fatih sultan mehmet'in istanbul kuşatması öncesinde, 1452 yılında çimenlik kalesiyle karşılıklı olarak boğazı korumak, bizans'a deniz yoluyla yapılacak olası yardımları engellemek amacıyla yaptırdığı kaledir. kalenin üstten görünüşü yonca yaprağı şeklindedir ve bu haliyle geceleri aydınlatılan kalenin çanakkale'den ve boğazdan izlenmeye değer harika bir görüntüsü vardır. yakından incelendiğindeyse, tıpkı şehitliklerimiz gibi kalenin de bakımsız bırakıldığını görürsünüz ve içiniz burkulur. şehitlikleri gezerken yabancıların mezarlıklarının ne kadar bakımlı, temiz ve düzenli olduğunu gördüğünüzdeyse iç burukluğunuz daha da artar. yine tıpkı yurdun dört yanında kiliseler onarılıp yeniden hizmete açılırken, tarihi değeri olan hanların, hamamların, kervansarayların, camiilerin, konakların göçüp gitmesini izlediğinizde duyduğunuz iç burukluğu gibi.
kaleye neden "deniz kilidi" anlamına gelen "kilitbahir" adının verildiğini ise piri reis'in şu sözlerinden öğreniyoruz: "rumeli tarafında olan kaleye 'bahr-ı kilit' dediklerine bais olmuş kim o kale bina olduğu zamanlarda yukarıdan varan kimler icazet-i rumeli tarafından alurlar imiş onun için bahr-ı kilit demişler"
yonca yaprağı şeklindedir ve bu özelliklik her taraftan ateş kabiliyetini artırmıştır.
ortasında 7 katlı iç kule bulunmaktadır. düşman toplarına açk olmaması nedeniyle pek yıpranmamıştır.
hemen dibinde çanakkale'ye giden kilitbahir motorlarının kalktığı ufak bir marina bulunur. eceabat tarafından gelir de motora binmezseniz kaleye ait bir kemerin altından geçerek yola devam edersiniz.
çanakkale merkezden iskeleden kalkan vapurlarla 10 dk. mesafede bulunan kale.kalenin dibinde deniz kıyısında vera kafe bulunur.biraz daha ilerlerseniz seyit onbaşının heykelinide görebilirsiniz.özledim lan çanakkale!
denizlere hakim tüm kaleler gibi muhteşem bir manzarası vardır.hemen yan tarafında da kalıntılarının bir kısmı hala görülebilen bektaşi tekesi bulunmaktadır.