otobüste cam kenarı için hala mücadele verdiği andır.
"kaptan kemal konuşuyor kaptan kemal konuşuyor çıkarın beni bu kaptan!"
lafına hala gülebildiği andır. belki hala hazırda büyüyordur, ama yaşlanmıyordur.
21 yaşında salon kapısının yanındaki ufak camı kırıp 5 dakika suçlanıp oturduktan sonra topu kırılan camın oluşturduğu boşluktan geçirmeye çalıştığınız andır.annemin surat ifadesini unutamam.
uzaktan kumandalı arabayla oynamak için arabayı sağa sola çarptıran veledin sıkılmasını beklediği andır.
eğer ailenin en küçük çocuğu sizseniz her aile toplantısında yaşınız ne olursa olsun büyümemişsinizdir. hala küçüksünüzdür.
"bak kızım/oğlum kapıyı kitle, üstten sürgüle, kap çalarsa delikten bak. buzdolabında yemeğin hazır. mavi kabı ocağa koy 3 dk ısıt. çiçeklere su vermeyi unutuyosun bak su vereceksin onlara." şeklindeki öğütleri hala duyuyorsan belki fiziksel olarak büyümüşsündür ama en azından birilerinin gözünde hala bebeksindir.
haftasonu erken kalkıp derhal tv'nin önüne koşup fellik fellik izlenecek çizgi film arıyorsan, 26 yaşına gelsen de büyümemişsin demektir.
(azman, 13.08.2007 11:29)
7 yaşındaki kuzeninle pişti oynarken hile yapıyorsan ve oyun bittikten sonra da onu ağlatana kadar "ehehehe nası yendim, sen de hiç bilmiyomuşun bu oyunu" gibi cümleler kuruyorsan hala büyümemişsin demektir.
kişinin karşısındaki ile
sidik yarışı yapması ve
egolarını ancak bu yolla tatmin etmesi ile beliren anlardır.
oturup teyp kasetleri dikey dizerek
domino oynamak.
mideni üşütmüşken buzlu dondurma yemek için kendini parcaladığın fakat erkek arkadaşının izin vermediği dondurma dolabının önünde gercekten sevgilin kolundan çekiştirirken yalvardığın an kişinin büyümediğini anladığı anlardan sadece biridir.
bir park gördüğünde etrafta kimse de yoksa, salıncakların sağlam olup olmadığını kontrol ettiği andır. daha sonra ayak parmak uçlarının güneşe değip değmeyeceğini merak eder ve bunu da yapar.
herhangi bir organizasyon sonrası
* etrafta kalan balonları patlatmak için yarışa girdiği an.
vizyona giren çizgi filmlerin listesini ezbere bilip. "vizyona neler girmiş?" sorusuna çizgi film ezberini saydığın andır.
korktuğu zaman ilk seslendiği ve yanında olmasını istediği kişinin annesi olduğunu farkettiği an.
iki koltuk arasında sallanıyorsa hala büyüyememiştir.
(bkz:
belki bir gün yaşlanacağım ama asla büyümeyeceğim)
canlı/cansız her şeyle diyaloğa girmeye çalıştığınız ve başarılı olduğunuz, sevgiliyi
durduk yere gıdıklamaya başladığınız, evin içinde sevgiliyle kovalamaca oynamaya kalktığınız, durup dururken gülme krizine girdiğiniz anlar.
kıskançlık krizine girip ağladığı, çikolata için kendisinden 10 yaş küçük biriyle kapıştığı, hala dalga geçebildiğini gördüğü anlardır.
çözümü beş sayfa süren bir diferansiyel denklemli bir fizik sorunun içinde kaybolup asıl soruna unuttuğu an. 'peki biz neyi arıyoduk?'
kasedeki balı kaşıkla karıştırıp şekiller yaptığın andır.
çikolata kağıdını bozmadan açıp düzeltip sonunda düzgün parlak kağıda bakıp, başarısıyla gurur duyduğu andır.
1. yaşını kutlamak için peluş köpekbalığı aldığım yiğenimi kıskanıp aynısını alması için babama ısrar ettiğimde
annemden bebekliğimde hiç biberon ve emzik kullanmadığımı öğrenince, biberon alıp süt içmeyi denediğimde
oyuncakçı veye kırtasiyede alışveriş yaparken giyim mağzasından fazla vakit harcadığımı fark ettiğimde
babam tarafından yanaklarım mıncırıldığında çok eğlendiğimi anladığımda
doğum günümde yollanan et bebeğe diğer hadiyelerden çok sevindiğimde
rüyamda kötü şeyler görüp anne baba ve abimin nefes aldığını kontrol ettiğimde
halla büyümediğimi anlıyorum ve çok mutlu oluyorum
hala 'anne, ateşim var mı' diye, anneye alnını öptürmek.
saçlarını hala annenin ördüğü gibi muntazam öremediğini farkedip, aynı ilkokuldaki gibi "annecim saçlarımı örer misin?" denen andır.
hafta sonları çizgi film izlemeden yapılan kahvaltının tadının olmadığını anladığı andır.