kaybolmak 

adana çık aradan

  1. (bkz: alışverişte coşup çocuğunu kaybeden anne modeli)
    (actionless, 20.11.2004 20:29)


  2. mecazi olarak çok daha derin anlamlar içerebilen eylem. hayatın içinde kaybolabilir bir insan, kendi ilişkisi içinde kaybolabilir, kendi soru işaretleri kendi tabuları kendi istekleri kendi bilinçaltı içinde rahatlıkla kaybolabilir pekala bir binada kaybolduğu gibi. kararsızlık eylemini içerir kaybolmak, hangi kavşaktan nereye döneceğini bilememek mecazi anlamda da geçerlidir. yıllardır doğru olduğunu sandığı şeylerin yanlış olduğunu keşfedebilir insan, bu kaybolmadır. hep istediği şeyin aslında hiç istemediği bir şey olduğunu bir anda anlayabilir insan, bu kaybolmadır. bir insanı sevdiğini sanarken kendi sevgisinin içinde kaybolabilir, bu kaybolmadır.

    kaybolmak her zaman kötü değildir oysa ki: bir şarkının notaları arasında kaybolmak, gerçekten inandığı bir şeyle uğraşırken kaybolup gitmek, sevgilinin sonsuz huzur veren ve gerçek olduğuna inanılamayacak büyüklükte bir şefkatle kavrayan, oysa ki gayet alelade olan kolları arasında kaybolabilir. sık görülmez bu tür şeyler ama olabilir.

    insan her zaman kendi isteği haricinde kaybolmaz mesela bazen insan bilerek ve isteyerek sadece yalnız kalmak istediği için kaybolabilir. gerçeklerden kaçmak istediği için kaybolabilir. istemediği insanlarla yüzleşmemek için kaybolabilir.

    kaybolmak her ne kadar doğrudan bir şeyleri bilememek, şaşırmak, farkında olamamaktan dolayı gerçekleşen bir eylem gibi görünse de aslında bazen bunun tam tersidir. çoğu durumda kaybolan bir insan bir şeylerin farkında olduğu için kaybolur, bazı şeyleri görebildiği sezebildiği için kaybolur. cahil mutludur, ama düşünen insan kaybolur. hayat o kadar karışıktır ve dünya o kadar kötü bir yerdir ki, gerçekten görebilen bir insanın kaybolması kadar doğal bir şey yoktur. hayat, önümüzde görünen mükemmel tasarlanmış koridor değildir, gerçekleri görebilen manzaranın ne kadar grotesk olduğunu görebildiği için kaybolur.

    insan yalnız olduğu ya da kendine yol gösterecek kimse olmadığı için değil, belki de yalnız olmadığı ve yolu çok iyi bildiği için kaybolur.

    hayatın anlamının ne olduğunu çözen bir arkadaşım vardı. hayattaki her şey şaşırmaktı ona göre. her şey bittiği zaman elimizde kalan her şey, hayatımız boyunca şaşırdığımız her şeydi ve sadece şaşırdığımız anlar hatırlanmaya değer anlardı demişti bana. başına ne geleceğini bilen bir insan için kaybolmak, bilmediği yerlere gitmek ve şaşırarak hayatına anlam kazandırmak ihtiyacından doğar belki de.

    herkes anlaşılamamaktan yakınır, oysa ki aslında en çok korktukları tamamen anlaşılmaktır, düşünsenize düşündüğünüz her şeyin herkes tarafından mükemmeliyetle anlaşıldığını. korkunç olmaz mı? benzer şekilde aklı başında olan ve kaybolan insanlar belki de kaçmak için kaybolurlar, bir şeyin parçası olabilmek için, inanılacak hiç bir şeyin kalmadığı dünyamızda inanacak ve tutunacak bir şeylerinin olması için, hayatlarına anlam kazandırmak için. yabancılaşmayı toplumsal bazda yaşayamayıp kişisel bazda yaşayan çoğunluğumuz, yani türkiyede doğup büyüyen insanlardan bizim kuşağın ferdi olanların çoğu için inanılacak pek bir şey yoktur. tek çare olmasa da en içgüdüsel çare kaçıştır. bir futbol takımını ölesiye tutmak bir kaçıştır. bir insanı ölesiye sevmek bir kaçıştır. kültürel yozlaşmayla beraber azalan vatan sevgisinin, dine bağlılığın yerini doldurabilecek büyüklükte bir şey hayatlarımızda olmadığı için başka şeylere inanır, başka şeyler için savaşırız. bu akıl sağlığını koruyarak yaşayabilmek için yapılması zorunlu bir kaçıştır koruyacak kadar aklı olanlar için. eskiden inanılan ve gerçekten inanıldığı zaman tüm boşlukları dolduran şeylere eski insanlar gibi inanabilenler çok küçük bir azınlıktır. bunun yerini özgürlükse özgürlüğü, allahsa allahı, ülkesiyse ülkesini futbol takımı tutar gibi fanatikçe "tutan" bireyler almıştır ki bu şekilde "inanmak" çok az bir boşluk doldurabilir. görüp de elde edemedikleri bu kadar çok olan hiç bir insan topluluğu yoktur emin olun ki. işte bu yüzden cinsel olarak hem bastırılmış hem kışkırtılmış insanlar, anoreksik kızlar, sapık ilişkiler, internetten kavga edenler yahut aşık olanlar, mastürbatör çocuklar, bebek konuşması taklidi yapıp duran hatun kişiler, oyunu kime verdin sorusuna "ampülü gördüm bastım ampülü gördüm bastım" diye cevap verenler, ölümüne kadar inanıldığı sanılan boş şeyler, tahammülsüz ya da tatminsiz bünyeler bu kadar çoktur. ve tüm bu çarpıklıklardan uzak kalmanın yolu belki de kaybolmaktır.

