(bkz:
@1785468)
sana yüklediğim anlamların karşısında, venedikli bir tüccardan çaldığı bohçanın içinden çıkan aynada kendi yüzünü görüp korkan bir osmanlı korsanı gibiyim.
bizzat kendi kendine yabancı, bizzat kendi kendisinden korkan ve korkunun heyecanıyla düşen aynası çatlayan ve şimdi çatlak aynaya bir cesaret tekrar bakıp, iki tane aynısından yüze sahip olan korsan.
hangisi benim asıl yüzüm diye düşünmeden defalarca el kol hareketleri ile bu elinde tuttuğu şeyin kendisi olduğunu anlayan korsan.
anlayan, izan sahibi olan, sorusu kalmayan, tereddütleri biten, kargaşaları durulan, iç sıkıntısı geçen, rahatlayan, tekrar sıkılan, izanından korkan, binlerce yeni soru ardına takılıp gelen, kargaşasının göbeğinde bombalar patlayan, içi sıkıntıdan delik deşik olan, anlayan, izan sahibi olan, sorusu kalmayan, tereddütleri biten......
anlama paradoksunun içinde kaybolup gidiyorum anlasana (sıkıyorsa)
şimdi adlar koyuyorum her bir lüzumsuzluğa;
sana yüklediğim anlamlara tekrar anlamlar yüklüyorum,
(anlıyorsun değil mi? artık anlam yüklediğim sen olmaktan çıktın. sana yüklediğim anlamlara yeni anlamlar yükleme girdabındayım, buhranlar anaforundayım. ne olur tanıdıkların varsa beni kurtarsınlar)
yazarken elimdeki kalemle ritm tutmama, bir yandan ağlarken bir yandan yazmama, bir yandan şarkı söylerken hızlı hızlı tuşlara vurmama şaşardın
şaşacak şeylerin olduğu günler.
bir mümini bile allaha, asıl aşkın sahibine
hayret yaklaştırır, hayret sönmüşse bir kan pıhtısının bir sürü algılamaya açık hale gelmesi normalleştiyse, onun aşkı bile gönlün kalibre düşüklüğüne kıyasla söner,
benim öyle olmuştu.
adının kokusunu aldığımda burnumun sızladığı günlerden sonra, gürül akan pınarlara ağzımı dayayıp içimin kerbelasını ferahlatamaz oldum.
anlama paradoksu dipsiz kuyu.
a harfi ile hiç bir şey bitmiyor, mutlaka a'nın ardına b geliyor ve onun ardına peşi sıra ne kadar harf varsa daha, ve sonra o harfleri sıraya koymayı onları birleştirip aralarında aralıklar bırakmayı, küçük noktalar koymayı, küçücük üç nokta ile "bitiğim, anlatamam daha" demeyi (hepsini öğreniyorsun, öğretiyorlar. kelimelere harflere köle ediyorlar ve tek kural var sadece onların kelimeleri ile sadece onların harfleri ile her şeye bir isim takmak zorunda kalarak)
şaştın mı böyle düşünmeme
belki de kimbilir
ben sen olsam, (ki ben sana canım derken bile gerçekten kendi canımı kast ederdim) kesin şaşardım
"vauvv be çocuğa bak, manyak şeyler düşünüyor" derdim.
çünkü sen benim sığ yanımdın, bana hayran yanım. muhtaçtım sana, bana ölesiye hayran bana ölesiye tutkulu olmalıydın ki ben bu tarafların emin ellerde olduğunu bilerek kendi kendime hayran olmak okyanusunda boğulmayayım. kendimi alabildiğine eleştireyim. sen yeter ki sabit dur (ama ben senin yerinde olsaydım durmazdım, sen benim o kadar bir tarafımdın ki, sen de durmadın)
kendimden bilirim seni
kendimden anlarım
anlamak isterdim anlardım
ve anlayan, izan sahibi olan, sorusu kalmayan, tereddütleri biten, kargaşaları durulan, iç sıkıntısı geçen, rahatlayan, tekrar sıkılan, izanından korkan, binlerce yeni soru ardına takılıp gelen, kargaşasının göbeğinde bombalar patlayan, içi sıkıntıdan delik deşik olan, anlayan, izan sahibi olan, sorusu kalmayan, tereddütleri biten......
bir de son olarak, her nerde isen, giden sendin ya hani
korsanın hikayesinin sonunu anlatmadım sana
aynadaki yüzüne bakınca tiksinmiş kendinden, çürük ön dişlerinden, yüzünde gözünde çıkan çıbanlardan, alnındaki derin bıçak izinden, biri yan gözlerinden
hem ayna çatlak olduğu için her biri ikişer tane olan bu pisliklerden kurtulmak istemiş
kendi canını alıp bu pisliğe son vermeyi akıl edememiş, o zaman intiharı putlaştıran hastalıklı yazarların kitapları yokmuş daha (olsa da okumayacağı için bilemezdi zaten)
o da aynasını bir daha geri gelmeyeceğini bildiği bir geminin içine bırakmış
sonra giden aynasının arkasında gözyaşı dökmüş, üzülmüş
aynasının kendisini terk ettiğine inandırmış kendisini
işte bundan sen ben ve dahi benim oldukça ayna çatladı, pislik arttı seni uzaklara yolladım gidişine ağladım
içim temizlensin diye dua etmem gerektiğini anlıyorum artık
artık anlayan, izan sahibi olan, sorusu kalmayan, tereddütleri biten, kargaşaları durulan, iç sıkıntısı geçen, rahatlayan, tekrar sıkılan, izanından korkan, binlerce yeni soru ardına takılıp gelen, kargaşasının göbeğinde bombalar patlayan, içi sıkıntıdan delik deşik olan, anlayan, izan sahibi olan, sorusu kalmayan, tereddütleri biten......