türkiye cumhuriyeti
kemalist ideolojiye göre hareket eden bir devlet olmasıyla birlikte,
devletin ideolojik aygıtlarının başlıcalarından olan eğitim meselesinde devletin uygun gördüğü tarih dersleri biçimidir.
aynı ideolojinin mimarları, halkın dinini sünni islam olarak kabul etmiş ve devlet sınırları içerisinde dini faaliyetleri düzenleyen diyanet işlerini bu şekilde kurgulamıştır.
tarih ve din gibi, kökenleri uzak geçmişte olan iki kurumun, modern bir ülkede, savaştan yeni çıkmış bir halka, dil devriminin ve halifeliğin kaldırılması gibi inkılapların etkileriyle baştan anlatılması ihtiyacı ve bu ihtiyacın yeni ve modern bir ideoloji çerçevesinde yapılması düşüncesi bir araya geldiğinde, mesele daha da rasyonel değerlendirilebilir.
osmanlı devletinin son dönemlerinde yetişen aydınların temel meselesi bu ülkeyi nasıl düzlüğe çıkarırız meselesiydi. atatürk ve kemalizmin ideologları diyebileceğimiz silah arkadaşları, böyle bir entelektüel çevrede yetişmiş, bu tartışmalarının içerisinden gelmişlerdi.
kemalist ideolojinin yeniden şekillendirmeye çalıştığı bir tarih anlayışı eğitim kurumlarınca elbette ki uygulanmak istenecektir.
pozitivizmin parlak günleri olan 1900'lü yılların başında, katı pozitivist bir kuram geliştirmiş olması da gayet normaldir.
ancak şunu bilmek gerekir ki, pekçok ideolojinin iflas ettiği günümüzde, kemalizm'i tartışmaktan dahi korkmak ve kemalizm'e eleştiri getiren herkesi, devletin bütünlüğünü parçalama çabası içerisinde görmek, stalin dönemindeki bürokratik çıkmaza sürükleyecek ve büyük yıkımları beraberinde getirecektir.
kemalizm yüzünden yıllardır geri kalıyoruz demek istemiyorum, ancak her ideolojinin yenileyici bir takım entelektüel tartışmalara ihtiyacı vardır. din dahi böyledir. islam dininde müceddidlik müessesi diye bir şeyden bahsedilir ki, ayrıntılı bilgi için
şerif mardin'e danışılabilir.
kemalist eğitimin tarih dersleri üzerine bir araştırma yapmak, entelektüel bir ihtiyaçtır ve hemen hurafecilikle, atatürk düşmanlığı ile yaftalanmazsa, memlekete hayırlı bir araştırma olarak yürürlüğe girer. aksi takdirde kutuplaşmaya yol açan zararlı bir neşriyat olaraktan sansüre uğrar ki, bazılarının istediği galiba bu
istibdad durumudur.