    kaybolanlar, kendinize acımayın, çünkü her şeyin anahtarı olmasa da tüm bunların farkına varmışken çıldırmamanın yolu kaybolmaktır. melankoli göründüğü kadar kötü bir şey değildir. umursamamak bazen gerçekten en iyi çözümdür. sert bir dış kabuğa sahip olup neşeli görünmek yanlış bir şey değildir. kimi geceler sabahı beklerken bir türlü gelmemesi, kimi gecelerin çabucak geçivermesi, ve canınızın hiç bir şey istememesi, ve canınızın gerçekten istediğini sandığınız bir şeyi yaptığınız zaman hiç bir tatmin alamamanız kötü şeyler değillerdir, doğal sonuçlardır. kabullenin ve daha mutlu olun. ruhunuza gerçekten erişip ona dokunabilecek olan, daha önemlisi bunu yapmaya istekli biri karşınıza çıktığı zaman hayatınız değişecektir, sadece bekleyin. inanınca ruhunuzu gerçekten dolduracak şey gözünüzün önünde olabilir, bunu farketmek için yapılabilecek ekstra bir şey yoktur. sadece bunu farkedebilecek hale gelmeyi bekleyin. kendinizi sevin. çünkü kendiniz, her şeyinizsiniz, yani her şeysiniz.

    nerede olduğu hakkında en ufak bir fikri bile olmayanlara ithaf edilmiştir.
    (diskonnektus erektus, 18.03.2005 06:06)
  3. (bkz: kayboluyorsun)
    (the joy of not being, 26.05.2007 02:05 ~ 02:06)
  4. kaybolmak geldiğin yeri unutmaktır.
    (bkz: bir filmde geçiyordu)
    (khasnak, 12.10.2007 19:34)
  5. bir şey düşünülmediğinde;hiç bir şey hissedilmediğinde zamanın, dünyanın, tanrının içinde;
    bilinmedik ve hatırası olmayan sokak arandığında şehirde... varolan eylemdir.
    (city boys, 19.10.2007 02:30)
  6. kendinin neresinde olduğunu unutmak, kendi yarattığın okyanusta kendine bile ulaşamamaktır kaybolmak.
    (applepie, 19.10.2007 03:25)
  7. kaybolmak o kadar zordur ki. kaçmak istersin dertlerinden, kaçmak istersin hüzünlerden, kaçmak istersin bazen kendinden. gidersin deniz kenarına eğer yaşadığın şehirde varsa mavi bir okyanus yavrusu; ya da belki sadece bir banka oturursun ve kaçtığını sanarsın birçok şeyden. hayatının saflaştığını düşünürsün fakat daha da karmaşıklaştığını görünce derdin katlanarak artar. son çözüm hayattan kaçmaktır ve nefesinin akışını, kalbinin atışını durdurmak için atarsın adımları birer birer. son adımı attığında ise artık kaybolmuşsundur. işte kaybolmak ve bunun tek yolu budur.
    (ehemöhöm, 19.10.2007 04:13)
  8. gözlerini sorgulara kapatmak ve kötürüm gibi yaşamak bulunamamak dileğiyle
    (tınmaz melaike, 19.10.2007 16:18)
  9. sıkışan trafikte arabadan inip yürümeyi seçmektir.
    (demesterizasyon, 22.10.2007 13:54)
  10. ''kaybolmuş suskunluklar gibi gezinirken ortalıkta düşlerim. ben yabancılaştım her şeye ve herkese. nerde olduğunu bilmeden, ne için orda olduğunu bilmeden rüzgarda savrulan kağıt parçaları gibiyim sokakta. kaybolmuş bir çocuk gibi. tüm kentler yabancı, tenler, öpüşler… yalnızlığın kendisi bile yabancı… tanımlamalardan, bilmelerden geliyorum. kafa karışıklığından mutlu entelektüel uğraşlar; unutturuyor bir şeyleri.hep bir şeylerin içinde kayboluyoruz zaten; ufak tefek kaybolmalarda unutuyoruz bu dünyadaki asıl kaybolmuşluğumuzu. unuttukça mutlu oluyoruz. hatırlatan şeylerden tiksiniyoruz, sarhoşluğumuzu seviyoruz. sevişmekten tat almayıp yinede sevişen elinden başka bir şey gelmeyen sevişenleriz. her şey makineleşiyor. duygular anlık refleks. ezber edilmiş hayatları, ilişkileri yaşıyor ezber edilmiş düşlerde geziniyoruz.

