belki ilginizi çeker
  1. · her seçim bir kaybediştir
  2. · kaybetmekten korkmak
  3. · milyonlarca spermin arasında ikinci gelmek
  4. · yanlış insanı deli gibi sevmek
  5. · dibe vurmak
  6. · bekareti kaybetmek
  7. · tükeniş
  8. · intihar etmediğine pişman olduğun anlar
  9. · 5 ağustos 2007 fenerbahçe beşiktaş süper kupa maçı
  10. · iki ucu boklu değnek
gündem
  1. · alex hagi den daha iyidir
  2. · itü sözlük hiçbirimiz komiklik yapmıyoruz günü
  3. · itü sözlük
  4. · köpekbalığı görünce yapılması gerekenler
  5. · 2012
  6. · sanal seks yaparken hamile kalmak
  7. · üniversiteyi ingilizce okumayı marifet sanmak
  8. · sirke
  9. · stajyer avukat

kaybetmek  

 sayfa  / 2
  1. insanın sahip olduğu bir şeye artık sahip olmamasından, başarısızlığa uzanan arada aradığını bulamamayı da içeren olumsuzluklar için kullanılan kelime
    kilo kaybetmek kimileri için iyi olabilir belki, onun dışında her kayıp moral bozar
    (greeen, 27.07.2004 01:47)
  2. (bkz. her seçim bir kaybediştir)
    (tenekeci, 27.07.2004 01:51)
  3. artık sahip olmamak
    (viola, 22.12.2004 08:52 ~ 08.07.2005 13:58)
  4. (bkz: kaybeden)
    (bkz: loser)
    (excalibur, 22.12.2004 09:35)
  5. insanlar kaybetmekten ne kadar korksa da, hatta kaybetmemek için şereflerini ayaklar altına almaya, karşılarındaki insanların insan olduklarını göz ardı etmeye kalksalar da kimi zaman; bazen kazanmaktan çok daha iyidir kaybetmek..
    (tenekeci, 13.06.2005 15:35)
  6. kaybetmeye, hızla gelen bir göğüs pasını karşılar gibi davranmak gerekir. göğüs önde, topun sektikten sonra düşeceği yeri hesaplayarak. acır biraz belki, evet, ama top uzaklaşmalıdır.
    (shuduf, 27.09.2005 01:10)
  7. bir şeyin gerçek değerinin anlaşıldığı durum
    (vatman, 19.10.2005 16:44)
  8. güneşe rağmen kapkara görmektir.
    (perdue, 27.10.2005 14:45 ~ 14:45)
  9. bir zamanlar ellerin vardı tuttuğum, soğuktu onlar hep, üşürdün o sonbahar akşamlarında ve ısıtmam için bana gelirdin. tüm sıcaklığımı ellerine adardım, adardım da gocunmazdzım hiç, yanımdaydın çünkü.

    o uzun, dalgalı saçlarınla çok uzakten belli ederdin gelişini; her adım attığında bana doğru, kalbimdeki depremin şiddeti de artardı bana yaklaşmanla doğru orantılı olarak. yine çok uzaktan başlardım gözlerine bakmaya, hani şu koyu kahverengi, içinde benim boğulduğum. aramızda bir adımdan daha kısa bir mesafe olurdu, nefesini hissederdim yüzümde, bakışırdık senle, aslında bakmaktan çok görürdük gözlerimizdeki sevgiyi ve sadece o sevgi için yaşardık senle. tutardım ellerini, hep soğuktu onlar, ısınması için ellerini cebime sokardın, elin cebimdeyken el ele tutuşurduk, öyle ki alışkanlık olmuştu bizde bu, senin ellerin üşümese bile ellerimiz cebimdeydi hep, öyle yürürdük istiklalde, hani var ya şu cadde, yolda yürürken birbirimize bakmaktan tramvayın altında eziliyorduk nerdeyse, hani çamur olduğunda beraber küfrettiğimiz, yağmur yağdığında şemsiyemizi açmayıp yavaşça yürüdüğümüz.

    saçlarını öper koklardım hep, o uzun ve dalgalı, bazen kömür karası, bazen de kınalı saçlarını. bazen yüzümü kapatırdı onlar, kaşındırırdı ama çekmezdim yüzümden, senin saçlarındı onlar, bazen seni öpmek isterken ağzıma girerdi, bırakmazdım geri, hayrandım saçlarına. oynardım sürekli onlarla, dolardım parmağıma hep. yürürken dalgalanan, şaha kalkan o saçlar benim yanımda durulurdu.

