1. helena kadar eski gidişin
    atlas duvarına astığın saten çarıklar
    paris'te matisse'i vurdular çıplak
    aynı gözlerle baktığın mavi

    karnını hatırlıyorum son sıcaklığın
    soğuk bir aya bakıyorduk denizde yüzen
    habersiz gülüyordun
    annem de değildin üstelik

    son çırpınışımdın sen insanlar arasında
    keşke yalnız bunun için sevseydim seni
  2. varamayan bir otobüs bekliyorum
    istiyorum elmayla devrilen bir muavin
    tabutunda çıkartılırken kapıdan
    unuttuğu gözlüğünden bir yabancı gülümsesin

    bir kapı arkası sözü veriyorum
    bahar yeşil güz sarı bir etek altı beyazlığı
    kışa hüzün vadediyorum
    ilkini tutamadığım biraz geç

    metinler yazdım toplasan hepsini hiç
    keşke yalnız bunun için sevseydim seni
  3. kuyruğu kendisinden uzun pencerende
    bir sincap gördün de duymadın
    yorgundun belki akşamı karşılıyordu kuşlar
    belki söylemedi adını almayı düşündüğün ay

    sana ilk kehanetim karanlığa benzerdi
    çorakta bir nilüferdi ilk şarkım
    belki biliyordum hiç unutmayacağımı
    hoyrat bir baba gibi çekip gitmek istedim

    seninle geçen her anı bir ömre değiştim
    keşke yalnız bunun için sevseydim seni
  4. binmeyi öğrendin mi huysuz bir ata
    şehir değiştirmeyi öğrendin mi nedensiz
    yıldızlar düşüyordu çoktan bir ölü
    kefensiz pencerende hangisi bilmediğim

    dolaşıyordum sokak sokak
    izlerini aradığım bir mahallenin
    çoktan gittiğin bir meriç akıyordu yanımdan
    ıslak mimozalarında bahçelerinin

    ben sana her şehirde biraz geç kaldım
    keşke yalnız bunun için sevseydim seni
  5. gölge ne severse kendini var edeni
    kaçar ve korkarsa ışıktan
    gene bir pus hatta belki gene sis
    oysa düşünmez kimse siluetini

    bir dere malikanesinde korkusuz
    ellerini düşürdüğün pencereyi de buldum
    siliyordun izlerini bütün kapılardan
    kalıyordu bırakmayı önleyemediğin kokun

    bana uzaktı her şey sana o kadar yakın
    keşke yalnız bunun için sevseydim seni
  6. bir buruk minör şarkı gibi seyrettim seni
    gülümseyip uzak bir karanlığa giderken
    portelerinden dökülen yalnızlık
    herkes gibi bekliyordun gölgeni

    anladım ki ben değildim
    aşk ya da ecel gibi kaçtığın
    şarad bir pencere önü serenadı kadar
    sanırdım bendim içindeki korkular

    on yıl ne sonraki milenyuma daha var
    keşke yalnız bunun için sevseydim seni
  7. "uzaklara doğru bir bakışın vardı,keşke yalnız bunun için sevseydim seni" der cemal süreya.

    ben keşke senin o uzaklara bakan gözlerine vurgun olsaydım, keşke yalnız bu yüzden sevseydim seni. o zaman çok kolay olurdu seni maziye bırakıp gitmek herkes gibi, unutabilmek. ama yalnız bakışların değildi ki beni sana böylesine bağlayan. hem bu fiziksel bir aşk da değildi hiç bir zaman sana duyduğum. biliyorum, eğer öyle olsaydı aylardır yüzünü görmeden senin, yine seninle dolu böyle yaşayamazdım. unuturdum seni çoktan. hep başka bir şey vardı yüreğimi sana tutsak eden, hep ne olduğunu bilmediğim bir şey vardı. ne gözlerindi beni sana böylesine bağlayan, ne o tüm dertlerimi sıkıntımı alıp içimi güzelliklerle dolduran o ilk bahar sabahına benzer gülüşün, ne de cemalin, gül yüzün... sen hep herkesten farklı geldin bana. bilinmeyenli bir denklem oldun sen hayatımda, ne kadar uğraşsam da anlayamadım seni. ya sen? sen hiç anladın mı beni? belki de hiç anlamak istemedin... oysaki gözlerim bu suskun, bu korkak kelimelerimden daha çok şey anlatırdı sana. doğru ya sen benim gözlerimi belki de hiç sahici göremedin, fotoğraflara sığınmıştı eskimiş gülüşlerim. oysaki ben burda capcanlı karşındayım, gözlerimde sen varsın. keşke görebilseydin beni, keşke sevebilseydin beni...
    beni eğer gerçekten tanırsan bilirsin bir şekilde; severim kelimeleri de korkarım çoğu kez, sahibinden saklarım vuslata ermiş, bir bütün cümle olmuş o kelimeleri. beni tanırsan biraz olsun bilirsin aslında kimsenin ne bakışına gönül veririm, ne de toprak olup gidecek olan bedenine. senin de "uzaklara doğru bir bakışın vardı, keşke yalnız bunun için sevebilseydim seni."
    uzaklara bakan bakışların vardı, seviyordum bakışlarını. ama sende sevdiğim hiç yalnız bakışların olmamıştı. onca zamana rağmen hala bilmediğim ve 5 günlük aşklara inat hala sende olan yüreğimi sana bağlayan bir şeyler vardı sende. ve serde öyle çok söz vardı ki; korkak...
    ben senin varlığını sevdim. en büyük yalnızlığımı sende yaşamış olmayı, göz yaşlarımı uğruna dökmüş olmayı, sana dair her şeyi... yüreğini sevdim en çok da ben,y üreğime dokunan o yüreğini.
    sen belki de yalnızca sevilmeyi sevdin, bense en başından beri yalnızca seni. keşke seni değil de öyle uzak uzak bakışlarını sevebilseymişim, o zaman böyle yorgun düşmezdim. kolay olurdu bir çırpıda silip atabilmek ya da unutabilmek, yok edebilmek sana dair her şeyi. "seni sevmekten değil, kaybetmekten korkarım..." diyen şarkılar dinlemezdim bir de hiç.
    uzaklara doğru bir bakışın vardı,keşke yalnız bunun için sevseydim seni..."

