1. içinde bulunduğu duyguları hangi başlık altına yazacağını bile şaşırmak. platonik aşk desen değil, hoşlanmak desen değil, karşılıksız aşk desen hiç değil zaten karşıdakinin haberi yok vs. sinirli misin? evet. alçak*, dayan* gibi gaza getiren şarkılar dinlemeye çalışsan da hem sinirlisin hem üzgünsün işte. hiçbir zaman cevap alamayacaksın, çünkü sen yaşadıklarından ders almayan birisin. senden başka hangi salak "artık insanlara güvenmeyeceğim" , "artık kendimi kimseye böyle kaptırmam" gibi klişe ama kesinliği olan cümleler kurup göz göre göre uçurumun kenarına gidiyor? madem güvenmiyorsun ne diye otu boku herkese anlatıyorsun? madem kendini kimseye kaptırmayacaksın, ne diye msn gibi sanal ve yalan bir ortamda bile cevap alamayınca ona buna bağırıp çağırıyorsun? hayır, etrafındaki insanların suçu ne? onlar mı cevap vermedi? hem cevap vermediyse ne olmuş, unutmuştur yahu?! yok ama, normalde vereceğin hiçbir tepkiyi veremiyorsun. aslında bu durumda trip atılır, iki üç titreşim yollanır, sonra susulur, ertesi gün beklenir, okulda görülür, sevinilir vs. vs. değil mi? aman beni salak yerine koymasın, aman her şeye trip atan kız imajı vermeyelim, aman kendisini beğendiğimi anlamasın, amaan aman. edemiyorsun işte kendini ifade. ifadeyi bırak cümle bile kuramıyorsun, ne bunlar böyle devrik devrik.
    (bkz: içini dökmek)
    (bkz: bu da gelir bu da geçer)
    (bkz: bir günlük olarak sözlük)
  2. kendini ifade edememek en büyük sorunlardan biridir.her yerde karşımıza çıkan bir hadisedir.en çok da duygularımızı özel biriyle paylaşmak istediğimizde ortaya çıkar kendini ifade edememe durumu.işte o anda gözler devreye girer.eğer karşınızdaki de sizin gibi hissediyorsa, bakışlarınıza kelimelerden daha çok anlam yükleyebilirsiniz...
  3. insanı kendinden tiksinmeye kadar sürükleyecek sürecin tetikleyicisi.

    anlatamam kendimi mütemadiyen. çok zeki insanların düştüğü durummuş; peh. sanmamakla beraber hafiften de gülesim gelir bu öbeği duyunca. zeki insanlar.
    başı kıçı belli olmayan giriler gibidir kendini ifade edememe olayı. takdir edersin kendini az sonra olacakları düşünürken ya da kahkalarla gülersin yaptığın espriye. ama hep bir nokta, söylenmesi gereken bir cümle, başta veya ortada olması gereken ama kesinlikle sonda olmaması gereken bir kelime sıçar batırır güzelim kendini ifade etme şansını.

    kanında alkol dolaşırken de bozulacak sinirlerin çünkü dilin dönmeyecek, biliyorsun. "hesap ne tuttu babuş?" içinden söyle bunu. tuttu... aha bunu derken karışacak dudak, dil damağa yapışıp kalacak. en iyisi susmak, kafayı sağa sola sallayıp soru sorma efekti verip gözlerle adisyonu işaret etmek.

    aforizmayla saçmalayıp kendimden tiksinme sürecine bir katalizör daha ekleyeyim:

    "kendinden tiksinemeyen başkalarından tiksinemez."

    kusmam lazım.
  4. kötüdür.
    bir fıçı düşün. şu western filmlerinde mermilerin deldiği, tahta olanlardan.
    üst kısımdan orta tazyikte su akıyor içine, arada sidik, kum, püsür falanda akıyor, yani içme suyu değil pis su bu sanırım. alt kısmında da küçük çatlaklar var, tahtaların arasında ufak boşluklar, çok küçük ama. oralardan da sızıyor bu su mütemadiyen. ama alt kısımdaki boşluklar o kadar küçük ki yukardan sürekli akmakta olan su içerde uzun süre bekliyor, bayatlıyor, suyla beraber gelen yabancı maddeler fıçının içinde beklerlen bozuluyor, değişiyorlar, fıçının iç kısmında tabakalar oluşturuyorlar, kirletiyorlar içini, kokuyorda leş gibi. öeeh! bazen yukardan gelen suyun tazyiki artıyor o zamanda fıçının içindeki su bulanıyor, bütün dipte birikmiş pislik bir anda havalanıyor ama bir taraftanda iyi oluyor, alt kısımdaki çatlaklardan basınçla daha fazla su ve atık dökülüyor dışarıya. fıçı zamanla bu düzen ve biriken maddeler yüzünden çürümeye başlıyor. tahta sonuçta, aşınıyor. metal kısımları paslanıyor. üstten gelen ot bok ne varsa hepsi içerde sıkışıp kalıyor, mutasyon geçirir onlar orda be.