    şimdi bana doğru adım atan biri yok. gözlerim görmez oldu gözlerini, göremez oldum gözlerinin içindeki sevgiyi. bir de o dalgalı uzun saçların var ya, onlar da yok artık. elimi cebimi atıyorum hep, belki arkamdan gelip biri elini cebime sokar ve elimi tutar diye. istiklalde sadece bunun için yürüyorum, affedersin beni belki de bir gün, o üşüyen ellerini ısıtmamı istersin benden diye. söyle bana, kim ısıtır o güzel ellerini, yoksa başkası mı var ellerini tutan, gözlerine sevgiyle bakan? ya sen de ona bana baktığın gibi bakıyor musun, şu hem utangaç hem sevgi dolu gözlerle? yok hayır, dayanmaz buna sadece senin için atan kalbim, durur bir anda.

    gitme sakın, hep kal orada.

    (bkz: kaybetmekten korkmak)
    (pastaci, 27.12.2005 01:38)
  10. (bkz: kaybolmak)
    (diskonnektus erektus, 09.02.2006 14:15)
  11. hiç bitmicek,ne olursa olsun gitmicek zannederken "kaybetmek"..
    sonrasında kalan;anlamsız yerlere boş boş bakışlar,ağlamanın fayda etmediğini bilen göz kenarlarında kalan gözyaşları..
    kaybetmek bu kadar acı mıydı? uyumanın,oturmanın,yatmanın,kalkmanın,herşeyin anlamsızlaşması mıydı?
    tik tak tik tak ses çıkarmasına deli olduğum ama içinde sen varsın diye huzur bulduğum o saati atmak mı? doğru olan bu mu şimdi?
    bu kadar kolay olmasın her şey..olmamalı..
    (absinthe, 17.04.2006 01:38)
  12. her insanın başına gelen olaydır. kaybedilen şey para, yol, zaman, sevilen bir insanın hayatı, onur, özgürlük, kontrol, cesaret, umut, sevgi gibi bilumum kavram olabilir. hatta kişinin kendi hayatı olabilir...

    (bkz: aramak)
    (bkz: bulmak)
    (bkz: ölmek)
    (siradisi, 02.02.2007 23:42)
  13. (bkz: kazanmak)
    (46 kromozomum, 02.02.2007 23:54)
  14. ilk kaybedişle başlarız ölmeye.
    (headfucker, 03.02.2007 18:31)
  15. duyu ve duygu yanılsaması nedeniyle gerçek anlamda asla sahip olamadığın şey veya şeylerin bu yanılgının sınırları dışına çıktığı anda ortaya çıkan durum.
    (babil, 27.02.2007 18:21 ~ 18:21)
  16. bazen dışarıdan hiçbir etki olmadan, insanın kendi içinde olup biten birşeydir.

    birgün bir kıza hayatımın kalan günlerini ona verebileceğimi söylemiştim. ne kelimelerin anlamını bilmeyecek kadar çocuk, ne de dediklerimin farkında olacak kadar yetişkindim. ikisinin ortasında, önümde bütün hayatım dururken söylemiştim bunu. karşımda, hayatıma verdiğim anlamın vücut bulmuş hali vardı çünkü; bu adanmışlığı kim daha çok hekedebilirdi? reddedildim.

    kişilerin ve zamanın yanlışlığı yüzünden hakettiği değeri bulamadı bu sözüm, öyle düşündüm. ne kendimi, ne de başkasını suçlayamadım. şimdi bakınca, sadece “böyle olması gerekiyormuş”u görebiliyorum orada.

    uzun zaman sessiz kaldım, bazen “yine” için bir umudum vardı, çoğu zaman yoktu. insanlar geldi ve geçti hayatımdan, çoğu birşeyler bıraktı bana, bazıları sadece geçti. şimdi bakınca görüyorum ki hepsiyle birlikte kalkanımı biraz daha yüzüme doğru kaldırmışım, hepsiyle birlikte daha çok yalan karışmış sözlerime. bir noktada sözlerin sayısı anlamlarını geçti sanırım.

    belki de insanlar bizi acıttıkça biz de onlara acımamaya başlıyoruz. böylece giderek bencilleşiyoruz. sonunda herşey bir alış-veriş, kazanma-kaybetme ilişkisine dönüyor. sözlerimiz anlamsızlaşıyor, hepimizin. sanırım bir noktada o katışıksız, açık halimizi kaybediyoruz, ne kadar dirensek de.

