kendini çaresiz hissetmek 

adana çık aradan

  1. (bkz: çaresizseniz, çare sizsiniz)
    (aqua, 28.12.2004 21:36)
  2. yaşamını , üzerine kurduğu kabulleri gözden geçirerek değiştiremeyen bünyenin anlayışının her çatırdayışında kendisini güvensiz hissetmesi ile ortaya çıkan durum.
    (skuba, 28.12.2004 22:03)
  3. bugün olanlar karşısında tüm sözlüktekilerin içine düştüğü acı durum...olanlar karşısında hissedilen işe yaramamazlık.
    (scarlet, 10.01.2005 21:33)
  4. olanlar karşısında ne yapacağını, ne söyleyeceğini bilememek; nutku tutulmak; kimbilir belki de bir şeyleri değiştirebileceğini bilirken hiç birşey yapamamış olmak.*
    (esdora, 10.01.2005 21:35)
  5. öylece bakakalmak, elinden hiçbir şey gelmeden...
    (tenekeci, 10.01.2005 21:42)
  6. (bkz: eli ayağı bağlanmak...)
    (traşköpüğü, 10.01.2005 21:43)
  7. birgün biri bir intihar olayından bahseder bir küçük dişiye. en başta vurmasa da haber bir tokat gibi yüze acı kaplayıverip kalbi sıkıştırdı anlık olarak. nefes alış verişi düzensizleşti küçüğün. bir şiiri* okuyunca boğazındaki düğüm git gide daralmaya başladı, yutkunamadı bir an. birilerinin bırakıp gitmesine, giderken acıdan kavrulan onlarca beden, ağlamaktan yaş dökemeyen gözler bırakabilmesine daha önce de tanık olmuştu. hatta bu seferki can* daha şanslıydı en azından onu anlamaya çalışan cenazesine giden birileri olacaktı. oysa o zamanlar o kadar sevdiği insanın cenaze namazını cuma namazına gelmiş cemaat kılmıştı. o kadar yanlızdı. küçüğün gözleri bir şakanın sonlanmasını beklercesine dolaştı internette. yalan değildi oysa. bir damla yaş düşmek için çok zorladı kendini, akamadı. yitip giden bir bedenin arkasından yakacak bir ağıtı yoktu uzun zamandır.
    bir sarılış, bir seven insanın bakışına tavlanmasını istedi tüm insanların. ve kısacık bir süreçte upuzun bir film şeridi geçmişken gözlerinden bakamadı ölen kişinin fotografına. çünkü yapacak bişi bulamıyordu, söyleyecek bir söz, tutunacak bir neden, içine bakıp haykıracak bir çift göz..

    not: öğrendiğimden bu yana 10 saate yakın oldu haberi. ancak kendime gelebiliyorum. ve hala ölüme, yaşama, insanların gerçekten sevildiklerine inanamamalarını anlamakta zorlanıyorum. bir şeyler değiştirmek elinde diye düşünürken insanın şimdi kendini ne kadar çaresiz hissettiğini yaşıyorum..
    (luccy in the sky with the diamonds, 11.01.2005 00:05)
  8. acı çeken birine yardım edilemediği an en yoğun halini alır
    (nepenthe, 13.02.2006 14:36)
  9. dibe vurduğunuz andır. ağlasanız zırlasanız, sağa sola saldırsanız, hiçbir şeyi değiştiremezsiniz. elinizden gelen hiçbir şey yoktur.
    (esdora, 04.03.2006 08:45)
  10. (bkz: tarkan)
    sevdim çok sevdim
    tanıdım aşkın en saf halini
    kokladım gecelerce
    bıraktığın eşyayı, boş evi

    uzanamadı elim telefona
    defalarca gidip geldi
    yenik düştüm kendime
    göre göre

    gurur sandiğim aslında
    ümitsizliğimdi
    anladım temelli gittiğini...

    sözlerindeki gibi, çaresizliğiniz ümitsizliğinizdendir, gurur sanıp kendini ezdirmediniz sanırsınız, halbuki artık elden hiç bir çare gelmez herşeyi daha iyi yapmaya, eskiye dönmeye (şimdi eskiye döner mi? dönse de buna değer mi)(değmez mi?!.)
    elden gelen birşey yoktur, size kalsa herşeyi gül bahçesine döndüreceksinizdir ama ipler sizde değildir. sihirli değneğinizin olmasını, erosun okunun onu daha önce vurduğu gibi yine vurmasını istersiniz ama nafiledir, giden çoktan gitmiştir.
    çaresizsinizdir, yalvarırsınız, ağlarsınız, vicdanın yok mu dersiniz, önce güzel şeyler söylersiniz, yumuşatmak istersiniz...
    sonra anılarınızdan bahsedersiniz, hatırlasın istersiniz...
    umursamaz, duygusuz bir tavır görürsünüz, içiniz yanar, kavrulursunuz...
    dünyanız yerle bir olmuştur...
    bu sefer küfürler savurursunuz... sen ne kadar vicdansız, haysiyetsiz, onursuz, şerefsiz insanmışsın diye...
    "ah ben seni hala deliler gibi seviyorum, acı bana acı ve beni bırakma kolu kanadı kırık bi başıma"nın isyanı niteliğindedir bu sözler.
    onu geri getiremezsiniz!
    onu zorla elinizde tutmaya çalışsanız da sevgisinin yok olduğunu anlarsınız...
    hele onu, onu hiç geri getirememe duygusu işte insanı çaresiz hissettiren.
    bir daha görmek istemezsiniz,ölene kadar yanınızda olmasını istediğiniz kişiyi... canınızı yakar çünkü, karşısında çaresizliğinizi görsün istemezsiniz, aslında ilk başta onu da istersiniz ama vuslat için bir ümidin olmadığını anladığınızda istememeye başlarsınız
    çaresizsiniz...
    hepimiz çaresiziz,
    aciziz!..

    çaresizlikten söylenen sözler:
    (bkz: üzme kendini)
    (bkz: buda gelir buda geçer ağlama)
    (bkz: kalbime gömerim)
    (bkz: seni terk ediyorum)
    (madalyonun güzel yüzü, 12.03.2007 23:52 ~ 13.03.2007 00:09)
  11. (bkz: ecel)
    (bkz: ölüm)
    (bkz: acziyet)
    (madalyonun güzel yüzü, 13.03.2007 16:44)
  12. nedeni çoğu zaman öğrenilmiş çaresizliktir.
    (magnum çikolata mmm, 14.04.2007 16:39)
  13. kız arkadaşın kucağında uyurken kılını kıpırdatamayıp iki büklüm olmak.. bir yandan bacaklarının ağrısını buram buram hissederken bir yandan ben böyle aşkın ızdırabını sikeyim diye veryansın etmek..
    (sadomasochistic, 26.08.2007 00:34)
  14. en son 22 temmuz'da yaşamış olduğum boktan duygu...
    (pancar, 26.08.2007 15:02)
  15. bazen intiharla sonuçlanan durumdur. bazen de böyle sonuçlanmaz. tam bu fikriniz kesinleşirken bir anda duru ve insancıl bir ses işitir,vazgeçersiniz.
    (şimdi ben ne desem, 19.07.2008 02:24)