karşı konulmaz 'sahip olma' duygusunun olağan sonucu. sahipseniz kaybetmekten korkarsanız. hiçbir şeyiniz yoksa kaybedecek bir şeyiniz de yoktur, kaybetme korkunuz da..
her çeşit ilişkinin yakıtıdır. kaybetme korkusunun bittiği yerde kalır, ilerleyemezsiniz. dolayısıyla ilişki önce monotonlaşır, bayar, eskir, ve kaçınılmaz son olarak biter.
bu konuyla ilgili olarak,
nietzsche ağladığında isimli
irvin yalom kitabında şöyle yazar :
"iki tarafın da çekip gidebilme ihtimali olan ilişki, sağlıklı bir ilişkidir."
ne kadar da doğrudur.
(sadalet, 17.05.2007 20:53 ~ 21.05.2007 03:57)
kaybetme korkusu çok çeşitlidir , sevgiliyi kaybetme korkusu , işini paranı kaybetme korkusu ya da en beteri anneni, babanı kaybetme korkusu..hepsi kötüdür hepsi acı..
küçük sayılabilecek bir yaşta, senede birkaç defa gördüğünüz yakın bir akrabanızın vefat etmesi, ölümün nasıl bir şey olduğu hakkında size ciddi ipuçları verir. bu meretin "en yakınınızdakileri" de alacağı korkusu sarar içinizi, koruma içgüdüsünüzü geliştirir. aslında alacağınız önlemlerin bir faydası olmayacaktır, zaten yaptığınız şey "önlem almak" olarak da isimlendirilemez pek. kaybetme korkusunun esiri olursunuz ardından; hayat, parmak uçlarında yükseldiğinizde bile erişemeyeceğiniz rafın en dibine yerleşmiş gibi olur, "tabure" gibi bir destek farz olur, yoksa...
(marsh, 17.05.2007 21:07)
kaybetmeye başlamak için atılan ilk adımdır..sağlıklı düşünmeye engeldir..hareketleri,düşünceleri bozar,insanları yorar,sonu yaklaştırır..bu nedenledir ki genellikle korktuğumuz başımıza gelir..
anahtar ve kumanda, bu korkuyu yaratan başlıca etmenlerdendir.
insan aşık olunca;aşık olduğu kişi onun için dünyanın en seksi,en yakışıklı, en güzel ,en sempatik insanıdır.insan zannederki aşık olduğu kişide gördüğü o ışığı,onunla alakalı mükemmel olan herşeyi herkes görür,bundandırki insan sevdiğini aşkını kaybetme korkusu yaşar.buyüzden kaybetme korkusunun olmaması aşkın doğasına aykırı bi olaydır.sevdiği insanı kaybetme korkusu yaşamayan kişi için sevgilisi sıradanlaşmıştır artık.
kazanma hırsından gelmektedir. aşk ve poker buna dahildir
insanın yapmak isteyip de yapamadıklarının sebebidir.
kimi zaman parayı kaybetme,kimi zaman sevdiğini kaybetme hatta bazen kendini keybetme korkusu vardır.işte bunlar aslında yapmak istediklerimize engel.
sonuçta bazen iyi bazen kötü bir duygu.
birbirine pamuk iplikleriyle bağlı olunduğunda sahip olunan histir. biteceğini,kaybedeceğini bilirsin .gecelerin uykusuzluğu huzursuz eder artık hastalıklı ruhunu ...beklemek en büyük erdemdir ,sabretmek ; ama yapamazki insan !koyup gitmek kaçış gelir hep bir ızdıraba gebe biteceğini bile bile bekler işte.
evet kanımca çok bariz bi şekilde toplumumuzda kendini salıvermiştir.herkesde gereksiz bir telaş,eldekilerde yetinilmeyeceği kaygısı...bunun nedeninin "türk toplumunun geninde bulunan sorumluluk geni" olmadığı da aşikar.ee nerede o zaman sorun.?
kaybetme korkusu henüz 7 yaşında ana sınıfında aşılanmaya başlanan bireylerin hayatı akışına bırakıp olayları tepeden izlemesini beklemek salaklık olur.bir örnek;10 yaşında bir erkek çocuğu ve babası kapı önünde konuşuyorlar.çocuk bayaya arkadaşıyla parka gidip gidemeyeceğini sorar ve babası da bir hafta önce parktaki bıçaklanma olayını anlatıyor.izin vermiyor tabii.ulan herif o çocuk henüz belden aşşasını işemek için kullanıyor sadece.bu duygularla büyüyen bireyden ne beklediğini merak ediyorum senin.zannımca sorun tam olarak burada baslıyor zaten.dış ortamın teklikesini 10 yaşında avuç içi gibi bilen çocuk hayata atılınca ne izlediği maçtan,ne gittiği düğün dernek vs den ne de güya eğlence amaçlı gittiği faaliyetten zevk alır.dolayısıyla ergen türk bireylerin çoğunda bir krallık taslama ,bi şeyler kanıtlama isteği ...
bu kaygıların bende olmadığı gibi iddialarda da değilim haa.yetiştirilme tarzım bunu gerektiriyor benim çünkü.yazdığım bu yazıda da bu duygular kendini belli ediyor olmalı zaten ...
