|
|
- "ketçaplı ıspanak" veyahut "spinach with ketchup"dan birini seçmek yerine bu kullanıcı adını kendine uygun görmüş third nesil yazar.
(lethromar, 19.05.2006 20:30 ~ 19.07.2007 12:31)
- küçükken kuzenimin midemi bulandırmaya çalışırken söylediği şey.hala aklımda ve yıllardır da midem bulanmadı bundan.aksine hoşuma gidiyor, nick olarak kullanıyorum.
- bu nicki niye koyduğunu bulmak için tez yazdığım,iyi,güzel,hoş,deli,manyak insan,blind guardian sever,konserlere gitmek için para biriktirmeye gelmez,beleş buldu mu üstüne yatar,pardus kullandığı için windows'u kötüler ama pardus'u da pek kullanamaz,memleketine pek uğramama gafletine düşmüş,kendisini özleten insan.itü'lüm.
- kader, bizi önce kadıköy vapurunun mavi koltuklarında, sonrada forumun geyik kokan sayfalarında buluşturdu.sabahları birbirimizin omzuna yatıp uyuklarken, aynı şeyleri aynı anda yaşadığımızı gördükçe daha da yakınlaştık...şimdi 75'te, beşiktaş minibüslerinde(!) ve bilimum msn ortamlarında vazgeçilmez dedikodu partnerim... sözlükte de yapıştı yakama hadi hayırlısı!!
bu arada çaylar benden!!
- hani vardır ya çok eğlenceli kızdır, çok seversin ama hayatta öyle bi sevgilin olsun istemezsin, işte onlardan bi tanesi...
sohbet konusunda itü'de tanıdığım en rahat kızlardandır, hep belaltı konuşmaz tabi ama diğer kızlar gibi her muhabbet geçtiğinde "ıyyy" "öfff" deyip de arıza yapmaz. yeri geldi mi seninle bi şişe birayı ortaklaşa içer, derdini anlatır derdini dinler; yeri gelir aynı masada en az senin kadar coşar, senin kadar söver...
hemen hep yüzü gülen, şen şakrak, insanın yaşama isteğini artıran tiplerdendir. her insanın ketçaplı olmasa da en azından bir benzeriyle tanışması gerekir, farklıdır
- son zamanlarda "adam olduğuna" inandığım insanlardan birisi daha. bir aralar 75 denen sosyal kuruluşun daimi değişmez parçalarıydık seninle. eh son durum belli deşmeye gerek yok.
severim ketçaplımı, tanışıklığımız 1 dönemlik de olsa kaynaşmak uzun sürmedi seninle. az mı gezdim seninle be şişli senin cağaloğlu benim.. yaz okulunda daha sık görmeyi umut ettiğim insan
- gotik giyimli best ruhuna sahip muhteşem insan.
- her şeye rağmen özlenen insan.
- içine ketçap koyulmaması gereken ne kadar şey varsa "ketçaplı x" teki x değişkeninin yerine koyarak, bahsi geçen tamlamayla çağırılan; daha sonra durumdan sıkılınıp kısaca "ketçap" diye hitap edilen hardallı mayonez.
- okula uğradığım günlerde bana kol kanat gerip beni sosyal ortamlara sokmaya çalışan can insandır bu bağyan. hem delidir hem doludur. hem çilektir hem osmanlı. aşk meşk konusunda kahpe kader ona rahat vermedi fekat son gördüğümde kahpeye kafa göz girmiş, ismi mesut göbek adı ise bahtiyar olarak takılıyor idi.
her neyse. sözlük aracılığıyla sana sesleniyorum ey hatun. içelim dedim bana eşlik ettin, sevgiliyle aram bozuk dedim teselli ettin, derse gelmicem dedim imza attın,o da yetmedi nickimin altına giri bile girdin. iyilik meleği misin bre? peki ya ben ne yaptım, yüzsüzce saçımı nickinin rengine boyattım. insanlığımdan utandırma beni argadaşım. şaka bi yana, seviyorum lan seni.
- (bkz: korpiklaani)
(camel, 21.02.2009 17:58)
- thales'in barmaidi, itü'nün muhtarı insan.
- nicedir oturup konuşamadığım, kafa kafaya verip dedikodu yapamadığım, gülüp eğlenmeye hasret kaldığım insan.
