ankaranın çankayadan sonra en fazla nüfüsa sahip ilçesidir. genelde kırsaldan gelen kimselerin yerleştiği bir mekanken bugün memur ve orta halli aileler için vazgeçilmez bir ilçe haline gelmiştir. şirin bir yerleşim alanına sahiptir. belediye başkanları turgut altinok ilçeyi eski salaş halinden kurtarmış atıl halde bekleyen binaları halkın kullanmasına elverişli hale getirmişir. ankaranın o kalabalığından ve gürültüsünden uzak bir görüntüdedir.
sağı solu şelale olmuş bir ankara ilçesidir keçiörenim. ortasında güya ilçeye metro getirmek amacıyla yapılmış bir grand kanyon bulundurur. kalabalık bir ilçedir çoğu ilimizden çok daha fazla nufüsu barındırır. dolayısı bu kalabalık ilçenin trafik sıkıntısı hiç bitmez. otobüsleri dolmuşları günün her saati tıklım tıklımdır. ha bir de kalesi vardır bu ilçenin. ne işe yaradığı muammadan ibaret bir kale. işte böyledir benim keçiörenim.
ankara'nın ilçesidir, bu kadar bol şelalesinin olmasını aynı oranda düğün olmasıyla açıklayabiliriz. keçiören'de hemen hemen her düğünün düğün salonunda vesairede yapıldıktan sonra bir de şelale başında yapılması geleneği vardır. şelale kenarına otomobiller çekilir, kapılar açılır, ankaralı namık veyahut türevleri bangır bangır arabalardan çalınır. sonra da şelale başında şıkıdım şıkıdım oynanır. ilçe belediye başkanı da yeni evli çiftler arasında kavga, tartışma, gerdek öncesi huzursuzluk falan olmasın diye hepsine ayrı bir şelale yapmıştır. keçiören belediyesine hoşşşşşşşşş(bkz: buraya şelale efekti)geldinizdir.
evrim geçirmiştir bu ilçe. 10 sene önceki görünümüyle şimdiki görünümünü yanyana gözünüzün önüne getirebilenlerdenseniz; oha çüş ve yuh efek'lerini aynı cümlede kullanır, şoklara girersiniz. (alkışlar turgut altınok için geliyooor.) burada ikamet edenler mi? 10 senede insan bir adım mı ilerlemez? yok. çekirdek çitleyip yere atarak parklarda bahçelerde dolaşmak yaz aylarının hala bir numaralı eğlencesi, yöre halkının tek aktivitesidir.
bütün bu kuraklık içinde yağmur sadece buraya yağıyor olacak ki, su kesintisinin kapıda olduğu dönemde bütün yapay şelalelerinin, yapay derelerinin, fıskiyelerinin gece gündüz çalıştığı bir ilçemiz. her 3 sokakta bir bunlardan olduğunu da düşünürsek, bu hiç de azımsanamayacak bir israf.
akp'nin, veya daha ileri gidelim, milliyetçi-muhafazakar-mukaddesatçı kollektif aklımızın kentsel tasarım laboratuarı galiba burası. başka türlü bu kadar fazla sayıda nadide eser bu kadar küçük bir alanda nasıl bir araya gelebilir bilemiyorum, bulamıyorum açıkçası. meşhur şelalesi, estergon kalesi, pamukkale'yi hatırlatan garip alışveriş merkezi ve her biri ayrı bir şaheser olan apartman yapılarıyla ankara'nın limbo'su, freak show'u.
