bazı şeyler gelmiştir başınıza. korkutmuşlardır sizi herşeyden. sizin, kendinizin diye bildiğiniz şeyler vakitsizce, en ufak bir uyarı bile yapılmadan alınmıştır ellerinizden.
önce şaşırırsınız. nolduğunu anlayamazsıız. ona ulaşmaya çalışırsınız ama, o yoktur artık orda, ulaşamazsınız. o anda anlarsınız kimseye, hiç birşeye güvenemeyeceğinizi. hiç birşeye bağlanmamanız gerektiğini.
can dündar'ın dizeleri gelir aklınıza..
"çok sahiplenmeden,
çok ait olmadan yaşayacaksın.
hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi,
hem de hep senin kalacakmış gibi hayat.
ilişik yaşayacaksın.
ucundan tutarak..."
sonra biri çıkar karşınıza. aslında o hep ordadır da, siz geç fark edersiniz. önce inanmak istemezsiniz. isteseniz de inanamazsınız zaten. "bu devirde var mı böyleleri?"
inanmaya başlarsınız. yavaş yavaş kanınıza girmeye başlar. yaşarken cennetteyim sanırsız. “mutluyum, mutlusun, mutlu..” dilinize tekerleme olmuştur artık. yine de içinizdeki bir his, delice bir his kemirip durur sizi. kaybetme korkusu...
ya o da kayıp giderse ellerinizden..