elindeki klasik gitarın alt tellere dokunarak elektro sesi çıkarabilen babayiğit gençkan'ın şarkısı. klibinin kopma sebebi olduğu, dans edişler, gitarla ahenk oluşturma muazzam. gitarın bir çalgı olduğuna inandıramamışlar gençkan'ı, çünkü gitarı sopa gibi çevirip duruyor. güneş gözlüğü ve deri ceketle karizmaya da karizma katmış. hey gidi parlak çağ. şarkı sözleri ise şöyle; (dinledim bizzat yazdım)
kendimi kontrol edemiyorum,
bütün cinler tepemde.
şaka yapmayın dostlarım,
bugün biraz var bende.
kendimi kontrol edemiyorum,
bütün cinler tepemde.
şaka yapmayın dostlar,
bugün biraz var bende.
nasıl duygu bilseniz,
sizde bir gün delirsiniz (vallahi böyle diyor)
insanlar yabancı,
dünyayı bir görseniz.
kendimi kontrol edemiyorum,
heralde ben deliyim,
söylerim saçma sözler,
tanınmaz bir haldeyim.
kendimi kontrol edemiyorum,
bütün cinler tepemde.
şaka yapmayın dostlar,
bugün biraz var bende.
kendimi kontrol edemiyorum,
heralde ben deliyim,
söylerim saçma sözler,
tanınmaz bir haldeyim.
kendimi kontrol edemiyorum,
bütün cinler tepemde.
şaka yapmayın dostlar,
bugün biraz var bende.
nasıl duygu bilseniz,
sizde bir gün delirsiniz (vallahi böyle diyor)
insanlar yabancı,
dünyayı bir görseniz.
ve o muhteşem elektro solo.. yieeaaah!!!
(coban, 03.03.2006 19:36 ~ 06.03.2006 20:27)
"özellikle dans figürleriyle dünyadaki örnekleriyle yarışacak kadar iyi bir çalışma!"
new york times
seksi sanatçı , gitarist ve virtüöz.
ekip gazetesi
bir anda içindeki şeytanın ortaya çıkmasıyla olur olmaz şeylere eksi vermeye başlayan yazarın sözleri.
(dlord, 06.03.2006 00:33)
gitarı harika döndürüyor , bir sonraki filmde eline ışın kılıcı vermeyi düşünüyorum.
george lucas
alkol alındıktan sonra askıntılık yapıp, sonra pişman olunca sarfedilen cümledir.
(bkz:
alkollüyüm istemeden üzerim)
hakan peker'in "
hey corç versene borç" klibi üzerine cila etkisi yapan klip
gençkan'ın siyah pantalon içine sokulmuş kırmızı bir tshirt ve yeşil-sarı çizgili bir gömlekle arz-ı endam ettiği
youtube sayesinde forum forum dolaşan ve yeniden meşhur olan parçası.kırmızı tshirt ve siyah pantolon kombosu kimi zaman siyah deri ceket ve güneş gözlüğüyle desteklenmekte.
90 ların ne menem bir vaka olduğunu anlayabilmek için bakılması gereken ilk kaynak belkide bu klip.yada
hey corç versene borç tan sonra gelir.bilemiyorum,kendimi kontrol edemiyorum...
acaba
aboneyim abone biletlerim cebimde şarkısı yerine bu patlasaymış türkiye şimdi bambaşka yerlerde mi olurmuş diye düşünmeme sebep olan nacizane eser.
farketmemiş arkadaşlara bir daha seyredip arkadaki mavi gömlekli adamın figürlere dikkat etmelerini şiddetler öneririm. farkına varın ve huşu içinde gözyaşlarına boğulun derim.
ajdar mısın ya diyesim geldi açıkcası.. fazla yoruma meal bırakmayan bu sözleri yazanı kutlarım bestesini yapana ise ayrıca minnetarız.. hele gençkana açtığı yeni bir devir var çünkü onun klasik gitarın alt telinden elektro-gitar sesi çıkartılabildiği gösterdiği nice gitar virtüözlerine...