şimdi bir de teleferik inşaatı söz konusu. "ışıldayan teleferik, parlayan keçiören" falan gibi sloganlarla bezeli afişler asılmış dört bir yana. bu da tamamlandığında keçiören çin seddi'nden sonra uzaydan görülebilen ikinci insan yapısı oldu deseler şaşırmam. o derece hayran kaldım, apıştım.
kendi içinde çok entersan mahalle ve cadde isimlerine sahiptir
sol fa sol, şose,asfalt, gazino gibi
gazino durağında oturan bir arkadaşımın yanına gitmek için bindiğim keçiören dolmuşunda aldığım cevapkeçiören kültürünü yeterince açıklamaktadır.
tengizkaan: gazinodan gider mi dayı?
dayı: gazinoyada gider, pavyonada atla aslanım
tengizkaan: !!!!
ilgiç bir semt olamsının yanı sıra genellikle iki üç katlı evlerin olduğu, başbakanın da evinin bulunduğu semt. hepsi bi yana hacettepe ve ankara üniversitelerinin birer bölümleri de bu semttedir.
trafiği bitmeyen, korna sesinden uyunmayan, gecenin bi yarısı şelalesinin önünde hala (bu kelimeyi özellikle tekrar ediyorum) fotoğraf çektirilen ilçe.
ankaraya gelecek arkadaşları ilk şelaleye götürcem, bakın benden söz. zaten insanların orayı türbe falan sandığını düşünüyorum. mesela gelin nikahtan gelir, fotoğraf çektirir, sünnet olan çocuğun fotoğrafını çektirirler. yol tıkanır. 2005 te bitmesi gereken metro inşaatı yüzünden labirentteymiş gibi hisseder insan kendisini. bangır bangır müzik dinlemek marifet sanılır. rahat rahat yürüyemezsin akşamları tek başına. modifiyeli şahinler fink atar.
kadrolu dayak timi bulunan güzide ilçe. evet baya belediye kadrosunda çalışan adamlar ahlaksızlık buldukları yerde (içki içme,öpüşme koklaşma) dayak atıyolla.
kişi başına neredeyse bir cami düştüğünü tahmin ettiğim, her köşesinden şelale fışkıran, ankara'nın göbeğindeki na-şirin ilçe. "içkisiz aile lokantası" garabetinin ilçe versiyonu olarak bir nevi çığır açmış olmasını garipsiyorum dersem yalan olur.
bir zamanlar bu keçiörende bulunan ankara adli tıp kurumunda idim, stajyer olarak, sağdan soldan dna örneği toplayıp csi cılık oynuyordum. efendim, türkiyenin hemen hemen 40-50 ilindeki vakalar buraya gelirdi, ama en çok vaka yine keçiörenin içinden gelirdi.
hergün 3 polis minibüsü gelir, noolmuş sorusunun cevabı, şu aşşaada iki çocuk birbirine girmiş, biri ölmüş, öbürü muayenede.
garip bir yer, ısınamadığım bir yerdi. 30 işgünü hergün orda kalmak bile beni garip durumlara sevk etmişti, acayip mimariye sahip evler, böyle oryantalist modernist olma çabası(tanımlara pek hakim olamayabilirim, mimaride ve peyzajda vardır belki), ne bileyim heryer şelale falan.
sıkıcı.
çok sıkıcı görünüyordu.
keçi örüyordu.
saçma salak bir ilçedir kendisi. başkentimin göbeğinde manda sürülerine ahırlık yapmaktan öteye gitmez. yazın bangır bangır sokak düğünleri eşliğinde ders çalışmanın inanılmaz hafifliği çevreler bünyeyi kışınsa göt dondurucu ayazı ve bitmek bilmeyen sisi kucaklar bünyeyi. gençlerine değinmiyorum bile. bi kaç ay daha burda takılırsam katil olmam an meselesi onu bil yeter sözlük. hadi öptm bye..
ismi akla ilk geldiği gibi keçi örmekten değil ören yerinden gelmektedir. ören yeri eski şehir kalıntılarının bulunduğu yer, kırsal eğlence ve dinlence yeri gibi anlamlara gelmektedir. isminin anlamına kısmen de olsa sahip çıkmaktadır hala. düğünler eksik olmaz birbirinin özdeşi veya benzeri yapay parkları ve binalarıyla herbiri birbirine benzeyen sokaklarında. bu sokaklardan yükselen, çeşitli yörelerden uzun havalar ve oyun havaları bir müddet sonra birbirine karışır. işte asıl cümbüş o zaman başlar.