merhaba! itü sözlük, içeriği dünyanın değişik noktalarında bulunan yazarlarca oluşturulan bir interaktif sözlüktür. daha fazla bilgi alabilir, üye olarak içeriğin genişlemesine katkıda bulunabilirsiniz.
  1. 1

kemal kılıçdaroğlu döneminde ssk nın zarar etmesi

  1. bu başlıkta
  2. bakın dur
  3. sırala
  4. #kültür sanat
  1. ssk ile ilgili bu kişiye yüklenilirken büyük bir hata yapılıyor. var mı gerçekten böyle bir olay?

    kendi döneminde ssk'nın bütçe açığının vermesi kendisinin yolsuzluk yapmasında değil dönemin başbakanı süleyman demirel'in, oy rantı için aktüerya bilgisi olmamasından dolayı önüne geleni emekli etmesinde yatar. insanları en verimli çağında emekli eden politikacılar olduğu sürece bu ceremeyi çekecek olanlar yani bizler mezarda emeklilik konusunu tartışmaya mahkumuz.

    o değil de bu ülkede yürütmeyi yapan bakanlar kurulu var iken misal bddk'yı yaptığı bir hareketten dolayı eleştirirken, bddk başkanını o emri veren maliye bakanı veya başbakan mı eleştirilir yoksa bddk başkanı mı? kaldı ki zaman'ın ilgili haberinde yolsuzluklarla ilgili herhangi bir belge veya kanıta rastlamak mümkün olmamakla beraber, nerden açık bulurum da karalarım temalı bir pr çalışması olduğu aleni şekilde bellidir.

    üstelik kendisinin "sosyal sigortada kar zarar hesabı olmaz" sözü "sosyal güvenlik zaten devletin desteklediği bir şey olduğu için kar-zarar mantığı ile yaklaşmamak gerekir" şeklinde değerlendirmesi gerekirken[sosyal devlet anlayışında durum böyledir, aksini iddia eden varsa uyarsın] nasıl olur da yolsuzluklara çekilmiş anlamak mümkün değildir. yolsuzluk rantiye ile olur, usulsüzlük ile olur. para kaybı yaşayan bir devlet kurumunda illa yolsuzluk olması gerekmez. ekleyelim, devlet ekonomisi, maliye bakkal işletmesi mantığı ile ilerletilmez. burada farklı enstrümanlar kullanmak gerekir. eğer zaman gazetesi ssk'da kemal kılıçdaroğlu ile ilgisi olmayan açıklardan dolayı kemal kılıçdaroğlu'nu suçlayacaksa, bence gitsin kurumlar vergi dairesi başkanı'nı da suçlasın. neden mi? bu ülkenin bütçe açığı %466 geçen seneye oranla arttı, maliye vergi toplayamıyor arkadaş!

    edit: imla.
  2. "bana bir kaldıraç verin dünyayı kaldırayım" demiş arşimet(3 satır değil yani), görünen o ki haberle ilgili paragrafın son kısmı okunduğunda itham da bulunan kişi için kaldıracın hangi tarafına oturacağı belli olur.

    kılıçdaroğlu şöyle devam etti: "cumhurbaşkanlığı denetleme kurulu, başbakanlık teftiş kurulu, çalışma bakanlığı teftiş kurulu, başbakanlık yüksek denetleme kurulu incelemeler yaptı. bir tek rapor göstersinler, şu ihalede şu kadar yolsuzluk oldu diye. kendime güveniyorum. kim ne söylüyorsa kuruşuna kadar hesabını vermeye hazırım. ben şunu da söylüyorum. olabilir, bir yerde yolsuzluk oldu. bana şikâyet gelip de işleme koymadığım bir yolsuzluk dosyası varsa, söz veriyorum bu yarışı hemen bırakacağım."
  3. ülkenin ekonomik durumunun o zaman çok da parlak olmadığını hatırladığımızda doğal karşılayacağımız bir olaydır.

    zaten ssk nın üstünde çok fazla yük vardı, bu dönemde 5 nisan kararları görüldü. zarar etmesi de sürpriz değil.

    okula giden çocuklarını bir koşu sigortalı yapmak için hülle yapmaya uğraşan insanlar mı ssk nın zarar etmesini eleştiriyor? hadi canım sen de...

    deveye sormuşlar boynun neden eğri? özal dan dolayı demiş.
  4. insanların 34 yaşında emekli olmasını sağlayan yasaların çıktığı düşünülürse gayet doğal karşılanabilecek olay.
  5. haberden de bir şey anlamadım yorumlardan da. bu zarar denen şey nedir?

    toplanan ssk primleri ile harcanan emekli maaşı+sağlık giderleri arasındaki fark ise bunda kılıçdaroğlu'nun hiçbir günahı yoktur, zira kendisi bir bürokrat olarak kanunları ve bakanlığın emirlerini yerine getirmek zorundadır. bu yüzden ssk kepenk kapatsa bile burda genel müdürün suçu yoktur. ki bu durumda zarar'dan değil açık'tan bahsedilir. kılıçdaroğlu'nun da isabetle belirttiği gibi sosyal güvenlikte kar-zarar analizi yapılmaz.

    eğer zarar'dan kasıt bir genel müdür olarak cari giderler ve yatırım harcamaları için kendisine bağlanan genel bütçe paralarını yolsuzluk sebebiyle bol keseden harcayarak daha az harcamayla yapacağı işleri daha fazla harcamayla yapmasıysa bu durumda işler vahim hale gelmektedir. burda yine de zarar'dan değil yolsuzluk'tan bahsedilmelidir. zira parayı harcamayıp maliyeye geri verse bu durumda kar'dan bahsedilemez. kar'ın olmadığı yerde zarar'dan da bahsedemeyiz. burda en doğru kavram olarak hazineyi zarara uğratmak ibaresi kullanılmalıdır.

    eğer ilk durumdan dolayı kılıçdaroğlu'nun üzerine gidiliyorsa en hafif deyimle ayıptır, günahtır derim. eğer kurumların verdiği bütçe açığından dolayı kişiler suçlanacaksa cumhuriyetten günümüze atatürk dahil ne kadar siyasetçi, bakan, bürokrat varsa hepsi yargılanmalıdır. şu anki tüm bakanlar kurulu üyeleri de mahkemede olmalıdır. yok eğer ikinci durumdan dolayı bir suçlama varsa bu açıkça belirtilmeli ve deliller kamuoyuna sunulmalıdır.
  6. kılıçdaroğlu'nun ssk karnesi: (tl)

    1991 128.000 kar ziya yalçın sayın

    1992 2.556.000 zarar kemal kılıçdaroğlu

    1993 8.084.000 zarar kemal kılıçdaroğlu

    1994 19.399.000 zarar kemal kılıçdaroğlu

    1995 81.335.000 zarar kemal kılıçdaroğlu

    1996 144.383.000 zarar kemal kılıçdaroğlu

    1997 336.000.000 zarar kemal kılıçdaroğlu

    1998 447.000. 000 zarar kemal kılıçdaroğlu

    1999 1.111.000.000 zarar kemal kılıçdaroğlu
  7. çok normaldir. neden?

    halka hizmet etmesi için kurulmuş bir kurumun zarar yerine kâr etmesi nasıl bir çelişkidir? adam para yemeden, katıksız bir geri dönüş yapıyor ki, işte o kadar çok yapıyor ki, zarara bile giriyor. akp yöneticilerinden oluşan başka kurumlar kâr ede ede bir hâl olmuş ya sanki. salla taşı işte belki birine çarpar da yığılır yere zihniyeti. mantığınıza osurayım.
  8. halkı, müşteri olarak görmemekten kaynaklanan durumdur. kar etmek için yeni sgk yasası var artık. devlet millet için mi, millet devlet için mi?
  9. ssk gibi devlet kurumlarının bir bütçesi olduğunu bilmeyen, muhasebeden çakmayan savunucuların hizmet ile zarar arasında zorunlu korelasyon kurduğunu ibretle seyrettiğim olgu.

    südüt müdüt: daha önceleri "yok öyle bir şey, iftira!" iken şimdilerde "zarar edecek tabi, hizmet yapıldı."lara geçilmiş.
  1. 1