belki ilginizi çeker
  1. · sahip olduklarının kıymetini bilememek
  2. · ya öl de bileyim ya git de bileyim
  3. · birine hakettiğinden fazla değer vermek
  4. · karşılıksız sevenler
  5. · kaybettikten sonra değerini anlamak
  6. · ps i love you
  7. · değerini bilmemek
  8. · allah ın sevdiği kulu
  9. · bay bay kuzum
gündem
  1. · kurban kesmeye karşı olan dallama
  2. · hayatında hiç star wars izlememiş insan modeli
  3. · 8taş deyip f3n3rbahç3 lafına bozulan ezik fenerli
  4. · demokratik sol halk partisi
  5. · nurcuların hoşuna giden şeyler
  6. · aşk
  7. · darwin i bitiren balık
  8. · 1989 bahar eylemleri
  9. · bir erkeğe orospu demek

kaybedince kıymetini anlamak  

 sayfa  / 2
  1. bir şeyin değerini elinizdeyken bilemezsiniz..çünkü daha fazlasını amaçlamışsınızdır, gerisini düşünmez hep ileriye bakarsınız, elde ettikçe daha da istersiniz, bir süre sonra elinizde bir şey kalmadığında sadece pişman olursunuz..
    arkadaş,aşk,para,yakınlarımız, aslında her şey kaybedilince değer kazanır..
    (despinaa, 18.04.2004 22:10 ~ 09.01.2005 22:37)
  2. insanoğlunun içine düşmemesini bir türlü öğrenemediği durum.

    varolan değerler yitirildikten sonra arkasından ağlamak niyedir bilinmez; değerini baştan bileydin, denilesi vaka.
    (r feynman, 08.06.2004 20:09)
  3. insanların en temel ortak özelliğidir.
    bazen bir şeye ya da birine hakettiğinden fazla değer vermek bazen de kıymetini bilememek..en sonunda ikisi de acı verir ya.bir insan bir şeyi ele geçirince onun değerini bilmez de daha fazlasını ister bu da insanın doğasında olan bir şey olup önüne geçilemez bir kavramdır.
    (despinaa, 08.06.2004 21:53)
  4. (despinaa, 10.06.2004 23:27)
  5. keşke sözcüğünü kullarak başlayan cümlelerin, ana düşüncesidir..
    (damnlucifer, 10.06.2004 23:58)
  6. bu durumda iş işten geçmiş olsa da insanların ders alması gerekir
    (scarlet, 09.01.2005 22:58)
  7. monitörünüz patlayınca anlıyorsunuz kıymetini, oysa ki patlamadan önce onu nasıl aşağılıyordum
    (bkz: yarım küre)
    (hell isnt good, 27.02.2005 23:16)
  8. (bkz: sağlık)
    (bkz: insan)
    (viola, 27.02.2005 23:17)
  9. (allah kızlara güvenseydi zar koymazdı, 27.02.2005 23:30)
  10. özellikle hiç kaybedeceğinizi düşünmediğiniz bir kişiyi kaybedince, yaşanılan acı tatlı anıların su yüzüne çıkmasıyla, üzücü gerçeğin yüze bi tokat gibi vurulması hali.
    (ıgetbored, 09.09.2006 23:16)
  11. sahip olduğumuzu hissedip bencilce bir ilgisizlikle yokettiğimiz acı ama en anlamlı sonuçtur. sadece "aklın neredeydi?" tepkisini hakeder...
    (sunflower, 09.09.2006 23:21 ~ 23:35)
  12. şişman biri için bahsi geçen şey kiloysa aynı şeyler düşünülemez tabi.
    (eddarosa, 09.09.2006 23:38)
  13. annedir, babadır, sağlıktır, paradır, sevgilidir, huzurdur kaybedilince değeri kat kat artanlar. geri döndürülemeyenleri için insanı vicdan azabına, pişmanlığa sürükler. keşke dersiniz, keşke sevdiğimi söyleyebilseydim, keşke daha az kırsaydım onları, keşke biraz daha dikkat etseydim sağlığıma. geri döndürülebilenler için birçok hayat tecrübesi edinmişsinizdir. hayatınızda bir sürü artık vardır "keşke" yerine. artık paranızın bir kısmını biriktirirsiniz, artık aynı hataları yapmazsınız, artık herşeyi kafanıza takmazsınız. çok pahalıya patlasa da büyümüşsünüzdür.
    (misuf, 21.10.2006 20:13)
  14. sevgili günlük;

    sevdiklerimizle daha ne kadar birlikte olabiliriz acaba? ne kadar vaktimiz kalmıştır geriye? hepimizi o kaçınılmaz son beklemekte, elimizde olanın kıymetini, onu kaybetmeden evvel anlayabilecek miyiz?

    gözünün önünde yaşanan hayatlar, bir bir bitmekte; hep seninle olacak sandıkların bir bir yitip gitmekte... yaş daha belki yirmi, belki yirmiden de ileri, heyhat, ancak uyanmakta "dunya zikime eyfel dotume" kişisi... her gün ne kadar değerli, hatta her an ne kadar, neden kimseler bilmez?

    sevdiğim insanları mümkün olduğunca çok görmek, onlarla çok vakit geçirmek istiyorum. bir gün bunları çok özleyebilirim, ya da onlar beni çok özleyebilir. ama vakit varken, geç kalmadan, yapılması gereken neyse onu yapmaya çalışıyorum. kendime anı biriktiriyorum ya da arkamdan kalanlara anı hediye ediyorum. bunlar hep gülümsenerek hatırlansın istiyorum. ömrümün kalanını, kimseyi kırmadan ve kimseye kırılmadan yaşamak istiyorum.

    her gün, son günümüz olabilir, kim bilir? geriye bıraktığımız, bir demet sevgi ve güzel anılar olsun istiyorum. hayat dediğin, bir kelebeğin kanadına damlayan çiğ tanesinin, o kelebeğin uzak diyarlara uçmasıyla oluşan, gül kokularının burnumuza kadar ulaşan yansımaları değil midir günlük? çok şey mi istiyorum günlük?
    (dunya zikime eyfel dotume, 10.07.2007 16:45)
  15. insanın düşmeden düşünmeyeceğinin kanıtı.
    (negatif, 10.07.2007 16:52)
  16. artık ne kadar çabalasanız da, kafanızı duvarlara vursanız da "ben ne yaptım?" diye haykırarak, ağlasanız da günler ve geceler boyu geri gelmeyeceğini tekrar kazanılamayacağını bilmektir. yapacak hiçbirşey yoktur. bütün uğraşlarınızla kaybetmeyi başarmış olsanız bile hiçbir uğraşınız onu geri getirmeyecektir. yazıktır, kalmak için çok savaşmıştır sizinle ama başaramamıştır. kendi açtığınız savaşta galip gelmenin mutluluğunu yaşamanızdır gereken. tebrikler; oyun sizin!!
    (beyazzakkum, 10.07.2007 16:57)
  17. (applepie, 29.12.2007 03:03)
  18. insan ilişkileri yani biraz daha özelleştirirsek sevgililik kurumları falan göz önüne alındığında; eğer birisini "kaybedince kıymetini anlamak" söz konusu ise, karşı tarafta da bir "kurtulduğu için sevinmek, geronimo bayram etmek" durumu söz konusudur. çift taraflı bakalım ey duygusal kelebekler, bencilce "onu kaybettim aww" diye düşünmeyin, her tümceye "çok üzülüyorum ben" diyerek başlamayın. ya arkadaşım bi' kere de "kaybedilen şahıs" aşısından inceleyin şu olayı. sonra "çok kıymetliydi" tabi, neyse.
    (azureel, 29.12.2007 03:10)
  19. nedenler.. niçinler.. takılmış bir plak gibi beyninin içinde dönüp durmaya başladığında, farkındalığın içten içe kemirir yüreğini..
    ve asıl gerçek bir yumru gibi takılır boğazına.. soluğun kesilir.. ve anlamaya başlarsın, senin için onsuz bir hayatın düşünülemeyeceğini -zor da olsa- tam tersini.. sonra ellerin cebinde, dilinde bir şarkı kendine itiraf ettiğin gerçeğin olanca sarhoşluğuyla haykırırsın.. taa ki hiçbir şey için geç olmadığına, cesaretini toplayıp korkmadığına.. yani kaybetmemek için kendinini herşeyi yapabileceğine inandırana dek..
    (altruistic, 01.08.2008 18:49)
  20. atalarımız boşuna dememiş: "ya öl de bileyim! ya git de bileyim!" diye..
    (koyumavi, 04.09.2008 22:51)
  21. aslında seni gördüğüm an içimden dedim ki 'ne kadar aydınlık bir yüzü var.ben kesin birşey yaşayacağım bu çocukla'

    yanılmamışım.

    ilk başbaşa görüşmemiz sonrası beni eve bıraktıktan hemen sonra mesajın geldi:'hayatında bana bir yer var mı?'
    ve film başladı.

