merhaba! itü sözlük, içeriği dünyanın değişik noktalarında bulunan yazarlarca oluşturulan bir interaktif sözlüktür. daha fazla bilgi alabilir, üye olarak içeriğin genişlemesine katkıda bulunabilirsiniz.
  1. 1

kendinden nefret etmek

  1. bu başlıkta
  2. bakın dur
  3. sırala
  4. #kültür sanat
  1. hayatınızda bazı şeylerin pek de iyi gitmediğinin göstergesidir.yaptığınız şeylerden ya pişmanlık duyuyorsunuzdur ya da affedilemeyecek kadar büyük hatalar yapmışsınızdır.nedeni ne olursa olsun durum bu hale geldiyse köşeye sıkışmışsınız demektir.bazı şeyleri yoluna koymak istiyorsanız ilk olarak kendinizi sevmelisiniz heralde, yoksa hayat çekilmez olur.
  2. kendimi tutamayıp sinirlendiğimde kırdığım kalplerin ardından çok pişman oluyorum ve kendimden nefret ediyorum..işte böyle bir duygu.
  3. büyük bir suçluluk duygusuyla, omuzlarında büyük bir ağırlıkla kendinden iğrenmek. hem kendini beğenmeyip hem de kendini düzeltmek için herhangi bir adım atmamamak ve ikinci defa daha kendinden nefret etmek. kendine adeta başka bir insanaymış gibi sinir* olmak. ölmekten ziyade hiç olmamayı istemek ve onlarca insanın açlıktan, şiddete maruz kalmasından, kanserden acı çekmesine rağmen kendisinden alınmayan en büyük zenginlik olan sağlığının kıymetini bilmediği için bir daha nefret etmek. aynı şeyleri tekrarlattığı için içi içini yemektir kendinden nefret etmek. tüm hücrelerini acı çekmeye mahkum etmeyi istemektir. insanın sonsuz savaşında kaybetmeye mahkum olmaktır. aynı şeylerin olmasından bıkmaktır. başaramadığını kabul etmektir her ne kadar zor olsa da. hayatın akışına bir türlü kapılamamktır. her zaman küçük engellere takılmaktır. içinde büyük bir korun kül etmesidir her şeyi. keşke hiç yorulmadan devamlı lastik atladığım sindi bebeğimle oynadığım günlere özlem duymaktır hiçbir şeyin farkında olmadığım saf olduğum bakterileri görmediğim zamana. bakterilere karşı bir şey yapamamaktır. kendinden nefrete etmekten yorulmaktır çünkü hiç ilerleyemiyorsun. faydasızlığın doruk noktasıdır. bütün bunları niye yazdığına anlam verememktir. yetersiz olduğunu kabul etmektir kendinden nefret etmek. sanırım bu kadar.
    devamı olarak kendinden nefret etmek ruh gibi olmaktır anlamsız gözlerle etrafa bakmaktır. içinde sevgi kırıntısının bile kalmaması demektir. ne yapacağını bilmemektir. ayrıca kendinden nefret etmek gerçekten gayet güzel bir şeydir aslında. çünkü suçluluk duymak asil bir şeydir. ama insan kendinden öyle nefret eder ki kendine bu duyguyu bile yakıştıramaz.
    bazen bazı şeyler neden oluyo diye sormaktır. keşke yapmasaydım demektir, keşkelere olan tüm nefrete rağmen. bazı şeylere maruz kalmaya sebep olduğu için insanın kendini suçlamasıdır. of aman ya allah kahretmesim demesidir.
  4. kendinin işe yaramadığını hissetmektir. ya da bazen asla yapmam dediğin şeyleri yaptığında ağır bir pişmanlıkla kendini kabullenememektir. iç savaştır; önce sinirlenirsin, sonra kendinle barışırsın ama hep bir çemberin içinde dolanır durursun. adım ata ata çemberin içinden çıkarsın; bu sefer de kendini kaybedersin.
  5. hiç üzmek istemediğiniz birini üzdüğünüzde olur bu olay. onu üzmemek için elinizden geleni yaptığınızı sanırsınız ama bu her zaman yeterli olmayabilir. yaptığınız bir hata sonucu çok sevdiğiniz birini üzdüğünüz zaman işte kendinizden nefret eder olursunuz. "ben niye böyleyim?" diye düşünürsünüz. bir daha böyle bir şey yapmayacağınıza kendinize söz verirsiniz. değişmek istersiniz, ama değişemezsiniz. değişseniz bile içinizde ufak parçacıklar kalır. bir gün yine aynı hatayı yaparsınız, yine değişmek istersiniz, yine olmaz...
  6. başarısızlık üstüne başarısızlıkla geçmiş bir 22 yıldan sonra ayna karşısında kendinize duyduğunuz hislerin dile dökülmüş hali.
  7. bir tür motivasyondur; göt kalkmasını önler; "tamam mükemmele ulaştım" sözlerini ağzınıza tıkar; sizi kendinizi sürekli geliştirmeye iter. bilimsel gelişmelerin savaş zamanlarında coşması gibi bir etkisi vardır yani. ama abartmamak lazım. arada bir de sevin kendinizi.. öpün, okşayın... keyfinize kalmış.. ama bunu da abartmamak lazım..
  8. kişinin durup düşündüğü anlardan birinde yaptığı yanlışlar altında ezilmesi sonucu kendine duymuş olduğu öfke ve pişmanlığın dışa vuruluş biçimidir.
  9. bir nevi kendinin uzağına düşmek. belki de büyümek...
    nefreti doğuran sonsuz sevgidir aslında, herkes kendini düşünür ve kendini düşündüğünün ayırdına varınca tiksinti başlar, tiksinti kini besler, nefret doğar.
    verdiğin sözleri, içtiğin antları unuttuğunu fark edersin bir zaman sonra.. yalnızlığına bir kez daha ihanet etmişsindir umarsızca.. hatta "bunu nasıl yaparım?!" sorusu beynini kemirirken korkunç dönmeler yüzünden başını duvarlara vurmak, duvarlarla parçalanmak istersin... kendi yükünü bir başkasının yorgun omuzlarına yüklemişsindir... üstelik o başkası sadece mutlu olmasını istediğindir. bu paradoksu yarattığın için miden bulanır, aynalara bakamazsın..nefret edersin kendinden..

    kendimin uzağına düştüm yine dediğimde bir yazarın şu sözleri çarpıyor kulağıma:
    " hayat kendi dışımıza çıkıp yeniden kendimize döndüğümüz yolculukların toplamından oluşuyor. o yüzden insanların hayatları birkaç aydır toplasan, 70-80 yıl değildir aslında."
    ben de diyorum ki, bu sefer yol çok uzadı be üstat...
  1. 1