    keşke!..

    düzeltme: cemal süreya'ya ait bir yazı değildir. okumadan etmeden kopyalanlara duyurulur.
  8. "eşdeğeriyle yanyana yürürken
    cehennem sokağında birey olmak,
    ve en inceldikten sonra
    ilkel sözcüklerle konuşmak seninle.

    saat beş nalburları pencerelerden
    madeni paralar gösteriyorlar,
    yalnızlığı soruyorlar, yalnızlık,
    bir ovanın düz oluşu gibi bir şey.

    hiçbir şeyim yok akıp giden sokaktan başka
    keşke yalnız bunun için sevseydim seni."*

    en etkileyicisi de budur zannediyorum ki...
  9. 1.
    'hiçbir şeyim yok akıp giden sokaktan başka
    keşke yalnız bunun için sevseydim seni' *

    2.
    'öyle salınarak geçince önümden cilveli
    keşke yalnız bunun için sevseydim seni'

    3.
    'bana uzaktı her şey sana o kadar yakın
    keşke yalnız bunun için sevseydim seni'

    4.
    'ben sana her şehirde biraz geç kaldım
    keşke yalnız bunun için sevseydim seni'

    5.
    'seninle geçen her anı bir ömre değiştim
    keşke yalnız bunun için sevseydim seni'

    6.
    'metinler yazdım toplasan hepsini hiç
    keşke yalnız bunun için sevseydim seni'

    7.
    'son çırpınışımdın sen insanlar arasında
    keşke yalnız bunun için sevseydim seni'

    8.
    'ikinci bir pırıltı var senin bakışlarında
    keşke yalnız bunu için sevseydim seni' *

    9.
    'an ki fiskiyesi sonsuzluğun
    keşke yalnız bunun için sevseydim seni' *

    10.
    'eşiklere oturmuş bir dolu insan
    keşke yalnız bunun için sevseydim seni' *

    11.
    'baktım yeri toparlıyor ayak izleri
    keşke yalnız bunun için sevseydim seni' *

    12.
    ' "kehanet" adlı kısacık bir şiir buldum
    keşke yalnız bunun için sevseydim seni' *

    13.
    'fazıl hüsnü diyor ki, ne diyor fazıl hüsnü?..
    keşke yalnız bunun için sevseydim seni' *

    14.
    'hızla geçen otobüslerin ardında benzeşmek..
    keşke yalnız bunun için sevseydim seni.' *

    15.
    'uzaklara bir bakışın vardı kafeteryada
    keşke yalnız bunun için sevseydim seni.' *

    16.
    'bir başına arşınlıyor bir adam mavi treni
    keşke yalnız bunun için sevseydim seni' *

    17.
    ‘yürütüyoruz bütünlemeye kalmış bir sessizlikte
    keşke yalnız bunun için sevseydim seni’ *

    18.
    ‘bir şey var, ancak makilerin orda söyleyebilirim,
    keşke yalnız bunun için sevseydim seni.’ *

    19.
    ‘iki çay söylemiştik orda, biri açık,
    keşke yalnız bunun için sevseydim seni’ *

    20.
    ‘uzaklardaydın, oracıkta, öbür kitada,
    keşke yalnız bunun için sevseydim seni.’ *

    21.
    ‘ve konsolun üstünde noksan bir gümüş kutu
    keşke yalnız bunun için sevseydim seni.’ *

    22.
    ‘ortaoyunumuzun dekoru bir kağıt mendil
    keşke yalnız bunun için sevseydim seni.’ *

    23.
    ‘iyi anlarında sesin kalınlaşıyor
    keşke yalnız bunun için sevseydim seni’ *

    24.
    ‘senaryocu bayanla bir bankta oturuyoruz
    keşke yalnız bunun için sevseydim seni.’ *

    25.
    ‘seni o kadar yakından görünce,
    keşke yalnız bunun için sevseydim seni.’ *

    26.
    ‘kuşlar toplanmış göçüyorlar
    keşke yalnız bunun için sevseydim seni.’ *

    cemal süreya...