(bkz:
sorun tespit etme zırvaları)
(bkz:
zırvalayanın da sorunlu olmasından doğan çıkmaz)
bazen bir kalem ya da bir küpe, bazen sevmeyi öğreteni, aşık olunanı ya da sadece sevgili denileni, bazen bir arkadaş varsa dostu, seni doğuranı, baba diye nitelendirdiğini, pamuk gibi bir dedeyi ya da seni büyüten, o eli öpülesi kadın: anneanneyi, asla unutamayacağın, insan olmayı öğreten hikayeyi anlatan öğretmeni, bazen aklını, bazen güzelliğini, zenginliğini ya da namını belki de hafızanı, belki anahtarını, şemsiyeni ya da kaşkolunu, belki de yüzüğünü, bazen yüzünü, itibarını ya da gülüşünü, belki tüm sevenlerini ve sayanlarını, insanlığını ya da onurunu ve belki de kendini kaybetmekten korkar insanoğlu. birer birer yaşayarak görecektir kaybetmediklerini yanına kalanlar kar değildir, kaybettiklerinin yanında ki yalayıp görecektir neleri kaybetmediğini, nelerin ondan gitmediğini.
"birinin kaybetme korkusunu kaybetmeye başladığı an, diğerinin kaybetmeye başladığı andır."
"
götüm"
kaybetme korkunuz yoksa şayet müsamahanız da olmaz birçok şeye. kaybetmekten korkmadığınız için kazanma gayreti de göstermezsiniz çoğu zaman. mücadeleleriniz kısa soluklu, vazgeçtikleriniz önemsiz olabilir ya da. kaybetme korkusunu içte taşımak yük gibi gözükse de gereklidir kimi yerde. tutunmayı gerektirir bir şeylere. sırtı dayamaktan ziyade sarılmak iyi gelir bazen bir şeylere.
çok sevip sevildiğinizde ama aynı derecede sevilmediğinizi düşündüğünüzde hissedebileceğiniz duygulardandır. çok sevilen kişinin belirsizliğinden doğar genelde. sizi sevdiğini bilirsiniz ama korkarsınız. ararsınız onu güzel konuşur, çağırırsınız gelir, öpersiniz karşılık verir, uyurken sizi izler. ama bişeyler eksiktir yine. huzursuz olursunuz devamlı. içinizden kıskanmak gelir, kovarsınız o duyguyu. kavga çıkarasınız gelir. bu durgunluğa, bu belirsizliğe bi son vermek için. iyi veya kötü bi sonra ulaşmak istersiniz. o hissi de kovarsınız. belirsizliği yok etmek için verilecek bütün insani tepkilerinizi bastırırsınız. sonucunda ne olur? kaybetme korkunuz büyür. bakışlarında görürsünüz önce. felakettir. sizdeki ışığın onda olmadığı kafanıza dank eder. korkunuz biraz daha büyür. sonra sarılmasında görürsünüz eksikliği. ne kadar sıkı sarılırsa sarılsın, eskisi gibi değildir artık. sarılmalarınız aynı şeyi söylemiyordur. sizinki bir bütün olabilme isteğinizden, ona bağlılığınızdan bahsederken onunkinin dediği kuru bir seni seviyorumdur. görev gibi. kaybetme korkunuz tüm benliğinizi sarmıştır. artık bu durumu düzeltmeye çalışmanızın anlamı da yoktur çünkü her çırpınışınız sizi biraz daha yaklaştırır
sona.
sonra sizi dudaklarınızdan öper. dudakları yanmadan, yüzünüzü okşamadan, her zamanki gibi içini çekmeden öper ve onu kaybetme korkunuz biter. çünkü artık kaybetmişsinizdir.
başladığı anda saçma sapan hatalar yaptırarak kaybettiren korkudur.
kaybettirir.
kişinin hala kaybedecek bişeylere sahip olduğunun göstergesidir. ya olmasaydı..
(bkz:
pollyanna tipi sözlük yazarı)
korktukça kaybedersin, kaybettikçe korkarsın. büyükler
iki ucu boklu değnek derler buna. bu korkuya düştüysen o değnek bir tarafından değecek sana, kaçarı yok.
yükseklik korkusuyla aynı familyadan. bire bir örtüşüyorlar.
kaybediyor
yok oluyor,
yüksekten düşüyor ölüyor. öyle.
bana gören aşkın asıl adıdır. kaybetme korkusu sizi karşınızdaki insana daha çok bağlar. onun her dediğini yapmaya başlarsınız. size ters gelen bir düşüncesi olsa bile kavga çıkmasın, aranız bozulmasın diye sesinizi çıkarmazsınız. böylece onun gözüne gireceğinizi, onun da size daha çok bağlanacağını ve sizi daha fazla seveceğini düşünürsünüz. ''aşkım ben sensiz yapamam'' , ''ne olur beni bırakma'', ''sensiz bir hayat düşünemiyorum'' tarzındaki söylemlerinizle ona ne kadar çok bağlandığınızı belirtmek istersiniz, onun da siz olmadan yapamayacağanı düşünmesini istediğiniz için.
karşınızdaki insana değer verecek, onu çok sevdiğinizi tabii ki söyleyeceksiniz. ancak ona; onsuz yapamayacağınız hissini verirseniz, sevgilinizin gözündeki değerinizi kaybedersiniz. siz, sevdiğim kız ya da erkek bana daha çok bağlansın diye düşünürken, o giderek sizden uzaklaşır. çünkü onun gözünde siz artık elde edilmiş bir insansınızdır. sizi kaptırmamak için artık bir çaba göstermesine gerek kalmamıştır. kendisini vazgeçilmez bir varlık olarak görür (burada suç ondan çok size aittir. siz onun böyle düşünmesine sebep olmuşunuzdur.). söylediklerinizi ciddiye almaz, sizi arayıp sormaz ve hatta sizi terk edebilir.
sevgilinizi kaybetmekten korksanız bile bunu asla ona hissettirmeyin. yoksa onsuz kalmaya mahkumsunuz.
tahta kurusu gibi, yer bitirir içini.
durup dururken anneme babama sarılmama neden olandır.