anlattığı bir hikaye:
"ayın karanlık yüzü sevilmemekten korkarmış en çok bir de, gözlerinin ağladığının görülmesinden. olur da ağladığını gören çıkarsa, erkeklik damarı kabarır, sustasına basılmış çakı gibi fırlarmış ayağa. senelerden bu yana iki billur misket saklarmış hayalarında. ta çocukken çalmış onları; hem de zaten kendine ait olanın hırsızı olma pahasına.
... yapacakları gözlerinden okunmasın diye/başı yerde/yüreği ağzında/ürkek adımlarla/yaklaşmış/mahallenin en belalı/en iri/en küfürbaz çocuğuna/gerçi/böyle ödlek ödlek/saklanacağına/çıkıp dövüşmeliymiş/bileğinin hakkıyla/geri almalıymış/billur misketlerini/değil mi ki/bu hediyeyi/hiç görmediği tanrı/ya da belki/sokağın başındaki/sandukalı evliya/ona vermiş/değil mi ki/yastığının altındaki/iki bakır akçe/nasıl olduysa/bir sabah alacasında/iki billur misket/oluvermiş/öyleyse/ne demeye/dilini tutamayıp/önüne gelene/misketleri gösterip/elinden kaptırmış/hem de kime?/mahallenin en belalı/en iri/en küfürbaz çocuğuna/ki utanmadan bir de/bas bas bağırmış/herkesin ortasında/"benim oldu bunlar"/"kolaysa gel al!"/kolay değilmiş/ayın karanlık yüzü tırsmış/beklemiş/ne zaman ki/belalı çocuk/işemeye gitmiş/ancak o zaman/çalmış/kendinden çalınanı/yüreği ağzında/başı yerde/yaptıkları gözlerinden okunmasın diye...
ayın karanlık yüzü, elinde billur misketleriyle koşmuş saatlerce; koşmuş korkunun kovaladığı yöne. öyle bir yere saklamalıymış ki onları, hoyratın eline geçmemelilermiş bir daha. kendi etinden başka hiçbir yerin yeterince güvenli olmadığına karar vermiş epeyce düşünüp taşındıktan sonra. anlamış ki, erkekliğini harcamış mucizevi misketlerin uğruna. mademki, tıpkı bir kadın gibi arzu atının yelesine sımsıkı tutunarak, neyi mahmuzladığını tartıp düşünmeden, düşünmeyi dahi istemeden, doludizgin koşturmuş elinden alınanı geri alabilmek için; mademki zerre kadar cesareti yokmuş mahallenin en belalı çocuğuna meydan okumaya, kaybettiği itibarı kazanmaya; öyleyse bundan sonra bir daha asla sokaklara çıkamayacak, arkadaşlarıyla koşturamayacak ve tıpkı bir kız çocuğu gibi pencere kenarında bekleyecekmiş boyunun atmasını. hak yerini bulsun diye, erkekliğini elinden alanı, erkekliğinin parçası kılmalıymış. ömrünün ilk ve son kahramanlığı, haksızlığa karşı ilk ve son isyanıymış billur hayaları.
o gün bugündür, en uzağa işermiş korkularını. ve bilhassa sevilmemekten korkarmış; bir de gözlerinin ağladığını görülmesinden. zaten her ikisi de aynı kapıya çıkarmış, yalnızlığa. sevilmemek de, ağlarken görülmek de yapayalnız kalma sebebiymiş." (alıntı-
mahrem)
(bkz:
ağladığını gizlemeye çalışmak)