    önümde bütün hayatım varken, birgün bir kıza hayatımın kalan günlerini ona verebileceğimi söylemiştim.
    bir daha kimseye bunu söylemem.
    artık kimseye vermeyeceğim şeyler var içimde.
    (kısaveacısız, 07.05.2007 03:55 ~ 07:31)
  17. geçişli hali en zor çekilen fiillerdendir çoğu zaman. yani bir nesene aldığı anda insanın canın çok yakabilir. insanın doğasındaki sahip olmak olgusuna tam olarak ters düşer ve bir şeyler koparabilir bizden bir çok durumda, kimi zaman birşeyi, kimi zaman birini, kimi zaman kendine olan güveni...
    (pipelette, 28.09.2007 17:02)
  18. 'kaybetmek' ilk anda verdiği izlenim itibariyle sarsıcı ve hatta yerine göre yıkıcı bile olabilir.
    ancak yara soğuyup kabuk bağlayınca hayata döndürücü etki yapan mantığımız devreye girer, öyle ki düşünmeye başlarız, esasen 'sahip olmak' nedirin sorgulanma süreci başlar..
    yanıtının bulunma süresi kişiden kişiye farklılık gösterse bile sonuç olarak ismimizin sonundan -hislerimizle koymuş olduğumuz- iyelik ekini mantığımızla kaldırırız..
    aynı süreç aynı yoğunlukla 3-maksimum 5 kere yaşandıktan sonra, insan alışır..
    varılan nihai gerçek kişinin büyüdüğüdür, artık eskisi gibi şaşırmadığıdır, şaşıramadığıdır....
    (kirmizibalik, 28.09.2007 17:31)
  19. çoğu kez kıymet bilmek, değer anlamak sebebidir.
    (heidi, 15.10.2007 14:08)
  20. her zaman böyle olmak zorunda mı diye düşünüyorum çoğu zaman, peşimi bırakmayan bir lanet gibi kaybetmek, evet. bir şeylere ulaşmaya çalışırken, diğerlerini kaybettiğimi anlıyorum her defasında çünkü. hep yenik düştüğümü hissediyorum sırf bu yüzden bazen ve en kötüsü de her ne yaparsam yapayım gerçekleşmemesi hiç isteklerimin. içimden geçiriyorum ''lütfen'' diyorum ama oynuyor sanki benimle hayat.

    yine de her defasında yine elimde zarlarımla oyuna tekrar başlıyorum. hiç bir şey olmamış gibi.
    (sekizinci cüce, 30.10.2007 14:08 ~ 14:25)
  21. taşınan bir yükten kurtulmak, hem de istemeden olmuş havası vererek.

    (bkz: aklını kaybetmek)
    (bkz: şuurunu kaybetmek)
    (bkz: kendini kaybetmek)
    (heidi, 21.11.2007 17:42)
  22. bütün kaybedilmeleri yekuna vurulduğu vakit sonuç hofursakta pofursakta anka kuşunu tavuk gibi haşlayıp yesek de tahtın musalla taşı bir namazlık saltanata götüren yaşamdır. kaybetmek. önce ufaktan usul usul başlar hissettirmez bize. sonradan hızlanır saçlar dökülür dişler yerini porselene bırakır en sonunda dizlerimiz üzerinde nerde benim ruhum diye her taşın altına bakarız. olmayacak yerlerde arayarak bulma ümidimizi muhafaza ederiz. ne bileyim işte çaydanlıkta ararız tekel bondrollu sigaraların jelatinlerinde sevk irsaliyelerinin sütunlarında flan filan... fakat herşeyde olduğu gibi bu ümitte yok olmaya mecburdur. en sonunda yaşamı kaybetmekle biter.

    yaşam zaten bir zaten kaybetme sanatı değil midir? işter dolmuş değnekcisi ol istersen henry ford ol, hatta hazreti davut ol bu kanuna herkes tabidir. bu kanun hiç kimseye hiç bir iltimas göstermez. takır takır uygulanır.

    kıçını yere çaksan nafile nidalar edersin, bizden evvel giden ahbapa selamlar olsun erenler...
    (ceket yok pantolon verelim, 08.04.2008 03:24 ~ 03:25)
  23. birini anlama yetisini kaybetmek. ruh emiciler tarafından öpülünce ne hissediyorsa insan onu hissedebilir. "acaba expecto patronum diyerek tam bir patronus yaparsam durum çözülür mü ki? bu garip anlamama/anlatamama/anlaşamama hali gider mi?" falan diye düşünür, kaybetmenin dayanılmaz ağırlığıı altında ezilirsiniz.
    (maia, 06.08.2008 09:58 ~ 09:58)
  24. arayıpta bulamamak
    (eristhabella, 06.08.2008 10:00)
  25. o gittikten sonra büyük bir yaranız olduğunu ve aslında hiç bir zamanda iyileşebileceği yönünde umudunuz olmadığını hissederseniz, o giden her neyse önce sizi sonra kendini kaybetmiş, kaybettikleriniz arasında da hayatınızın en güzel heyecanlarını mutluluklarını ve umutlarınızı peşinden sürükleyip götürmüştür. şimdi kaybeden geri gelse peşinden sürükledikleri ne kadar sağlam olur bir düşünün...
    (ilsu, 30.08.2008 00:20)
 sayfa  / 2

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil