kazıklı voyvoda 

adana çık aradan

  1. insanların kont dracula olarak tanıdığı eflak prensi...
    kellesi fatih sultan mehmet'e yeniçeriler tarafından getirilmiştir...
    (where is my mind, 20.04.2004 15:48)


  2. gayet yaratıcı bir psikopattır, bence dahidir hatta.
    osmanlı elçilerinin kavuklarını kafalarına çiviletmiş, metresi hamile mi diye karnını yarıp bakmış, nefret ettiği bir insanı doğratıp etlerini ailesine yedirmiş, şehrin tüm dilencilerini bir eve toplayıp yedirip içirip yakmış, ceza vermek istediği insanları cezanın boyutlarına göre çeşitli şekillerde yağlı kazıklara oturtmuş olduğu söylenir.
    fatih tarafından yakalandığı zaman padişah ona neden yüzünün sarardığını sorar. vlad tepeş, "güneş batarken son kez sararır" cevabını verir.
    (bkz: vodvil dracule)
    (guenever, 04.04.2005 02:57)
  3. bütün bu psikopatlıklarının yanı sıra ülkesinde asayişi en iyi sağlamış yönetici olarak bilinir. şöyle ki şehir merkezine konulmuş içi tamamıyla altın dolu bir kase, sırf vlad'ın ceza yöntemleri nedeniyle kimse tarafından çalınmamıştır.

    işkence metodlarını da osmanlı zindanlarında öğrendiği pek bilindik bir gerçektir.
    (drenchrome, 10.04.2005 11:28)
  4. marduk - kaziklu bey(the lord ımpaler)
    (venom, 10.04.2005 15:24 ~ 15:24)
  5. sadece kana olan tutkusu nedeniyle yıllar sonra bram stoker tarafından kont dracula olarak yeniden canlandırılan tarihi şahıstır.
    (drenchrome, 14.07.2005 13:59)
  6. şatosunun osmanlı ordusu tarafından kuşatılmasına rağmen ne yapıp edip yine de kuşatmaya dayanan ve kuşatma altındaki şatodan karısıyla birlikte canlı olarak kaçmayı başarabilen zeki,yetenekli ve olağanüstü şahsiyet.
    bu kaçıştan sonra kaçarak poenari'ye kadar gerilediler vlad tepes ve karısı.
    karısı daha fazla kovalamacaya dayanamayarak intihar etti. bu olaydan sonra vlad tepes moralman çöktü, çünkü bütün zalimliği ve acımasızlığına rağmen karısı onun varlığının bir parçası,aşkıydı. poenari kuşatmasından da sağ salim kurtulsa da,bu olaydan birkaç ay sonra osmanlılar tarafından yakalandı ve katledildi.
    (apoptosis, 12.09.2005 14:19)
  7. babasının sarayından küçük yaşta osmanlı sarayı'na sürgüne gitmiştir. burada uzunca bir muddet yaşamış,fatih sultan mehmet ile dost olmuş ve osmanlı kültürüyle tanışmıştır. babasının sarayına dönünce yonetimi ele almiş osmanlı'nın da destegi ile bir müddet sonra tek otorite haline gelmiştir. kendi casusluk örgütünü kurmuştur. işkence konusunda uzmanlaşmıştır. kurbanlarını kazığa oturtmuş,sonra tedavi ettirmiş,insancıkları günlerce kazıkta canlı canlı kıvrandırmıştır. ayrica dracul diye de anılmıştır kan içmesi ve damardan ısırma alışkanlıklarından dolayı.
    buyuk hatasını boyarların haklarını korumak için osmanlı'ya başkaldırarak yapmıştır. bir müddet mertçe ve akıllıca osmanlı kuvvetlerine dirense de sonunda yenilmiştir. belki vampir olması ihtimalinden dolayı belki de ibret i alem yapılmak istenmesinden dolayı kendi yontemiyle yani kazığa oturtularak öldürülmüş,haftalarca kazıkta bırakılmış, sonra cesedi parcalanıp farklı yerlerde leş yiyici hayvanların insafına bırakılmıştır.
    (apoptosis, 16.09.2005 19:18)
  8. kafasının kendisini öldürten osmanlı padişahı (yanılmıyorsam fatih sultan mehmet) tarafından istanbul'a getirtilerek bir meydanda kazığa geçirilerek sergilenmiştir.
    (drenchrome, 16.09.2005 19:21)
  9. kurbanlarını kazığa oturtan ve kanlarını bir tasta toplatan ve akabinde de; o insanların kanına ekmek banıp yiyen eflak prensi.
    (kahnesty, 28.03.2006 09:47)
  10. dracul tarikatindandır. 1000 kişilik ordusuyla osmanlının beş bin kişilik ordusunu yener. düşmanları kazıklara oturtur ki moralleri bozulsun diye lakin osmanlı çok güçlüdür fatih büyük ordusu ile üstüne yürüdüğünde işi biter. bir de osmanlı sarayında yetiştirilmiştir.
    (dream endless, 05.01.2007 17:34)
  11. drakulanın babası, imparator sigismund tarafından ejder tarikatını kurması için teşvik edilmiş. drakula da ejderin oğlu demek. bu tarikat osmanlılardan korunmak için kurulmuş. voyvoda'nın babası barış teminatı olarak oğlunu osmanlı imparatorluğuna göndermiş. 1442 den 1448 e kadar osmanlıların elinde kalmış. fatih sultan mehmet ile aynı hocalar tarafından yetiştirilmiş. zamanla ikisi çok iyi dost olmuşlar hatta kan kardeşi olmuşlar. bu bilgili gencin eflak'a vali olarak atanması düşünülmüş. ancak olaylar istenildiği gibi gelişmemiş. zamanla durmadan içen voyvoda sonunda kafayı yemiş ve katliamlarına başlamış. akıl almaz işkence yöntemleri uygulamış. kazıklamaların dışında halkını toprağa gömer ve kafalarını vurdurur, insanların derisini yüzdürür tuzlattırıp keçiye yalatırmış. tabi yazmaya elimin varmadığı işkence yöntemleri de var... bram stoker'ın drakula'sından ziyade kendi yaşamı incelenirse daha da ilginç gelir insana. zaten bu zalimliğiyle vampirlik sıfatını elde etmeye hak kazanmış. ayrıca deliliğine rağmen dahiliği de su götürmez bir gerçek. salgın hastalıkların savaş sırasında karşı cepheye zarar verilmesinde kullanılması taktiğini ilk kez kullanan da odur. veremli ve cüzzamlıları serbest bırakıp onları osmanlılı gibi giydirip osmanlı ordularının içine karışmalarına izin vermiş. ayrıca sultanı iyi tanıması yüzünden onun taktiklerine karşı da uzun bir zaman direnebilmiş. öldürüldükten sonra osmanlıların çoğu düşmanına yapıldığı gibi onun da kafası kesilmiş ve bir kazığa geçirilmiş. ve istanbul'a ibret olsun diye getirtilmiş. cesedinin geriye kalan kısmı ise snagov denen bir yerde manastıra gömülmüş. ancak mezar daha sonra açıldığında içinde drakula'nın kemikleri bulunamamıştır. ne istanbulda'ki kafa ne de snagovda'ki vücuttan eser vardır. kan kardeşinden ezeli bir düşmana dönüşen bu adam vampir olarak olmasa bile efsaneler ve tarih yoluyla hala ölmeyi reddeder.
    (sphinks, 05.06.2007 19:34 ~ 29.06.2007 22:02)
  12. (bkz: meriç temizkaya)

    zira gene ff sütunu kazık olmuş ve 40 kişilk sınıfta 30 kişiyi bırakmıştır.

    (bkz: i meriç temizkaya)
    (kahnesty, 05.06.2007 19:38)
  13. az önce seyrettiğim dracula: the dark prince adlı filmde tam bir vatansever, ülkesinin bağımsızlığı için her şeyi yapan, tam adaleti ve barışı sağlamak için acımasız yöntemleri kullanan biri olarak gösterilmiş bir kişidir.kendisi ülkesinin bağımsızlığı için dini falan siklememekte, papanın ve macaristanın yardımını alabilmek için katolik olmakta ve bunun sonucunda da ortodoks kilisesi tarafından aforoz edilmekte ve bu yüzden yakalanmaktadır.

    papanın yardımına ilişkin olarak: "hangi bayrak altında savaştığım umrumda değil" demektedir.ayrıca filmin sonunda bir çok romanyalının dönmesi için dua ettiği söyleniyor.
    (power of the right, 28.07.2007 17:26)
  14. voyvoda=slavca da asker anlamına gelen voin ve yönetici anlamına gelen vodac kelimelerinin birleşmesinden meydana gelmiştir.
    (bilginsel, 10.11.2007 20:18)
  15. (bkz: vlad tepeş)
    (jugador, 27.04.2008 22:36 ~ 22:37)
  16. manyağın tekidir kendisi, 4 km boyunca kazığa diktiği osmanlı askerlerini gören osmanlı ordusunun gaza geldiğinden bahsedilir.
    (dontgototheedgeofrainbows, 27.04.2008 22:38)
  17. fatih sultan mehmetin, şatosunu kuşattığı sırada metal sesleri çıkararak piskolojisini iyice bozduğu söylenir.
    (donungözüküyor benjamin, 27.04.2008 22:40 ~ 22:50)
  18. rivayete göre osmanlıda kaldığı zamanlarda yediği yemeklerden kuru köfteyi çok sevmiş ve ülkesine döndüğünde bu yemeğin yayılmasına vesile olmuştur. bugün ikea mağazalarında satlıan isveç köftesinin de buradan geldiği sanılmaktadır.
    (golden cock, 27.04.2008 22:53)
  19. romanya'daki şatosunun lanetli olduğu söylenir. zamanında bir amerikalı yönetmen orada film çekmek istemiştir. yapılan çekimlerin bir kısmında sebebi anlaşılmayan bir bozukluk tespit edilmiştir. aynı zamanda dracula'nın (vlad tepeş) düşmanlarının soyundan gelen bir adam şatoyu keşfe çıkarken bir kaza sonucu uçuruma yuvarlanmış ve ölmüştür.

    mezarı olduğu söylenen yer açıldığında söylenceye göre başının olduğu yerin üzerine bir bez örtülüdür. kafasının kesilip istanbul'a götürüldüğü söylenir lakin bir grup tarihçi bunun yanlış olduğunu, yalnızca kafa derisinin yüzülüp istanbul'a götürüldüğünü söyler.
    (bulanti, 27.04.2008 22:53)
  20. fatih sultan mehmet döneminde, 15. yy.'da yaşamış olan macaristan/ eflak prensi voyvoda tepeş (nam-ı diğer "kazıklı voyvoda"), zalimliği ile ün salmıştı. döneminde kendisinden önceki prens babası voyvoda dracola tarafından savaş esiri olarak rıza ile fatih'e verilen (kimine göre de osmanlı zindanlarına sürgün edilen) tepeş, yıllarca kaldığı osmanlı zindanlarında geliştirdiği kini ve yine aynı zindanlarda oluşturduğu yaratıcılıklarla dolu işkence yeteneğini sonraları, kendisine yoğun bir kin beslediği fatih'in askerlerine karşı, yani türkler'e karşı kullanacaktır.
    tepeş'in fatih'e olan kini, 1453'de istanbul'un fethiyle daha da yoğunlaşır.
    rivayet olunur ki tepeş, tarihin ilk biyolojik saldırısını, dönemin en öldürücü bulaşıcı hastalıklarından birini (hastalığın hangisi olduğunu unuttum) keşişleri aracılığıyla istanbul'a göndererek gerçekleştirmiştir.
    çok ilginç ve yaratıcı işkence yöntemleri geliştirdiğinden bahsedilir kendisinin. eline geçirdiği türk askerlerini kazığa dizdirmek, derilerini yüzdürüp tuz serptirdikten sonra keçilere yalatmak, kendisine gönderilen elçilerin başlarındaki başlıkları kafataslarına çaktırmak, ilk sayılabilecek işkence yöntemleri olarak anlatılır.
    macaristan'a sefer düzenleyen fatih'in askerleri tarafından öldürülüp kesik başının istanbul'a getirildiği söylenir. bir rivayete göre de onu öldürenin ama kazaen, ama bilerek, kendi askerlerinden biri olduğu iddia edilir. ama onu öldüren her kim ise de kesik başının fatih'e getirildiği doğru kabul edilmektedir.
    osmanlılar'da "kazıklı voyvoda" adıyla anılan voyvoda tepeş'in bu zalimliği, sonradan bram stocker'a yarattığı kont drakula hikayesinde ilham olacaktır.

    küçük bir ek: küçük yaşta babası tarafından osmanlı zindanlarına attırılan tepeş'in yaşadığı işkence dolu günler, onun kişiliğinde elbette ki onarılmaz arızalara neden olmuştur. onun babasına duyduğu kini ve bu kinin nedenini de düşünmemiz gerekli bu noktada. yani bu adamın nasıl bu kadar acımasız olabildiğini düşünürken ve onu kınarken biraz da konuyu bu açıdan ele almanın doğru olacağı kanısındayım. burdan bakıp 15. yy.'daki bir adamın psikolojik durumunu analiz etmek mümkün değildir elbette ki ama, bu denli zalimce davranabilen birinin normal olduğunu ve bu yola da kendi isteğiyle ve durup dururken girdiğini savunmak, sanıyorum biraz hata olur. tepeş belli ki, ciddi travmalara maruz bırakılmış, mutsuz ve hastalıklı biriydi. biraz düşününce bu adama acıdığımı bile hissetmeye başlıyorum.
    (meramise, 26.05.2008 23:06 ~ 27.05.2008 11:52)
  21. (bkz: drina köprüsü)
    (grace, 26.05.2008 23:11)
  22. gay olduğu iddiaları da olan insan.
    (bugun burda cumartesi, 26.05.2008 23:15)
  23. gay iddiaları kendisi için değil, küçük kardeşi radu cel frumos* için olan romanya prensi. karısını ölümüne seven bu acımasız adam, karısı osmanlı askerlerin tecavüzüne uğrayıp intihar ettikten sonra tabiri caizse psikopata bağlamıştır.
    (lamentable belaborment, 20.08.2008 16:03)