gündem
  1. · itü sözlük yazarlarının aslında içmek istedikleri
  2. · 28 kasım 2009 fenerbahçe kasımpaşa maçı
  3. · sözlük yazarlarının itirafları
  4. · kesilen kediye acıyıp koyuna hiç acımamak
  5. · soğuk havada kısa etekle dolaşan kızlar
  6. · 29 kasım 2009 barcelona real madrid maçı
  7. · mutluluk veren küçük şeyler
  8. · oba
  9. · kırpık

kendimden bilirim seni  

  1. (bkz: @1785468)

    sana yüklediğim anlamların karşısında, venedikli bir tüccardan çaldığı bohçanın içinden çıkan aynada kendi yüzünü görüp korkan bir osmanlı korsanı gibiyim.
    bizzat kendi kendine yabancı, bizzat kendi kendisinden korkan ve korkunun heyecanıyla düşen aynası çatlayan ve şimdi çatlak aynaya bir cesaret tekrar bakıp, iki tane aynısından yüze sahip olan korsan.
    hangisi benim asıl yüzüm diye düşünmeden defalarca el kol hareketleri ile bu elinde tuttuğu şeyin kendisi olduğunu anlayan korsan.

    anlayan, izan sahibi olan, sorusu kalmayan, tereddütleri biten, kargaşaları durulan, iç sıkıntısı geçen, rahatlayan, tekrar sıkılan, izanından korkan, binlerce yeni soru ardına takılıp gelen, kargaşasının göbeğinde bombalar patlayan, içi sıkıntıdan delik deşik olan, anlayan, izan sahibi olan, sorusu kalmayan, tereddütleri biten......

    anlama paradoksunun içinde kaybolup gidiyorum anlasana (sıkıyorsa)
    şimdi adlar koyuyorum her bir lüzumsuzluğa;
    sana yüklediğim anlamlara tekrar anlamlar yüklüyorum,
    (anlıyorsun değil mi? artık anlam yüklediğim sen olmaktan çıktın. sana yüklediğim anlamlara yeni anlamlar yükleme girdabındayım, buhranlar anaforundayım. ne olur tanıdıkların varsa beni kurtarsınlar)

    yazarken elimdeki kalemle ritm tutmama, bir yandan ağlarken bir yandan yazmama, bir yandan şarkı söylerken hızlı hızlı tuşlara vurmama şaşardın
    şaşacak şeylerin olduğu günler.
    bir mümini bile allaha, asıl aşkın sahibine hayret yaklaştırır, hayret sönmüşse bir kan pıhtısının bir sürü algılamaya açık hale gelmesi normalleştiyse, onun aşkı bile gönlün kalibre düşüklüğüne kıyasla söner,
    benim öyle olmuştu.
    adının kokusunu aldığımda burnumun sızladığı günlerden sonra, gürül akan pınarlara ağzımı dayayıp içimin kerbelasını ferahlatamaz oldum.

    anlama paradoksu dipsiz kuyu.
    a harfi ile hiç bir şey bitmiyor, mutlaka a'nın ardına b geliyor ve onun ardına peşi sıra ne kadar harf varsa daha, ve sonra o harfleri sıraya koymayı onları birleştirip aralarında aralıklar bırakmayı, küçük noktalar koymayı, küçücük üç nokta ile "bitiğim, anlatamam daha" demeyi (hepsini öğreniyorsun, öğretiyorlar. kelimelere harflere köle ediyorlar ve tek kural var sadece onların kelimeleri ile sadece onların harfleri ile her şeye bir isim takmak zorunda kalarak)

    şaştın mı böyle düşünmeme
    belki de kimbilir
    ben sen olsam, (ki ben sana canım derken bile gerçekten kendi canımı kast ederdim) kesin şaşardım
    "vauvv be çocuğa bak, manyak şeyler düşünüyor" derdim.
    çünkü sen benim sığ yanımdın, bana hayran yanım. muhtaçtım sana, bana ölesiye hayran bana ölesiye tutkulu olmalıydın ki ben bu tarafların emin ellerde olduğunu bilerek kendi kendime hayran olmak okyanusunda boğulmayayım. kendimi alabildiğine eleştireyim. sen yeter ki sabit dur (ama ben senin yerinde olsaydım durmazdım, sen benim o kadar bir tarafımdın ki, sen de durmadın)

    kendimden bilirim seni
    kendimden anlarım
    anlamak isterdim anlardım
    ve anlayan, izan sahibi olan, sorusu kalmayan, tereddütleri biten, kargaşaları durulan, iç sıkıntısı geçen, rahatlayan, tekrar sıkılan, izanından korkan, binlerce yeni soru ardına takılıp gelen, kargaşasının göbeğinde bombalar patlayan, içi sıkıntıdan delik deşik olan, anlayan, izan sahibi olan, sorusu kalmayan, tereddütleri biten......

