1. yeni neslin beceremediği şeylerden biri. sebebi ise ilkokuldan beri bize kitap oku diyen büyüklerimizin haklı olmasıdır. okumuyoruz vesselam.
  2. kişilik için en önemli ve bir o kadar da zor şey. öyle ki kendini ifade edemediğin için psikoloğa gidersin ama kendini ifade edemediğin için psikolog bile seni anlamaz. böyle bir paradokstur bu. kendini ifade etmeyi öğrenmekle başlıyor herşey. bu bir resimle bir müzikle de olur ama en sağlıklısı konuşarak, kendinden, düşündüklerinden utanmadan, ayıplamadan, yargılamadan kendi sesine ses vererek olur. hele ki kimsenin kimseyi anlamak için maalesef beş dakika çaba sarfetmediği günümüzde ağlamayana meme yok mantığıyla kendimizi ifade etmemiz şarttır efenim kanımca.
  3. yakın geçmişten itibaren farklı bir anlamda kullanılmaya başlamıştır. gerçi anlam pek bi havadadır. ne demek istendiği pek açık değildir. insanlar, yaptıkları uç şeylere neden olarak "kendini ifade etmek" şeklinde bir sebep buluyorlar. marka veya renk seçimleri, tehlikeli spor dalları, rekor denemeleri, saç modelleri gibi şeylerin hepsi bir tek sebeple açıklanıyor; kendini ifade etmek... hepimiz izliyoruz televizyonda, özellikle röportajların klişesidir. herhangi enteresan bilinmedik, görülmedik, ya da az kişinin yaptığı tehlikeli bir işle ilgilenen varsa sebep aynıdır. örneğin:

    - evet kadir, neden ipsiz bungee jumping yapmaya karar verdin?
    - hepimiz kendimizi ifade etmek için farklı metodlar uygularız. bu da benim yöntemim...

    evet, genelde insanlar diyalog kurmayı tercih ederler tabi bunun için ama örnekteki şahıs baya değişik bir metod seçmiş kendine. dediğim gibi hep böyle uç meslekler için bu tarz ifadeler kullanılır. ben hiç sıradan bir meslek sahibinde aynı örneği görmedim.

    - neden mühendis oldunuz?
    - kendimi ifade etmek için...

    (ara not: yukarıdakini sakın bir iş mülakatında denemeyin... ya da deneyin belki işe yarar...)

    doktorlar, mühendisler, öğretmenler, hatta köşe yazarları falan bile ciddi bir kendini ifade etme sıkıntısı yaşıyor sanırım. sporcuları geçtik. daha enteresanları da var. başta rekor denemeleri. yukarıdaki gibi oradan buradan atlayarak zıplayarak rekor kıranları geçtim. onları yukarıdaki gruptakilerin arasından çıkıyor zaten. daha farklıları var. görelim:

    - kaşarsu hanım. az önce bir günde en fazla erkekle cinsel ilişkide bulunma rekoru kırdınız ve guinnes rekorlar kitabına girdiniz. tebrik ederiz. nerden aklınıza geldi bu fikir?
    - aslında rekor kırmış olmak ikinci plandaydı. bu benim kendimi ifade etme yöntemim...
    - anlıyorum...

    nedir şimdi bu? gelin bi de sokaktaki adama dönelim. sokak röpartajları falan dışında pek tv'ye falan çıkma şansı olmayanlara. bir kızımıza soralım bakalım neden hep o marka ayakkabı giyiyor:

    - pelinsu, neden sadece "shit" marka ayakkabı giyiyorsun?
    - kendimi en iyi onlarla ifade edebildiğime inanıyorum...

    tamam, kendisinin "kendini fade et" temalı reklamlar tarafından aklı çelinmiş diyip geçelim. peki ya bu:

    - gotiksu, neden dolabındaki bütün giysiler siyah ya senin?
    - kendimi en iyi siyahla ifade edebiliyorum...

    tv'de siyahın reklamı yapılmıyor sanırım...

    yeter. "hadi oradan" diyip geçesim geliyor ama yok kafamdaki soruları ortaya dökeceğim. sıradan gidelim:

    1. bu tv'ye çıkan ecnebi adıyla "extreme sports" meraklılarının neden bir tanesi bile "heyecan seviyorum." "adrenaline bağımlıyım." ya da "kızlar hasta oluyor abi." falan demez? hepsi mi kendilerini ifade etme hırsı içinde ölümle burun buruna gelmeye çabalamaktadır? ne demektir bu? bungee jumping yapan birini gördüğümüzde, "hmm... bu adam intihara meyilli" "yerçekimi ile barışık" ya da "baş aşağı durmayı seviyor" diye düşünmemiz mi gerekiyor yani?

    2. rekor kırmak iyi güzel birşey de "kendini tanımlamak" için acayip ıvır zıvırlar denemek ne iştir? hiçbirinin mi gerçek sebebi "meşhur olmak istemek" "şu kitapta bizim de adımız geçsin diye düşünmek" ya da yine "kızlar hasta olsun" falan değildir. (öhöm, tabi yukarıdaki örnekte bu sonuncusu uymuyor. ya da belki de oldukça farklı bir anlamda uyuyor...)

    3. en saçması da bu belki. ayakkabı bir insanı nasıl ifade eder? senin yerine "bak sahibim böyle biridir. bunları sever, bunlardan nefret eder" falan mı der? diyorsa bile demesine ne gerek vardır? ya da ayakkabın gerçekten seni ifade ediyor saysak bile senin onu alıp giyme sebebin bu mudur? yani "rahat olması" "güzel görünmesi" falan değil midir? yoksa çok rahatsız ve berbat göründüğünü bile bile sırf "sizi ifade ediyor diye" ayakkabı mı alıyorsunuz? eğer dediğiniz doğruysa bundan sonra sivri burunlu ayakkabı giyen birisini gördüğümde "kendisi sivri dilli bir insan" diye düşünmem mi gerekir?

    4. evet, "siyah seviyorum." "topluluk içinde dikkat çekmek istiyorum/istemiyorum." "sözlükte gotik hatun arayan varmış." ya da "özendim valla böyle yolda gördüm siyah siyah giyiyolar karizmatik duruyorlardı." demek hoşa mı gitmiyor nedir? hadi diğerlerini geçtim. sadece "bu rengi seviyorum. nokta." diyip geçmek varken kendini ifade etmek de nedir? biz farklı farklı renkler giyinenler her gün farklı bir kişiliğe mi bürünüyoruz bilmeden yoksa? ya da bizimle konuşan herkes "ay ne kadar dengesiz biri" diye mi düşünüyor? yoksa üstündeki kıyafetin renginin giyeni ifade etmesi bazı seçilmişlere özgü birşey mi? ya da ben bir cümle söylediğimde anlamayan insan üstümdeki beni ifade eden bir renk olsaydı beni anlayacak mıydı? "seni anlamadım ama gömleğinin rengi durumu açıklığa kavuşturdu" gibisinden...

    sonuç, sanırım sıradan sebeplerle birşeyler yapmayı kendimize yakıştıramıyoruz. biz birşey yapıyorsak içinde derin anlamlar falan saklı olmalı. hatta, işin içinde de biraz gizem olmalı. herhangi biri "şunu kendimi ifade etmek için yapıyorum/seçiyorum" falan dediğinde ben baya bu gizem duygusuna kapılıyorum mesela... "hadi ya, adam hakkında neyi anlamam gerekiyordu da ben anlamadım şimdi?" diye. tamam insanların yaptıkları ve seçimleri onlar hakkında birçok fikir verebilir. ancak, bu onların bizi ifade ettiği anlamına gelmez. üstelik, eğer birşeyi sırf birilerine bizim hakkımızda fikir versin diye yapıyorsak yanmışız demektir...

    neyse, uzadı biliyorum. bitiriyorum. zaten bir sonuca varmamı ya da bir yere bağlamamı bekliyorsunuzdur ve kendi kendinize "bunları neden yazıyor buraya?" diye soruyorsunuzdur. söyleyeyim:

    kendimi ifade etmek için...

    ciddiyim...
  4. insan kendini ifade edebildiği kadar rahatlar ve huzur bulur. denilebilir ki kendini ifade edebilmek var olabilmektir. bir şeylerden bahsedersiniz bazen ama anlamaz ya da anlayamaz hiç kimse. aramakla geçer bazen bir ömür kendini ifade edebileceğin insanları aramakla. kendini ifade etmek bazen başaraı olarak adlandırılır, bazen hayranlık, bazen aşk denilir ona... bazen takmamaktır hiç kimseyi kendini ifade edebilmek. bazen vazgeçmek herşeylerden. bazen yazı yazmak, bazen şarkı söylemek, resim çizmek... bazen kelime bulamamak gülen gözlerdeki göz yaşına... bazen ölesiye sevmektir kendini ifade edebilmek. bazen duvarları dövmektir çaresizlikten kendini ifade edebilmek. kestirmeden yaşanılan, yaşanacak, hayal edilen ve edilemeyen herşeydir, varoluştur.
  5. aslında, insanların çoğu için bir varoluş üslubu olan ''kendini ıspatlama'' eyleminin gelişmemiş bir varyantıdır.

    neresinden bakarsanız arsızcadır. proleter bir sınıftan gelen elmacık kemikleri çıkkın, küçük ayakları olan güzel ve huysuz bir kızın aldığı üç kuruşluk pilli diş fırçasının bozuk çıkması sonucu, diş fırçasını aldığı yere gidip o fırçayı değiştirme girişiminden farksızdır. sonra, pinti bir çöpçünün 8-10 aylığını biriktirip bir (sadece bazı prezentibıl ve çok zengin insanlar için üretilmiş) blekböri alması ve onu bütün özellikleri ile kullanması kadar görhüsüzcedir.
  6. derin insanların, gerçekleştirmeye çalışırken, sanat eserlerini bize sunduğu eylemdir.
    her canlı kendini ifade edebilir. eğitilmiş köpekler acıktığında, tuvalet ihtiyaçları oluştuğunda, bunu ifade edip, bu ihtiyaçlarının giderilmesini isteyebilir. her insan kendini ifade edebilir. şiddetle, küfürle, güzel bir dille... binbir yolu vardır.

    ama derin insanların kendilerini ifade edebilme yeteneği bir sanattır. bir resim, bir edebi metin, bir müzik, bir sinema...
  7. kimimizin beceremeyip kendini ifade edemediğinden dolayı sinir krizleri geçirdiği durumdur. ülkemizde pek çok insan bu dertten muzdarip görülmektedir.