deli dergisinde (öküz müydü yoksa yav)
hisseli harikalar adlı bir köşesi vardı.
dünyayı yerçekimsiz ortamda amuda kalkmış tek eliyle
mind trick yaparak algıladığını
düşünürdüm (ki hala öyle düşünürüm).
hisseli harikalar'da şöyle bir tanım yapmıştı:
orantı: taşı ne kadar yavaş atarsan o kadar hızlı kaçman gerekir.