    bir de son olarak, her nerde isen, giden sendin ya hani
    korsanın hikayesinin sonunu anlatmadım sana
    aynadaki yüzüne bakınca tiksinmiş kendinden, çürük ön dişlerinden, yüzünde gözünde çıkan çıbanlardan, alnındaki derin bıçak izinden, biri yan gözlerinden
    hem ayna çatlak olduğu için her biri ikişer tane olan bu pisliklerden kurtulmak istemiş
    kendi canını alıp bu pisliğe son vermeyi akıl edememiş, o zaman intiharı putlaştıran hastalıklı yazarların kitapları yokmuş daha (olsa da okumayacağı için bilemezdi zaten)
    o da aynasını bir daha geri gelmeyeceğini bildiği bir geminin içine bırakmış
    sonra giden aynasının arkasında gözyaşı dökmüş, üzülmüş
    aynasının kendisini terk ettiğine inandırmış kendisini
    işte bundan sen ben ve dahi benim oldukça ayna çatladı, pislik arttı seni uzaklara yolladım gidişine ağladım

    içim temizlensin diye dua etmem gerektiğini anlıyorum artık
    artık anlayan, izan sahibi olan, sorusu kalmayan, tereddütleri biten, kargaşaları durulan, iç sıkıntısı geçen, rahatlayan, tekrar sıkılan, izanından korkan, binlerce yeni soru ardına takılıp gelen, kargaşasının göbeğinde bombalar patlayan, içi sıkıntıdan delik deşik olan, anlayan, izan sahibi olan, sorusu kalmayan, tereddütleri biten......
    (khaki, 22.05.2008 01:26 ~ 01:34)
  2. kapımın önünde ayakta duran adam.. beraberinde getirdiği bir koca ömür, bir şişe kırmızı şarap ve yorgun bakışlarıyla cesur tak tak'lar savuruyor kulağıma.. mümkün mü çakılı kalmak, fırlıyorum koltuğumdan.. biliyorum gelen o.. elim kapının tokmağında, yerler tak tak'larla dolu, açıyorum kapıyı.. elindeki şişeyi bana doğru uzattığında, çocukluk düşleri kaçışıyor içeri..

    ayakkabılarını çıkarmamasını söylüyorum.. çünkü yerler pis.. "hangimiz temiziz ki" diyor.. önce anlamlandırıp konduramasam da bir yerlere, katılıyorum sonra, biraz da istemsiz, "hangimiz temiziz ki"..

    en köpüklüsünden bir kahvenin renginden çalma çırpma koltuğuma oturuyor. gözleri geziniyor duvarlarda, aklı bende, elimdeki bir şişe dolusu şarapta, söyleyecekleri ve dinleyeceklerinde belki.. oysa sözüm yok benim ona.. onun da bana olmadığı gibi aslında..

    biraz ortalık ve dağınıklığımdan konuştuktan sonra, sıra hayatın en lüzumsuz sorunlarına değiyor; hastalıklara, parasızlıklarına, ölüme.. zaferler ve kaybedişlere sonunda.. beni nasıl olup da elinden kaçırdığından bahsediyor şakayla karışık, bunu söylüyor tam olarak..

    sen tam bana göreydin oysa, nasıl oldu da olmadı seninle diyor.. gülüşüm dudaklarımın arasında sıkışıp kalıyor.. gülüşlerim içimden gelmediği için, dışarı da çıkmak istemiyor belli ki.. çünkü benzer soruların işaretleri, çengel çengel sarkıyor gözlerimden, kulaklarımdan.. ben nasıl oldu da kaybettim seni.. nasıl oldu da görmedim, bilmedim benden'liğini, ben'liğini..

    anlattıkça kendinden geçen halini, hayallerini, anılarını dinleyip gördükçe biliyorum ki bendensin..
    ve ben kendimi dinleyip hatıralarımı, düşlerimi söyledikçe geçmişte bir yerlerde buluyorum seni..
    hiç olmamış olduğun halde, hiç dün'lerimden çıkmamış gibi..
    sanki bundan 4 gün önce bir kafede otururken karşıma çıkmamışsın gibi..

