|
|
- aşkın start aldığı noktadır.... belirli belirsiz bir sonsuzluktur her kelime anlatamassın.... hiçkimsenin konuşmadığı yabancı bir dilde hissiyatlanırsın bırak dile tanışıklığını her kelimesi ayrıdır o dilin kendine hastır...
- genelde üç noktanın başladığı yerdir.
- cümlenin sonudur..
- sessizliğin başladığı yerdir.
- anlamların can yakma yetisini kaybedip alışkanlıklara dönüştüğü yerdir..
aşkın bıçak yüzlü öznesi kemiğe dayanmıştır sadece can yakmaz...
aşk; sonuna yüklem alamayan , üç noktalarla uzayan acizliklere dönüşür.
kelime biter, tükenir...yerini;
sus...
şişştt...
alır.!(provezza, 15.06.2007 13:35 ~ 19.08.2007 00:45)
- yerine oturmamış kelimelerin, büyük ihtimalle de buna sebebiyet doğuran frenlemelerin var olduğu, az bir süre daha -belki de ne yazık ki daha çok çeneni tutman gereken duruma gebe bırakan eylemsizliktir. sessiz eylemdir, eylemlendirilemeyen, yine de bir şekilde eylemde bulunmaya devam eden, öyle herkesin anlayamayacağı süreçtir...
- bazen de kelimenin bittiği yerde notalar önem kazanır..
- kelimelerin dinlenilmediği yer ve zamandır.
- acıdan darmadağın olmuş bir bilincin diline söz geçiremediği andır aslında, konuşmak ve susmak arasında bir fark göremez o an bilinç...
otogarlarda ağırlığından yerde sürüklenen valizler gibi arkanda taşırsın bilincini, susarsın yeni kelimeler boğazındaki girdabın düğümünü çözene kadar.(atxaga, 29.06.2007 00:34 ~ 00:34)
- vücut dilinin devreye girdiği andır.
- jeff buckley dinlenmeye başlanılan yerdir.
- su, ab-ı hayattır
(tohum, 22.09.2007 17:21)
- gözlerin konuşmaya başladığı yerdir.
(misuf, 22.09.2007 17:53)
- söylenicek tek bir kelimenin kalmamış olması;ne kadar kelimeler cümleleri oluşturmaya çalışsada karşınızdakine bir şey ifade etmez bir hale gelmiştir, fırtınalı bir denizde boşa kürek çekmekle aynı anlamı taşımaktadır.artık susmak vakti gelmişte geçiyordur
- (bkz: tepe noktası)
- ulan ne zormuş kelimelerin bittiği yeri kelimelerle anlatmak
insan kadar eski bir hali sanki bugün ilk kez güneşe çıkartır gibi allamak
her ismi öğrenen ancak öğrendiği hiçbir ismi yasak meyvesinin utancıyla kullanmayan adem gibi değil hal
tek tek geçiyor aklımdan bildiğim sözcükler hangisinde tıkandım diye bulmak istiyorum
pes etmeye niyetim yok henüz, sanki birazdan arama bitecek ve hah işte burada kalmışım diye sevinicem suskunluğuma
aslında aklımdan sayarken kelimeleri kendi kendime diyorum ki, “ulan yalanın bu kadarını zihnin bile kabul etmiyor ki haklı dilin, sessizken bile esirisin kelimelerin
sanki suçüstü yakalandım
kelimelerin bittiği yer derken, tezgaha gelmişim yine
necip fazılın dediği bir ütopya mı ki dersin?
“uyumak istiyorum başım bir cenk meydanı
harfsiz ve kelimesiz düşünmek yaradanı”
galiba öyle, harflere esir olmamış tek kelimem yok; ki ben kelimeleri bitirme telaşındayım.
ama nerede başladı bu telaş?
hangi kelimenin tekrarındaydım da tokat yedim, ne söylerken dilim lal kesildim
en ucuz ajitasyonlara en bildik tekrarlara en yavşak ezberlere peşkeş çekiyor dilimi zihnim, vizitesi üç on paraya
nerem doğru ki diyen deve değildim hayır
güldürme beni diyen imitasyon bir köşe kapmacılık da yoktu işin içinde
ilk romana konu olan hırsızı anlatacak halim de yok
türlü sapıklıklar envai çeşit miskinliklerle işim olmaz
oğlancılık sübyancılık kulamparalık desen değil
ulan nerdeydi son kelime?
zihnim pezevenkliğini bilmesem
ilk fırsatta üç on paraya dilimin etini pazarlayacağından biraz şüphem olsa belki uyurdum
neyse
günah olur mu dersin?
yok olmaz zira bu ara en çok onları seviyorum, bir tek onlardan sonra adam gibi pişmanlık duyup içimi açıyorum
pişmanlık?
ıııh değil, pişmanlık kucaktan kucağa gezen fahişe bana ancak selamlık uğrar onda da kapıdan bakıp kaçıyor zaten
zaten nasıl?
zaten kafam karışık yemişim zateni
sebebini bulamıyorum,
en azından sebep bulurken aldatmıyor kelimeler yoklar o kadar
herhangi bir işaret iz koku yok
yokluk
ah bi de yokluğu harfsiz ifade edebilseydim o sıkıyor canımı işte biraz
yok, vıcık vıcık kelimeler ardı peşi sıra dolanıyorlar ayaklarıma
onları itiyorum arıyorum nerde yarım kaldım bulamıyorum
utanmaya özeniyorum da
o suskunluğu, o kelime katlini bir zellenin gamzelerinde adem sahiplenmiş ezelden
ona benim elim yetişmez
kelimelerin bittiği yeri yazamıyorum
başka yazamayanlara açıktan bir meydan okuma yapacak kadar yazamıyorum(khaki, 09.01.2008 00:54)
- hüznün başladığı yere çok yakın, canlılığa ve tazeliğe uzak bir diyar. artık ne yapsanız da içinizde birikenleri anlatamadığınız, koşar gibi şarkıların içinden geçtiğiniz bir içleniş zamanı. anlata anlata kendinizi tükettiğiniz bir gecenin ardından, artık öyle kolay kolay iki cümleyi yan yana getiremediğiniz bir tür lanet.
- bir adet yutkunma, birden çok kahkaha yahut gözyaşı en tuzlusundan, el titremesi, bacak titremesi, titremeler, göz devirmeler, göz indirmeler, göz kırpmalar ve dahi kapatmalar..
burada tedavülde olan eylemler, şey'lerdir..
gerisi geçersizdir.
- (bkz: kelimelerin bittiği yerde başlar aşk)
- tam olarak büyük şair orhan veli'nin bahsettiği nokta.
----------
bilmezdim şarkıların bu kadar güzel,
kelimelerinse kifayetsiz olduğunu
bu derde düşmeden önce.
----------
(bkz: anlatamıyorum)(hariboo, 30.09.2008 13:42 ~ 13:42)
- son
- hemen bir başka kelimeye başlanması gereken yerdir.
hayat acımasızdır,duraklama kabul etmez.
|