    o yüzden hayata zindan demeler. sanatçıları da o zindanı bezeyen; çaresizliğimize morfinli iğnelerle çare bulmaya çalışan doktorlara benzetiyoruz. ölüm kurtuluş oluyor;
    intihar istemiyle geliyor ve hep orda duruyor bir yerlerde kendi halinde. intihar da içimizde bir yerde esir bir istemden başka bir şey olmuyor. kilitli olmadığını bildiğimiz bir kapı, açıp dışarı çıkmaya cesaretimiz yok; zindan alışkanlığı. kişilik zırhı; hayata ve diğerlerine karşı geliştirdiğimiz savunmalar güçlendiriyor duvarları. biz kendimizi korudukça hayata karşı, daha derinine iniyoruz zindanın. dengeler yaratıyoruz. dengesizliğe tahammülümüz yok, belirsizliğe… sahip olduğumuz şeyler var sanıp, sahip
    olduklarımızı giyinip titremelerimizi dindirmeye çalışıyoruz. korkuyoruz. kaybetmekten, sahip olduklarımızı yitirmekten korkuyoruz, dengelerin bozulmasından,belirsizlikten. insani dengelerimizi kaybediyoruz farkında olmadan böylece, esir ediyoruz kendimizi kendimizde. dengede olan bir şey yok aslında, kaybedecek hiç bir şey yok. neden buradasın bu dünya ne, bu yaşadıkların… cevap yok. dinsel sözcükler,anlık sayıklamalarla dozlaşmış ağrı kesiciler. ikinci elden cevaplarda buluyoruz bazen;‘işteyim çünkü çalışmak zorundayım’… tanrısal oyunlarda oyuncularız. alkışların
    sarhoşluğunda… hep bir şeylerin içinde kaybolma oyunu bu. kaybolduğumuz yerlerden tanıyoruz birbirimizi, isimlerimiz var; işlerimiz uğraşlarımız, ailelerimiz, şehirlerimiz,doğum tarihlerimiz, gidecek bir yerlerimiz; geldiğimiz bir yerlerimiz var, beklediğimiz duraklarımız… tiradımı beğendiniz mi, alkışlar mısınız?...”

    kaynak: http://arafperdeleri.blogcu.com/...
    (city boys, 28.04.2008 01:13 ~ 01:19)
  11. bu fiilin soru hâli iki şekilde oluşturulabilir.

    kurallara uygun ama benim kulağımı tırmalayan versiyonu: "kayboldun mu?" sanki muhatabınızın kaybolmasını bekliyormuşsunuz da, "hah, nihayet kayboldun di mi?" biri bir tınısı var bunun.

    bildiğim kadarıyla kurallara uymayan (uyuyorsa da az kullanılan) ama benim kullandığım versiyonu: "kayıp mı oldun?" bu şekilde sormak için kaybolmak fiilini kayıp olmak şeklinde ayırmak gerekir.

    bu sorun -olmak, -etmek şeklinde bitişik yazılan tüm fiillerde var aslında.
    (recai pengül, 25.06.2008 22:46 ~ 22:47)
  12. bazen lazım olan..

    hatta uzunca bi süredir düşündüğüm, yapmak istediğim..belki de en yakın zamanda yapacağım..

    tanımadığım bir ülkeye gidip, sokaklarında caddelerinde, sağında solunda, sahilinde dağında, onun kendine has yaşantısı ve güzellikleri içinde kaybolmak istiyorum..

    böylesine anlam yüklemek için şu kareye bakmak yeterli oldu; (görsel: filipinler/22270)
    (zeus, 14.08.2008 17:52 ~ 17:53)