kötüdür.
bir fıçı düşün. şu
western filmlerinde mermilerin deldiği, tahta olanlardan.
üst kısımdan orta tazyikte su akıyor içine, arada sidik, kum, püsür falanda akıyor, yani içme suyu değil pis su bu sanırım. alt kısmında da küçük çatlaklar var, tahtaların arasında ufak boşluklar, çok küçük ama. oralardan da sızıyor bu su mütemadiyen. ama alt kısımdaki boşluklar o kadar küçük ki yukardan sürekli akmakta olan su içerde uzun süre bekliyor, bayatlıyor, suyla beraber gelen yabancı maddeler fıçının içinde beklerlen bozuluyor, değişiyorlar, fıçının iç kısmında tabakalar oluşturuyorlar, kirletiyorlar içini, kokuyorda leş gibi. öeeh! bazen yukardan gelen suyun tazyiki artıyor o zamanda fıçının içindeki su bulanıyor, bütün dipte birikmiş pislik bir anda havalanıyor ama bir taraftanda iyi oluyor, alt kısımdaki çatlaklardan basınçla daha fazla su ve atık dökülüyor dışarıya. fıçı zamanla bu düzen ve biriken maddeler yüzünden çürümeye başlıyor. tahta sonuçta, aşınıyor. metal kısımları paslanıyor. üstten gelen ot bok ne varsa hepsi içerde sıkışıp kalıyor, mutasyon geçirir onlar orda be.
diğer orjin fıçıda öyle değil, üstte bir bağlantı yeri var ordan aynı tazyikte su geliyor sürekli, dışarıdan gelecek olan yabancı maddelere karşıda kapatılmış güzelce üst kısım. süzülmüş su bu hem. yani homojenize. hani şu eve satın aldığın damacana sular var markalı onlar gibi. mineral katkılı falan.
alt kısmındada ayrı bir çeşmesi var bunun. hani şu yine
western filmlerinde bira fıçıları olur çeşmeli, kötü adam ağzını dayayıp bayılana kadar içer biradan, sonrada bira yüzüne akmaya devam ederken sızar kalır fıçının altında. onlardan işte. su geliyor, benzer tazyikte tahliye ediliyor çeşmeden. hem birikme olmuyor fıçının içinde, iç çeperlerde mantar tabakaları falan oluşmuyor, hem fıçı çürümüyor böylece, eskimesi çok uzun zaman alıyor.
al bunu anlatsam sana şimdi ben. şarap işinemi girdin demezmisin bana. yada manyakmısın ne fıçısı, biramı içicez akşam demezmisin. yada yine ne fıçısı diye söze başlayıp senin tahlilini betimlemeni, örneklemeni ...
* !! demezmisin. dersin. fıçıyı anlamaya çalışmassın hiç. ne fıçısı ne fıçısı.
kondansatör ne abi.
illa dinlediğim yabancı parçaların ne anlattıklarını bilmek zorundamıyım ben. soundunu seviyorum belki, bana çağrıştırdıklarını seviyorum. ingilizce bilgimiz beginner da sayıyor işte, iş güç derken upgrade edemedim, benim suçummu bu. tamam belki bob dylan'ı dinlerken eşlik etmenin zevki başkadır farkındayım ama yok kasamıyorum türkçesini bulayım ne diyormuş bakayım falan diye.
üstüme gelme tamam.
bu gömlekte ne.
beyaz uzun bir gömlek. tavafmı edicez bir yerleri? fazla sıkma iz yapıyor ellerimde sonra.
o iğne ne olacak ?
yastıklarla dolu pofuduk duvarlar ne güzel. bembeyaz. neden bağırıyor o kadın, nasıl çığlık atıyor öyle ya.
gözlerim kamaştı ışıktan..
*