her sene 2 milyon kişinin belli başlı birkaç okulun popüler bölümlerine yerleşmek için uğraştığı bir ülkede, cankurtaran işlevi gören bir kavram. "kendini geliştirirsen, okulun bir önemi yoktur." diye hayat dersi veren amcalar, teyzeler, halalar. ve elbette bu sözlere inanmak için yanıp tutuşan anadolu gençleri. uzun metraj film çıkar burdan.
kaldı ki "kendini geliştirmekten
kastın nedir be dalay lama abi?" diye sorduğunuzda alacağınız yanıt "ee şimdi kitap falan. yabancı dil. kitap." gibi bir şey. bu noktada, dalay lama abinin hayatı boyunca okumuş olduğu kitap sayısının 4(yazıyla dört), bildiği tek yabancı dilin ise ingilizce(beginner) olduğunu görmezden gelmeniz gerekiyor.
katıldığım dil kurslarından elde ettiğim tecrübeye dayanarak söylüyorum, "cv'me yazarım iyi mayışlı iş bulurum" zihniyetiyle yabancı dil öğrenmek isteyen insanların %92'si ilk kurda, geriye kalan %8'lik kesim ise ikinci kurda kursu bırakıyor.(sınıfta güzel kızlar varsa 2. kura devam edenlerin sayısında bir oynama olabiliyor.) 2 kur sonunda da "seks seviyesinde italyanca" öğrenmiş olarak hayatlarına devam ediyorlar.
kitap konusu daha vahim. dostoyevski, kafka, austen falan okumamış; lotr ve harry potter'ı bile sadece sinemadan takip etmiş bıyıklı bir adam, sikindirik yazarların "kişisel gelişim" kitaplarını okuyarak "kendini geliştirdiğini" düşününce benim sağ gözümde bir seğirme baş gösteriyor. cehalet mutluluktur, damlaya damlaya gol olur.
"kendini geliştir" mevzusunun ancak ve ancak "iş bulayım beaa" mantığını geride bıraktığınız zaman geyik olmaktan çıktığını fark ettiğiniz gün ne mutlu bir gün; o insanlar ne güzel insanlardır.
durmayın la kendinizi geliştirin. bak hala...