    diğer orjin fıçıda öyle değil, üstte bir bağlantı yeri var ordan aynı tazyikte su geliyor sürekli, dışarıdan gelecek olan yabancı maddelere karşıda kapatılmış güzelce üst kısım. süzülmüş su bu hem. yani homojenize. hani şu eve satın aldığın damacana sular var markalı onlar gibi. mineral katkılı falan.
    alt kısmındada ayrı bir çeşmesi var bunun. hani şu yine western filmlerinde bira fıçıları olur çeşmeli, kötü adam ağzını dayayıp bayılana kadar içer biradan, sonrada bira yüzüne akmaya devam ederken sızar kalır fıçının altında. onlardan işte. su geliyor, benzer tazyikte tahliye ediliyor çeşmeden. hem birikme olmuyor fıçının içinde, iç çeperlerde mantar tabakaları falan oluşmuyor, hem fıçı çürümüyor böylece, eskimesi çok uzun zaman alıyor.
    al bunu anlatsam sana şimdi ben. şarap işinemi girdin demezmisin bana. yada manyakmısın ne fıçısı, biramı içicez akşam demezmisin. yada yine ne fıçısı diye söze başlayıp senin tahlilini betimlemeni, örneklemeni ...* !! demezmisin. dersin. fıçıyı anlamaya çalışmassın hiç. ne fıçısı ne fıçısı.
    kondansatör ne abi.
    illa dinlediğim yabancı parçaların ne anlattıklarını bilmek zorundamıyım ben. soundunu seviyorum belki, bana çağrıştırdıklarını seviyorum. ingilizce bilgimiz beginner da sayıyor işte, iş güç derken upgrade edemedim, benim suçummu bu. tamam belki bob dylan'ı dinlerken eşlik etmenin zevki başkadır farkındayım ama yok kasamıyorum türkçesini bulayım ne diyormuş bakayım falan diye.
    üstüme gelme tamam.

    bu gömlekte ne.
    beyaz uzun bir gömlek. tavafmı edicez bir yerleri? fazla sıkma iz yapıyor ellerimde sonra.
    o iğne ne olacak ?
    yastıklarla dolu pofuduk duvarlar ne güzel. bembeyaz. neden bağırıyor o kadın, nasıl çığlık atıyor öyle ya.
    gözlerim kamaştı ışıktan..*
  5. dünyanın en iğrenç duyguları arasında önde koşanlardandır.genelde heyecandan karşıdaki insanı gözde çok büyütmekten kaynaklanır.
    üç aydır çektiğim bu sıkıntı yüzünden gizliden gizliye gözlenen sevdicek beni aptal sanmaktadır.hatta dünyanın en aptal kızlarından olduğumu düşünen bu güzel insan , aptal kızlardan bahsederken örneği kesin beni canlandırarak vermektedir.
  6. misal, sözlükte yazdığımız yazılarda anlatmak istediklerimizle anlaşılanların farklı olması, olabilmesi durumu.
    mesela 2-3 gün önce sözlüğü okurken bir giri okudum. sonra kendi kendime, "ne demek istemiş bu a.k? kim yazmış lan bunu?" derken bunun benim yazdığım bir giri olduğunu gördüm. bir fena oldum, bir kötü oldum. baya önceden yazmışım. o an ki ruh haliyle yazmışım demek. o ruh halini tekrar giyinince anladım bu sefer.
    o anda kafamızda bir ilişki kurup giriyi o başlık altına yazıyoruz; amma velakin işte bu kurduğumuz ilişkiyi sadece kurmakla kalıp yazıya dökmezsek "ne demiş bu a.k?" diyebilirler, diyebilirsiniz tabi.
  7. kelimelerin yetmediği durumlarda semboller, sembollerin yetmediği durumlarda ise notalar kendinizi ifade etmek için yeterli olacaktır... özetle yoktur böyle bir şey. olsa olsa sizin zihninize giremeyen hedef kişi ya da kitlenizdir sizi bu duruma sürükleyen. bunun sebebi de bir anlamda herkesin kendi kendisinin tanrısı olmasıdır belki de...
  8. fiziksel görünüşten çok çok daha önemli olan ama farkında olunmayan veya kabul görmeyen şey.bir insanda bulunması gereken en önemli özelliklerden birisidir kendini ifade edebilmek.her manada...
  9. yoğun duygular yaşanılan bir dönemde pekala mümkündür. insan, içinde her daim yalın ve net değildir. kimi zaman -hatta kimilerinde çoğu zaman- bir karmaşa söz konusudur. hele de bu dallı budaklı bir karmaşaysa buyrun ifade edin. zordur efendim, pek zordur.