    boynumda lacivert atkımla üşürken ben, kapalı mekanlar hissizliğime çare olmaz, ısıtmazken beni "kitabı beğendiniz mi?" sorusunun tenime değen ateşini bir ben bildim o an.. bir de elimdeki kitap.. avuçiçlerimi terleten sorunun netti yanıtı biraz da dil tutulmasından, "evet"..

    sana deyip diyebileceğim en manalı "evet" buydu oysa.. diğerlerinin yolu "yapım aşaması"nı çoktan geçmişti, çukurlarla dolu ve dahi kapalıydı..

    kitap, kitapları, yazar, yazarları getirdi ve kalabalıklaştı aniden masam.. sonra atkım yol aldı boynumdan, kayıverdi terleyen avuçlarımın arasından.. nihayet kısa bir cisim belleme faslı,

    - ismin nedir?
    +nazlı
    - ben de sinan..
    +çok sevindim tanıştığımıza
    - ben de nazlı..

    ilk gibiydi.. tanışmak ilk kez olanın adıydı ya, hani, bir kez olur biterdi.
    ama ben belki ilk soruda daha, bir bakışta ve onu takip eden her kapanışında gözünün, açılışında hatta bildim seni kendimden.. içimden bir yerlerden bildim seni.. hem eskilerinden zamanın, hem de en kuytu köşelerimden..

    az önce kapıda duran, şimdi kahverengi koltuğumda oturan adam..
    bir kadeh şarap içecek az sonra en kırmızısından..
    o içecek, dudaklarım boyanacak benim de..
    (dirtypain, 22.05.2008 02:15)
  3. seni bir kere öpsem demişti adam, kadın mutlaka hatırlar, durdururum bu şirk çarklarında dönen dünyayı. yok yok öyle değil. durulturum ne yöne, hangi amaca aktığından bihaber deryayı... mı?
    bilmiyorum...
    ki zaten adam da bilmiyordu tıpkı, nasıl, hep olduğu gibi, defalarca bilmezlikten gelmesi gibi kadının. hem adam da bilinmezdi aynen kadının olduğu gibi...
    yoksa bu bilinmezliğe mi tutkundu adam?
    ne fark eder, seni bir kere öpsem demesi bir kaç tuş hamlesiyle silinebilen mesajlarda kalmamış mıydı zaten?

    adam dediğime bakma ya, yine vakitleri birbirine karıştırdım ben.
    bak şimdi mesela sonsuzluğa bakarken duvarlarında parmak izlerini bulmaya çalıştığım evin balkonunda, gözlerin geliyor aklıma. alnımdaki terlerden boncuk boncuk gerdanlık. tarifsiz uzayan boynuna asılmak istiyorum resmen.
    gözlerin dedim ya işte aklıma geliyorlar, aklımı fikrimi iki paralık edip, kaynamakta cehennem çukurlarına özenen sımsıcak bir kalple başbaşa bırakıyorlar beni.
    ulan bu nasıl iş diyorum farkında olmadan gözlerinin aslında hiçbir zaman aklımdan çıkmadığının...
    sonra tekrar başlıyorum parmak izlerini aramaya odamın duvarlarında; sonra bir ses, bir hayal, bir yanılsama... "duvarları bırak, boynuna bak" diyor elinde simsiyah bir ayna...
    parmakların neden yapmış ki bunu bana?

    halbuki kendimden bilmiştim seni.
    ulan harbiden kendimden bilmiştim seni.
    özümden bilmiştim. ayrı tutmamıştım hiç, köşesinde bucağında hazine ararken şu bizans kentinin.
    hazinemdin benim.
    sırtımda harç taşımaya ahdetmiştim firdevsteki evimiz için. yeter ki çevirme yüzünü demiştim, çevirme yüzünü ben yabancı değilim.
    ve
    hala
    öyleyim.
    allah kahretsin!

    allah kahretsin ki hala seni kendimden bilirim...

    bak yine çok eski bir şairin (yok yok ben değilim) şöyle bir dörtlüğünü dilime yerleştirdim:

    "giydiklerin öyle ölümsüz büzülmüş ki
    seni bir bardakta kaynayan
    abı hayat sandım
    elim uzandığı yerde kaldı"

    elim uzandığı yerde kaldı, elim
    ellerin...
    (acibadem, 29.07.2009 21:32 ~ 23:28)

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil