım yok
kendi küçük krallığımda mutluyum yalnızlığımla
kimse bilmez
kimse duymaz
tek kahraman benim burda
kimseden korkmam bilirim kocaman bir
yalanım aslında
çok mu uzak mutluluk güzel yalanlarda
kendimi kandırdım büyük hayallerde
sev beni
hisset beni
tam düşerken
tut beni
duy beni
bul beni
sev beni
üzerine gidilirse depresyona sokacak olan 110 şarkısıdır...
kesinlikle "edebiyat yapmalıyım hüleaaan" modunda değil de daha çok sözcükleri rastgele dizerek ortaya çıkmış bu şarkının sözleri...az çok bir grupta çalıp,beste meste kurcaladığımdan biliyorum söz yazma konusundaki hassasiyeti(!) fakat öylesine melodik ve oturaklı olmuş ki sözler gerçekten nereye çekseniz oraya geliyor...çok anlamlı çok derin bile olabiliyor...
müzik konusunda ise tartışılamayacak kadar hoş olan bu şarkıyı, k rock sabah 7 sularında yayınlamakta...bir kaç sabah denk geldiğimden biliyorum...
eğer sigara içen ve ufak tefek dertlere sahip olan bir kişiyseniz o sabah soğunda gerçekten yakanıza yapışıyor bu ipne şarkı...bütün gün böyle bir depresif karamsar geçebiliyor diye düşünürdüm ben bu şarkıyı sadece radyodan dinlerken...
ulan edindik kontrol albümünü...vahouuuuuuuuuuuuwwww
o ne hajı öyle şey olmaz olsun...lise yıllarıma geri döndürdü şarkı
böyle bir ışıkları kapatıp depresyon yapmacalar efendime söyleyeyim böyle bir yastığa yorgana sarılma durumları
neyse girinin bundan sonrası "çok dertliyim be sözlük" tadında olacağından burda kesmekte fayda var diyor şarkıyı titreyerek dinlemenizi ve varolan bütün önyargılarınızdan kurtulmanızı ümid ederek kahvemden bir yudum alıyorum ve yastığa sarılıyorum, saçımı çekiyorum,yatakta ters dönüyorum, kafamda klipler çekiyorum...bilirim kocaman bir yalanım aslında diyip kendimi bir jeff buckley,bir thom yorke, bir teoman bunalımına itiyorum...inceden yeni nesil james blunt bunalımına da yardıyorum...
bir şarkı bu kadar mı güzel olur. bu kadar çok üstüste dinlenebilir. yalnızlık hissini ne güzel anlatıyor kimse bilmez derken. mehmet güreli'den dinlemek'le zuhal olcay'dan dinlemek arasında da fark var. zuhal olcay'a ceket ilikleyecek saygı ve hayranlık duysam da, bu şarkıyı mehmet güreli'nin dokunaklı sesinden dinlemek iyi geliyor bana. yağmurlu, kapalı bir havada bulutların ardında güneş olduğunu düşündürtebilen bir şarkı. o derece şahane işte.
yücel arzen ve funda arar düetiydi sanırım çok güzel bir şarkı sonundada yücel arzen şiir okuyordu
şöyle:
bak şu kalbimin işine
saldı sevdayı başıma
gece gündüz aşk ateşiyle yanarım yanarım
kimse bilmez...