|
|
- (bkz: http://picturenet.co.za/...)
(bkz: http://picturenet.co.za/...)
sudan da çektiği ünlü fotoğrafından sonra 1994 yılında intihar eden fotojurnalist. kendisi fotoğrafında görülen çocuk açlıktan ölmek üzereyken arkada leşini yemek için bekleyen akbabayla birlikte görüntülemiş, sonra da çocuğa yardım etmeden oradan ayrılmıştır. bu fotoğrafla pulitzer ödülünü almış olmasına rağmen getirdiği vicdan azabına dayanamamış, intihar etmiştir. aynı zamanda bu fotoğrafla ilford yılın haber fotoğrafı ödülünü kazanmıştır.
- aynı zamanda bir manic street preachers şarkısıdır. sözleri aşağıdadır, zira fotoğrafçı için yazılmıştır. forever delayed isimli best of albümlerinde de yer almıştır.
hi time magazine hi pulitzer prize
tribal scars in technicolor
bang bang club ak 47 hour
kevin carter
hi time magazine hi pulitzer prize
vulture stalked white piped lie forever
wasted your life in black and white
kevin carter
kevin carter
kevin carter
kevin carter
kevin carter
kevin carter
kevin carter
the elephant is so ugly he sleeps his head
machetes his bed kevin carter kaffir lover forever
click click click click click
click himself under
kevin carter
kevin carter
kevin carter
- maniklerin basın fobisinin açığa çıktığı şarkı. klibinde tele objektifle fotoğraf çeken magazin fotoğrafçılarına çok pis ayar vermişlerdir. ayrıca richey'in olayının etkisi de görülmektedir ara sıra.
- dün live 8 i izlerken çektiği foto gözümün önüne gelen fotojournalist.
- "
kevin carter (13 eylül 1960 - 27 temmuz 1994) johannesburg, güney afrika doğumlu pulitzer ödüllü fotoğrafçı ve bang-bang kulübü üyesi.
fotoğrafçılık kariyerinin büyük bölümünü, son yıllarını yaşayan, güney afrika`daki ırkçı apartheid rejiminde geçirmiştir. güney afrika`da yaşanan ırk ayrımcılığını yansıtmayı planlayan, zaman zaman da yaşanan vahşetin paparazzisi olmakla itham edilen bang-bang kulübü`nün öncülerindendir.
27 temmuz 1994'te johannesburg'un bir banliyösünde park ettiği kamyonetinin içine egzoz basarak intihar etti. yanında çevresine yazılmış çok sayıda mektup bulundu.
pulitzer ödüllü fotoğraf
1994'te fotoğraf dalında pulitzer ödülü kazanan kevin carter`ın çektiği fotoğraf, zayıflıktan ölmek üzere olan siyah küçük kız çocuğu ile yakınında tüneyen akbabayı yansıtmaktadır. kızın, birkaç kilometre ilerdeki birleşmiş milletler yardım kampına gitmek istediği sanılmaktadır.
bu ânı fotoğrafladıktan sonra akbaba kaçmış, ancak carter küçük kıza kampa ulaşması için yardım etmemiş, oradan uzaklaşmıştır. bu yüzden yoğun eleştirilere maruz kalan carter profesyonel fotoğrafçı olduğunu, yardım görevlisi olmadığını söylerek kendisini savundu. o dönemde, gazeteciler ve fotoğrafçılar, bulaşıcı hastalıklar nedeniyle hasta insanlara dokunmamaları konusunda sıkı biçimde uyarılıyorlardı.
bu fotoğraf, yardım örgütlerine büyük miktarda maddi kaynak sağladı.
intiharı
bu olaydan sonra ağır depresyona giren kevin carter kendini suçlamış ve intiharı seçmiş, ölmek üzere olan çocukların peşini bırakmadığına dair bir not bırakmıştır. akşam saatlerinde egzoz verdiği kamyonetinin içinde boğulurken walkman ile müzik dinlemekteydi.
eleştiriler ve destekler
"benzer anları yaşamış bir foto-muhabir olarak bu ânı görüntüleyen meslektaşım kevin carter’ın yaşadıklarını anlayabiliyorum. savaş ve açlığın bütün acımasızlığıyla hissedildiği bir bölgede, sudan’da, böylesine vurucu bir ânı görüntüleme fırsatı bulan meslektaşımızın, zamanı durdurduğu bu anda büyük olasılıkla aklında olan tek şey bu fotoğrafın dünya kamuoyunda yaratacağı tepki ve bunun sonucunda dünya ülkelerinin sudan’a yönelik yardım girişimlerinde bulunma ihtimali. o anda, o fotoğrafı gerekli yerlere ulaştırma güdüsü ve bu nedenle de bir an önce bulunduğu yerden ayrılma isteği sadece o ânı yaşayan insanların anlayabileceği bir psikoloji."
coşkun aral - savaş fotoğrafçısı
"yaşamında bir sürü sorunu vardı, ancak bu olayların zamanlamasını göz önüne alınca o çocuğun fotoğrafı ile carter'ın intiharı arasında bir ilişki olduğunu düşünmekten kendimi alamıyorum."
john long
"
kaynak: http://tr.wikipedia.org/...
ayrıca;(bkz: afrika da çocuğun ölümünü bekleyen akbaba)
ekleme: bu girinin bildirmekten öte bir amacı yoktur.
