|
|
- (bkz: çaresizseniz, çare sizsiniz)
- yaşamını , üzerine kurduğu kabulleri gözden geçirerek değiştiremeyen bünyenin anlayışının her çatırdayışında kendisini güvensiz hissetmesi ile ortaya çıkan durum.
(skuba, 28.12.2004 22:03)
- bugün olanlar karşısında tüm sözlüktekilerin içine düştüğü acı durum...olanlar karşısında hissedilen işe yaramamazlık.
- olanlar karşısında ne yapacağını, ne söyleyeceğini bilememek; nutku tutulmak; kimbilir belki de bir şeyleri değiştirebileceğini bilirken hiç birşey yapamamış olmak.*
- öylece bakakalmak, elinden hiçbir şey gelmeden...
- (bkz: eli ayağı bağlanmak...)
- birgün biri bir intihar olayından bahseder bir küçük dişiye. en başta vurmasa da haber bir tokat gibi yüze acı kaplayıverip kalbi sıkıştırdı anlık olarak. nefes alış verişi düzensizleşti küçüğün. bir şiiri* okuyunca boğazındaki düğüm git gide daralmaya başladı, yutkunamadı bir an. birilerinin bırakıp gitmesine, giderken acıdan kavrulan onlarca beden, ağlamaktan yaş dökemeyen gözler bırakabilmesine daha önce de tanık olmuştu. hatta bu seferki can* daha şanslıydı en azından onu anlamaya çalışan cenazesine giden birileri olacaktı. oysa o zamanlar o kadar sevdiği insanın cenaze namazını cuma namazına gelmiş cemaat kılmıştı. o kadar yanlızdı. küçüğün gözleri bir şakanın sonlanmasını beklercesine dolaştı internette. yalan değildi oysa. bir damla yaş düşmek için çok zorladı kendini, akamadı. yitip giden bir bedenin arkasından yakacak bir ağıtı yoktu uzun zamandır.
bir sarılış, bir seven insanın bakışına tavlanmasını istedi tüm insanların. ve kısacık bir süreçte upuzun bir film şeridi geçmişken gözlerinden bakamadı ölen kişinin fotografına. çünkü yapacak bişi bulamıyordu, söyleyecek bir söz, tutunacak bir neden, içine bakıp haykıracak bir çift göz..
not: öğrendiğimden bu yana 10 saate yakın oldu haberi. ancak kendime gelebiliyorum. ve hala ölüme, yaşama, insanların gerçekten sevildiklerine inanamamalarını anlamakta zorlanıyorum. bir şeyler değiştirmek elinde diye düşünürken insanın şimdi kendini ne kadar çaresiz hissettiğini yaşıyorum..
- acı çeken birine yardım edilemediği an en yoğun halini alır
- dibe vurduğunuz andır. ağlasanız zırlasanız, sağa sola saldırsanız, hiçbir şeyi değiştiremezsiniz. elinizden gelen hiçbir şey yoktur.
- (bkz: tarkan)
sevdim çok sevdim
tanıdım aşkın en saf halini
kokladım gecelerce
bıraktığın eşyayı, boş evi
uzanamadı elim telefona
defalarca gidip geldi
yenik düştüm kendime
göre göre
gurur sandiğim aslında
ümitsizliğimdi
anladım temelli gittiğini...
sözlerindeki gibi, çaresizliğiniz ümitsizliğinizdendir, gurur sanıp kendini ezdirmediniz sanırsınız, halbuki artık elden hiç bir çare gelmez herşeyi daha iyi yapmaya, eskiye dönmeye (şimdi eskiye döner mi? dönse de buna değer mi)(değmez mi?!.)
elden gelen birşey yoktur, size kalsa herşeyi gül bahçesine döndüreceksinizdir ama ipler sizde değildir. sihirli değneğinizin olmasını, erosun okunun onu daha önce vurduğu gibi yine vurmasını istersiniz ama nafiledir, giden çoktan gitmiştir.
çaresizsinizdir, yalvarırsınız, ağlarsınız, vicdanın yok mu dersiniz, önce güzel şeyler söylersiniz, yumuşatmak istersiniz...
sonra anılarınızdan bahsedersiniz, hatırlasın istersiniz...
umursamaz, duygusuz bir tavır görürsünüz, içiniz yanar, kavrulursunuz...
dünyanız yerle bir olmuştur...
bu sefer küfürler savurursunuz... sen ne kadar vicdansız, haysiyetsiz, onursuz, şerefsiz insanmışsın diye...
"ah ben seni hala deliler gibi seviyorum, acı bana acı ve beni bırakma kolu kanadı kırık bi başıma"nın isyanı niteliğindedir bu sözler.
onu geri getiremezsiniz!
onu zorla elinizde tutmaya çalışsanız da sevgisinin yok olduğunu anlarsınız...
hele onu, onu hiç geri getirememe duygusu işte insanı çaresiz hissettiren.
bir daha görmek istemezsiniz,ölene kadar yanınızda olmasını istediğiniz kişiyi... canınızı yakar çünkü, karşısında çaresizliğinizi görsün istemezsiniz, aslında ilk başta onu da istersiniz ama vuslat için bir ümidin olmadığını anladığınızda istememeye başlarsınız
çaresizsiniz...
hepimiz çaresiziz,
aciziz!..
çaresizlikten söylenen sözler:
(bkz: üzme kendini)
(bkz: buda gelir buda geçer ağlama)
(bkz: kalbime gömerim)
(bkz: seni terk ediyorum)
- (bkz: ecel)
(bkz: ölüm)
(bkz: acziyet)
- nedeni çoğu zaman öğrenilmiş çaresizliktir.
- kız arkadaşın kucağında uyurken kılını kıpırdatamayıp iki büklüm olmak.. bir yandan bacaklarının ağrısını buram buram hissederken bir yandan ben böyle aşkın ızdırabını sikeyim diye veryansın etmek..
- en son 22 temmuz'da yaşamış olduğum boktan duygu...
- bazen intiharla sonuçlanan durumdur. bazen de böyle sonuçlanmaz. tam bu fikriniz kesinleşirken bir anda duru ve insancıl bir ses işitir,vazgeçersiniz.
|