(deulu, 02.06.2006 23:50)
gençkan ve biri gitarlı altı arkadaşının sözlere muhteşem uygun şekilde hareket ettikleri şarkının klibi; klipteki ateşli ortamlardan kısacık görüntü sokuşturmalar, gençkan'ın kameraya bakmamak için binbir yere bakması, rengarenk gömleği ile şarkıya ilk giriş yaparken kafa sallama esnasında komut almış gibi bir anda şarkıya başlaması, unplugged klasikten çılgın elektro soloları ile bir başyapıt.
klibi izleseniz siz de
delirsiniz.
*
not: şimdi farkettim 2:28-2:31 arası gençkan kızları iki yanına alıp ellerine gitar vermiş, durumu gözlemliyor.
(theone, 05.06.2006 02:54 ~ 03:15)
bin bir emekle mp3 formatına çevirdiğimiz parça.
aylar yıllar sonra gelen edit : isteyen var ise ulaşsın bir şekilde yollarım.
2000'li yıllarda çekilmiş 80'li yıllar klibine sahip şarkıcık.
dünyayı kurtaran şarkı.
cüneyt arkının klipte rol alması daha güzel bir hava verirmiş. kısmet değilmiş demek ki.
şaka mı bu dedirten klip veya öyle birşey...
klibin hemen başlarında yönetmen tarafından(tabii eğer varsa) klipteki gençliğin biraz crazy olduğu fikri oldukça profesyonelce aşılanmak istenmiş. 30. saniyesinde falan ise gençkan’ın aslında bizimle dalga geçmek istediğini sanıyorum. elindeki gözlüğü “hassst..rin laa” diyerek olanca piç ifadesiyle bize savurması onun aslında kimseyi ciddiye almayan cool biri olduğunu kanıtlıyor. hemen akabinde bir grup gencin şen kardeşler aile çay bahçesinde(reklam oldu,pardon) çıkardığı kavga ise gençliğin hırçın karadeniz dalgaları gibi asi ve yıkıcı olduğunu anlatıyor. yokk yokk , pardon sonradan anlıyorum ki bu gençler dans ediyor. küçük emrah’dan 2 level yaratıcı dans edebilmeleri ise benim tek tesellim oluyor. özellikle kavgadaki siyah tişörtlü gencin yeni figürleri beni benden alıyor(3’lük atan bryant figürü)
gençkan ise dans etmeyi bir yaşam felsefesi haline getirmiş. keşke bir de becerebilse. ama yiğidi öldürüp hakkını da vermek lazım. 16. saniyede, 2 kızın arasında kalmanın verdiği heyecanla yarattığı o “olum biz klibi çekiorz ama tanınmaktan da mı korkmuyoruz, amannn salla baba ya” figürü ve akabinde 18. saniyede bali koklamanın verdiği o tadından yinmez nahoşlukla döktürdüğü “topallayan sek sekçi” figürlerinin hakkını yedirtmem. kesinlikle.
istanbul boğazı ve o körfez gerçekten de eşsiz. gençkan’ın da tam bir istanbul ve boğaz aşığı olduğunu anlaşılıyor. öküze bile şiir yazdıran boğaz manzarası, gençkan’a da klip çektirmiş… 40. saniyeden itibaren, gençkan’ın dürüstlüğü ve kendi kendinin doktoru olması beni etkiliyor. “hey hey, tey tey” diyerek ve başını klişe bir şekilde iki yana sallayarak nakaratın bitmesini bekleyen gençkan; aslında ne kadar dürüst ve içten bir genç olduğunu bize vurguluyor ve ağzındaki baklayı çıkarıyor:
kendimi kontrol edemiyorum,
bugün biraz var bende,
şaka yapmayin dostlar,
bütün cinler tepemde.
zaten klibin başlarında şaka yapar gibi bir halinin olmadığını anlamıştım ben. burada asıl dikkat çeken nokta şu: gençkan bize ve türk hekimlerine daha fazla yük olmak istemediğinden; rahatsızlığının teşhisini -hala tam teşhis olmasa da- bu dörtlükte kendi kendine koyuyor. bu, dünyalara bedel bizim için… zaten kendini nasıl kontrol edemediğini de akabindeki dansta uygulamalı olarak gösteriyor. bu dans sırasında sanırım bütçe fazla gelmiş olacak ki blue-box teknolojisi kullanılmış. ayrıca arkadaki 4 dansçının hareketlerinden ekranın boylamasına dörde bölündüğünü seziyorum. niye? en soldaki ağır çekimde ileri geri yürürken, yanındaki rüzgara karşı yürümeye çalışıyor az çok da başarıyor; diğeri “dizinde şarap şişesi kırma” figürünü uyguluyor; en sağdaki ise el çırpmanın kireçlenmeyi önlediğini anlamış.