(bkz: hayat beni neden yoruyorsun)
- cümle alemin kankası olup itü'nün yarısını tanıyan, beraber maden-75 arasında yürümeye çalıştığınızda ortalama 10 kişiye selam verip konuşan ve bu nedenle çoğunlukla gideceği yere geç kalan, sabah geç uyanıp son peynir dilimini yemeden asla derse çıkmayan -ki yaptığımız uzun deneyler sonucunda anladık ki o son parça hep dersin 3. dakikasına doğru bitiyor-, siz çantalarımı götürün ben gelirim deyip 10. dakikada elini kolunu sallaya sallaya derse gelen ama sevilen, insanın ısırası gelen müstakbel meslektaşım.
hemen her türlü kaprisimi, huysuzluğumu, gıcıklığımı, sinirimi gık etmeden çeken, kızsam da bağırıp çağırsam da bana kırılmayan, küsmeyen beni gerçekten tanıdığına inandığım üç beş değerli kişiden biri.
dikenlerin arasında ağlamaya başlayınca tek tek etrafımdan onları ayıklayan sonra da sarılıp tamam çıkacağız diyen tek kişi.
yeri dolmaz, yerine başkası konmaz. öyle bir şey işte. iyi ki var.
yüreğimdeki ezgim ol istiyorum!*
- neylersin dediğim insan.
bazen acı dinmez, bazen de yağmur
sevgilim gülümse, her şey unutulur
suskunuz bu akşam üstü
hasrete yanmışız, neylersin
bir gün, bu mahzun sevdadan geriye
kalırsa, sadece o hüzün kalır
sen de anladın ki yapayalnızız
buluşmamız yasak
görüşmemiz uzak
devrilmiş kadehler gibi, dönüyor başımız
neylersin
ah güzelim
incinmiş bir sesi vardır yağmurun
yanaklarına vurduğunda hissedersin
ve bir veda sözcüğü, saçlarına
titreyen bir öpücükle dokunduğunda
bu anı dondurmaya yetmez nefesin
bir film sahnesi gibi
akar gider ayrılık
neylersin
biz zaten hiçbir romanda
kendi hayatımıza rastlamadık.
bütün şarkılar bizi yanlış anlatmıştı.
ve bütün bulmacalar yarım bırakılmıştı.
tenha sokaklarda üşüyüp durdu sırtımız.
oysa, tuttuğumuz balıkları bile
yeniden denize bağışlamıştık.
biz, hayata dair
hiçbir yanlış yapmamıştık
neylersin
biz bu sonucu hak etmedik,
hayır etmedik
ömrümüz bu talana lâyık değildi
bazen acı vurdu, bazen de yağmur
hiç gülmedi yüzümüz,
hiç büyümedi gülümüz...
bizi yalnızca akşamlar kucakladı,
biliyorsun,
sabaha çıkmayan bir yoldu yürüdüğümüz...
bir gün, bu öykünün sonuna gelince
ansızın desem ki: hoşça kal canım!
unutursun,
mecburen unutursun...
yıldızlar söner, bu aşk da biter!
bazı gün hatırlayınca, sessizce ağlarız.
neylersin...
ah bebeğim, ah.. .
kekremsi bir tadı vardır gözyaşının,
dudaklarına sızınca fark edersin.
içindeki vurgun aşklar mezarlığında,
ayrılık, ölümden üste yazılınca,
gideni durdurmaya yetişmez sesin...
bir inme gibi
dolanır bedeninde pişmanlıklar,
neylersin...
biz zaten hiçbir sinemaya
tam vaktinde yetişemedik.
bütün vapurlar bizden önce kalkmıştı.
ve bütün biletler biz gelmeden satılmıştı.
boşuna telaşlarda yorduk günlerimizi.
oysa nuh'un gemisinde bile
bize yer kalmamıştı.
ve hiçbir mutluluğa adımız kaydolmamıştı.
neylersin...
biz bu aşkı sürdüremezdik,
inan, sürdüremezdik...
kalbimiz bu heyecana müsait değildi.
bize hep acılar kaldı, bize hep yağmur...
unutmasan bile artık
unutur gibi yapacaksın.
ve buruşturup-buruşturup attığım kağıtlarda,
hiç bitiremediğim
bir şiir olarak kalacaksın...(huma, 29.07.2009 09:23 ~ 09:25)
|