hayatında her şey olması gerektiği gibi giderken, hiç bir sorunun yokken, mutsuz olmak ve niye mutsuz olduğunu bilmemek, daha önce istediğin her şeyi geçekleştirmene rağmen, içinde bir yerlerde hep bir şüphe olması seni rahatsız eden o duygunun bir yerlerde durması ve senin onu bir türlü tanımlayamaman niye kötü hissediğine bir türlü anlam verememen.
canın hiç bir şey yapmayı istemez, film izleyeyim dersin olmaz tat vermez,kitap okuyamazsın bir sayfada yarım saatin geçer, annenle konuşamaz, babanla tavla oynayamazsın, çok sevdiğin tatlıyı yiyemezsin tadı yoktur çünkü,uyumak bile eskisi gibi keyif vermez, sevgilinle gezmek eziyettir niye böyle dalgınsın sorusuna vereceğin cevabın yoktur çünkü. sende bilmiyorsundur derdinin ne olduğunu, anlamıyorsunudur ki kendini, anlatasın karşındakine.
konuşursun içindeki ses le; 'bak beraber karar verdik her şeyi bir kenara bırakıp hayatımıza yön verdik, böyle yaşamak istiyoruz dedik ve yaptık bunu amacımızı gerçekleştirdik. ama şimdi senin derdin ne ne istiyorsun ne yapayım' ama o da sana ne istediğini söyleyemez çünkü o da senin gibi bilmiyordur ne yapmak istediğini. yani kalırsın öyle ortada mutsuzluğunun nedenini bile anlayamadan, yaptığın hiçbir şeyi gönül rahatlığıyla yapamadan, belki bir gün anlarım umudu ile yatar, kalkarsın.
kendini kendi merkezin yapmışsan eğer, katlanamayacağın şeydir.
ben anlamazsam kim anlayacak der kendi kendini yersin. anlamak için kendini o kadar zorlarsın ki anladın sanırsın..
ama olmamıştır, anlamamışsındır..yaptığın şey kendini rahatlatmak ve hala kendi hakimin olduğunu kendine kanıtlamak amacıyla kendini yanlış anlamaktır..
lakin her yapılan şeye anlam yükleme çabası da boş bir eylem. nedensiz bir çok şey olabilir, nedensiz mutsuz olursun, nedensiz sevmezsin, nedensiz iğrenirsin. belki hayatı fıstık gibi olan modern insanın açmazıdır bu sıkıntı, hayatında bir şeyleri bok etmekle başlayabilirsin mesela, sonra bayağı bir anlamlı olur hayatın.