kendimi kontrol edemiyorum
herhalde ben deliyim
söylerim saçma sözler
tanınmaz bir haldeyim
işte bu yukarıdakı shakespeare vari dörtlükte kendine tam teşhisi koyan gençkan, sonraki dörtlükte bize insanlık dersi verip, şapkamızı önümüze alıp düşünmemizi istiyor:
nasıl duygu bilsiniz
siz de bir gün delirsiniz(delirirsinizzz)
insanlar yabancı
dünyayı bir görseniz
buğulanan gözlerimizle ve gençkan’a hak veren dimağlarımızla klibe kaldığımız yerden devam edince, bir şeyi fark ediveriyoruz: biz bunları düşünürken, o kıyafetini değiştirmiş hem de tişörtünü pantolonun içine sokmuş. niye böyle olduğunu ilk başlarda bir gözlemci olarak anlayamadım ve sembolik bir şey olduğuna karar verdim önce… zaten ilerleyen satırlarda sebebi de anlaşılacak…
ilerleyen dakikalarda kendini bir türlü beceremediği dansa kaptıran gençkan, adeta kendinden geçiyor. karadeniz’in hırçın dalgaları yine kendini gösteriyor (1.33), ayrıca “……,amannn salla baba ya, biz bilioz da mı oynuoz” figürü de yine onunla hayat buluyor. müritleri de ondan umudu kesmiş, jedi temple’ a girmiş ve bandanalı yabancı bir hocadan dans dersleri alıyor…
(1.43 ve 2.09) bu dakikalar bağlantılı birbiriyle ve da vinci şifresi gibi çözülmeyi bekliyor klibin içinde. gençkan iddiasının aksine oldukça akıllı biri, sembolleri seviyor; bulmacayı çözmek ise bize kalıyor. gitarıyla sevişen gençkan, deri ceketin karizma oluşturmadaki yadsınamaz katkısını biliyor tabii ki. ayrıca işporta güneş gözlüğüyle karizmayı perçinliyor. işte, gitarı mundar etmeden hemen önce, gençkan o yakıcı bakışını fırlatıyor ve kamera da ona hayvan gibi zoom yapıp; sonra hatasını anlayarak zoom u geri çekiyor. o an olanlar oluyor ve gençkan zihinsel olarak 5 yaşındaki haline dönüyor. o son bakışı da, babasınınkini görmüş 5 yaşındaki çocuk ifadesi(dikkat edin, bu bulmacadaki son çözülen parçaydı) bu zoom-sal (evet evet, gözüne ışık girmiş) şok; geçmişindeki o anın bilinçaltındaki yansımasıyla birleşince gençkan artık başka biri… 2.09 dan itibaren gençkan 5 yaşında ve kırmızı tişörtü de nasıl özenle pantolonunun içinde, dansı da etkilenmiş ama evrenselliği aynı: dünyayı kucaklıyor.
2.20 den sonra gençkan iyiden iyiye kendini kontrol edemiyor; bir zoom daha yiyor ve bu sefer mucizevi şekilde normale dönüyor. bir alacalı gömleğini giyiyor bir kırmızı tişörtünü… klibin sonundaki gitar solosuyla da taşı gediğine koyuyor, evet bunu yapıyor…
(cupid, 24.01.2007 00:48)
klibinde ilk kez
rapçi oynatılan türk pop parçasıdır. etkilerini bugün bile gözlemleyebilirsiniz
(uncle, 24.01.2007 01:06)
müzisyen olduğunu sanan vasat ayının komik olan eseri. çok kötü olmasına rağmen ilk zamanlarda çok güldürmüştü.
(ciociosan, 18.02.2007 12:30 ~ 19.02.2007 09:29)