- yaptığı habercilik adına doğru olan bir şey için eleştirilmemesi gereken kişidir.
o, orada durup o fotoğrafı çekmeseydi*, oradaki açlığın, sefaletin ne kadar "ölümcül" olabileceğini senin benim gibi hiç bir ruhsuz anlamayacaktı.(kl7mu, 05.09.2007 14:46 ~ 14:47)
- insanların mesleklerinin yanı sıra insancıl duyguları barındırdıklarını hesap edersek, kevin carter mesleğini en güzel şekilde icra ederken, asıl insanlık görevinden kaçmıştır. sonuç ortada..vicdan azabı ve intihar.
- afrika daki insanların dramını en iyi yansıtan fotoğrafı çekmiş insandır.fotoğrafı çektikten sonra ise olay yerinden uzaklaşmıştır.insanların en çok takıldığı konulardan biri de burada başlıyor.neden ona tardım etmedi?aslında kevin carter ın şöyle haklı olduğu bir nokta var ki,gazetecilerin böyle durumlardaki insanlara dokunmaması tembihlenir.ne de olsa açlığın ve temiz suyun olmasığı yerde salgın hastalıklar kol gezmektedir.burasını anlayabiliriz ancak bir kaç kilometre ötede birleşmiş milletlerin bir merkezi olduğu söyeniyor.acaba oraya gidip yardım isteyemez miydi?aslında isteyebilirdi.ancak coşkun aral ın belirttiği o psikoloji orada devreye girmiş olabilir.çünkü kendisi de biliyor ki gelmiş geçmiş en iyi fotoğraflardan birini o an çekmiştir ve bunu bir an önce yayımlanması için gerekli yerlere götürmesi gerekmektedir.o anki heyecanla bunu düşünmemiş olabilir.ancak bu olaydan sonra kendisine gelen tepkiler eminim ki onu çok yıpratmıştır ve vicdan azabına sürüklemiştir.ama gene de kabul etmeliyiz ki bu fotoğraf afrika nın halini özetleyebilecek en iyi şeylerden biridir.onlarca seminer ve reklamın yaptığı etkiden daha fazlasına yapabilir.neden intihar ettiği ise tam olarak belli değildir aslında.yakın çevresinin belirttiğine göre iyi bir parası ve güzel bir kız arkadaşı vardı ve çok mutlu gibiydi.hiç vicdan azabı çeker bir hali yoktu?zaten neden çocuğu kurtarmadığını soranlara hep haklı olduğunu söylemiştir.muhakkak içinde bir acı birikmiştir ama böyle iyi bir yaşamın içindeyken onun içini kemirecek kadar fazla mıydı?ya da başka bir neden var mıydı?hiç bir zaman bilemeyeceğiz sanırım.
- benim bu adamın fotoğrafını gördüğüm yerde, hadiseyi "peki ya siz?" geyiğine çeviren bir yazı vardı. orada çocuğun bir kilometre ötede bulunan birleşmiş milletler çadırına gitmeye çalıştığını, arkadaki akbabanın da onu yemek için ölmesini beklediğini yazıyordu. kevin carter basıp gittikten sonra çocuğa ne olduğunu bilen yokmuş. yüksek ihtimal akbabaya yem olmuştur.
bu fotoğrafı çekmesi ve intihar etmesi arasında geçen 3 ay süresince bir sürü kişi neden çocuğa yardım etmediğini sormuştur. bunun basit bir "doğaya müdahale etmeme" durumu olduğunu sanmıyorum çünkü orada ölen bir hayvan değil insan. ya da çocuğun sahip olabileceği muhtemel bulaşıcı hastalıklar da benim nezdimde geçerli sebepler değildir. şayet gerçekten bir kilometre ötede birleşmiş milletler çadırı varsa ve orada aç insanlara yardım ediyorlarsa bir şekilde o çocuk oraya ulaştırılmalıydı.
- benim bu adamın fotoğrafını gördüğüm yerde (tabii ki çektiği o meşhur fotoğrafı, vesikalık fotoğrafını değil), hadiseyi "peki ya siz?" geyiğine çeviren bir yazı yoktu. ben bu fotoğrafa bakarken artık insanlık için bir umut kalmadığını görmüştüm ve kendime "ben olsaydım ne yapardım" sorusunu sormak için de ek bir yazıya gerek yoktu. kevin carter o fotoğrafı çektikten sonra kalkıp o çocuğu akbabanın elinden kurtarabilirdi fakat her gün açlığın, sefaletin, hastalığın pençesindeki binlerce çocuk için bir şey yapamayacağının farkındaydı. o yüzden döndü arkasını gitti. ama sonra vicdan azabı peşini bırakmadı ve en sonunda canına kıydı. hangimiz bir insanın hayatına yön verme şansına sahibiz? hangimiz yaşamla ölümü belirleme yetkisini sahibiz? carter kendisine gelmiş olan bu yetkiyi kabul edemedi. onun yerinde olsaydık pek çoğumuz da benzer şekilde davranırdık. fakat yine pek çoğumuz onun yaptığı gibi intihar etmez, tok karınlarımızla oturduğumuz yerden ahkam kesmeye devam ederdik.
bugün bir insanı kurtarmak için afrika'ya gitmeye gerek yok. ama etrafta akbabalar olmadığı için kimsenin iyilik yapası gelmiyor sanırım. ruhun şad olsun kevin, biz seyirci kalmaya devam edenler senin yaptığını yapamayacak kadar korkak olduğumuz için uykularımız çok rahat, rüyalarımız pespembe.
|