|
|
- kendini seven insandır.
@1519143
- kendiyle barışık olmak diye bir palavra ortaya atmış olan adama hala küfrediyorum. palavra diyorum çünkü insan eğer bir kusuru varsa bunu bilir ve sanki takmamaya çalışıyormuş gibi yapsa da aslında her zaman bunu düşünür; "bu adam niye öyle baktı?", "şuradaki kadınlar bana bakıp benim hakkımda konuşuyor" diye içinden geçirir ve tedirgin olur. ama bunu takmıyormuş havalarına girmek için de, o kusurunu örtmek yerine daha da açık bir hale getirir. ama bilmez ki bu çoğu zaman mide bulandırıcıdır. yani 120 kiloluk bir kadın sırf 'ben kilolarımı takmıyorum' havasına girip bikini giyiyorsa, bu kendiyle barışık olmak değil, çevredeki insanların göz zevkini bozup, iğrenç olmak anlamına gelir. ya da 60 yaşlarına gelmiş bir kadın, hala sırf zayıf diye ya da yaşlandığını kabul etmeyip hala kendini genç hissediyor diye, boyundan bağlamalı bir body giyip, o sarkmış ve buruşmuş etlerini herkese gösteriyorsa, yine buruşmuş yüzüne gereksiz şekilde abartılmış bir makyaj yapıyorsa ve 'ben gencim modaya uyuyorum' ayaklarına yatıp tayt giyiyorsa bu kendiyle barışık olmak değil, kendini bilmemektir. kendiyle barışık olmak diye bir kavram yoktur. götünüzden element uydurmayın.
(bkz: götünden element uydurmak)
- nedir kendiyle barışık insan? kime göre neye göre? kendine göre mi? neden her zaman ufak tefek, toplum için zararsız durumlar için akla getirilir.
-çok kiloluyum!!
-ama kendinle barışık olmalısın, kendini böyle de sevmelisin.
halbuki kişiyi kendine küstüren toplumdur. kişiye kiloları yüzüden ilgi göstermeyen de toplumdur, kendiyle barışık olmasını söyleyen de. kilolu insanların takdir gördüğü bir kabileye gitse, kendine zaten küsmeyecekti. bu kez zayıf insanlara kendiyle barışık olması tavsiye edilecekti. az önceki diyalogta kafalarından geçenler muhtemelen soyle olurdu:
-çok kiloluyum.
- evet, resmen şişmansın oysa bak baana filinta gibiyim, altım kurum, derdim yok...
peki ya kendiyle barışık olması salık verilen bir sübyancı olsaydı. "evet, ben küçük cocuklardan hoşlanıyorum, ama kendimle barışık olmalıyım, kendimi böyle kabul etmeliyim, kendimden kaçmanın yararı yok..." durumun ironisi de burda zaten. sübyancıyı sapık kategorisine sokan toplum kuralları değil mi?
"kendiyle barışık insan", aslında "toplumla barışık insan"ın gizli ifadesidir.
- bir türlü olmayı başaramamışımdır
kendini yargıladığında olumlu taraflarını görebilen insanlardır
ya da olumsuz olanları bile kendileri olumlu olarak görebilenlerdir
- saçmalama potansiyeli yüksek insanların ayna karşısına geçip seviyorum lan seni manasına eş değer olduğunu düşündüğü modeldir aslında değildir ben öyle zannediyorum. neyse saçmalamayayımda biraz ayna karşısına geçeyim kendimle barışayım.
- aslında pek de öyle yakışıklı olmamasına rağmen, aynanın karşısında kalan üç beş saçını tararken kendisini seyreden kızına dönüp 'bak ne yakışıklı baban var, ya çirkin olsaydım arkadaşlarına karşı utanırdın sen şimdi' diyen, 70 yaşına merdiven dayamasına rağmen kendini 40 yaşında hisseden hatta öyle hissettiği için de gerçekten öyle gösteren, dolayısıyla gördüğü her sarışın ve dolgun orta yaş hatunu süzüm süzüm süzen(tavlayacağından emin), ara sıra kızı olduğundan şüphelendiğim baba kişisi ve genellikle türk erkeklerinin çoğu.
- kendine söylediği yalanlara bile bile kolay kanan insan.
(talen, 15.09.2007 00:41)
- en güzel insandır.
- özgüven sorunu yaşamayan insandır.
- saçma ve gereksiz ama bir o kadar da yaygın tanımlama. hayır kendisiyle barışık olmayan ne oluyor kendisiyle savaşıyor mu, savaşıyorsa savaşan da kendisi değil mi, şeklinde paradokslara yol açar.
- başka birinden daha güzel, daha başarılı ve daha iyi dans eden olmaya çalışmayan, sadece kendinden daha iyi ve pozitif olmaya çalışandır.
|