    çocuktun,adamdın,kadındın,duyguydun,inceydin.birçok ruhu aynı anda taşıyordun içinde.
    iniş çıkışların vardı.küsüp gitmelerin vardı.

    üç yıl boyunca bir küs bir barışık.barışıkken eğlenceli,küsken acımasız/düşman günler yaşadık.

    benim için çok şey yaptın,biliyorum.çok sonra anlattın:'sokakta bile yattım'

    zaman zaman dellenip tası tarağı toplayarak ailenin yanına taşınır bunu benden gizlerdin.görüşmek için şehirlerarası işkence yolculuklarını bilip üzülmeyeyim diye.

    hep adım attın.hep seni durdurdum.hep hızla yürüdün bana hep temkinime çarptın.

    sudan bir sebeple tartıştık.
    aman nasılsa vazgeçecek değil.bu da öyle bir kavga dedim içimden.
    'birgün yine bana insaniyet namına (!) mesaj atacak,barışacağız.'

    birkaç gün senden ses gelmedi.mailinin şifresini buldum ve girdim.
    bir kadınla yazışıyordun.yurtdışında yaşayan bir kadın.üşenmedim gün gün takip ettim.birkaç gün içinde evlendiğin haberini okudum.

    protokol eviliği dedim.kendini yurtdışına atmak için.

    bir süre sonra başladı insaniyet namına aramaların.şaşırmadım.döner bu kesin dedim.dönmedin.

    çocuğun olduğu an anladım yittiğini.

    benden çoktan gittiğini.



    tatil için geldiğin bir dönem görüştük.herşey karmakarışık oldu içimizde.

    bir taraftan mesafeler,geçen zaman yok olurken zihnimizde diğer taraftan aramızda açılan çizgi berrak ve keskin oturdu içimize.

    sana garip gelecek,

    yitirdiğim en büyük şey ;

    beni delice seven bir adamdan ziyade

    hafta üç , biz beş kaygısızca beyoğlunda dolaşan ,türlü manyaklıklarla bitip bitip başlayan


    ikimiz.


    (bkz: @3612421)
    (aydinlikta, 23.07.2009 00:35 ~ 07.11.2009 13:01)
  22. (calm of desolation, 23.07.2009 00:40)
  23. en açık ve güncel örneği medyanın da abartıp insanın gözüne gözüne sokmasıyla şu günlerde hala gündemde tutulmaya ısrarla devam edilen michael jackson' ın vefatıdır. bill clinton' ın çapkınlıklarını bile bu kadar izlememiştik.
    (şimdi çayu hakkettun, 23.07.2009 00:46)
  24. şimdi bence bu nasıl bişey biliyor musun sözlük? bir elmanın yarısı olmak tan sonra ki eksikliğin acısı gibi bişey.

    ben bir elmayım. sevdiğim bir elma. biz nasıl bir araya gelip kaynaşıyoruz ve ikimiz birer 'yarım' haline geliyoruz? eksik olduğumuzu bilmiyorduk en başta. kendimizi tam bir elma zannediyorduk. değilmişiz meğer. birbirimiz tamamlıyoruz. yer açıyoruz bir diğerimize doldurması için boşlukları. tam hissediyorduk ya eskiden, beraber tamamlandıktan sonra da tam hissediyoruz. o yüzden farkı pek anlayamıyoruz. ta ki o gidene kadar.

    biri gelene kadar kendi stilimize göre dizdiğimiz kitaplığımız o geldikten sonra bir raf ona ayrılacak şekilde sıkış tıkış diziliyor. gidenin umru olur mu? giderken sadece kendi kitaplarını alıp gidiyor. sana o boş kalan rafa bakmak kalıyor. böyle sırf kitaplar olsa iyi, eskisi gibi dizersin olur biter. ama değil işte öyle. sana o boşluk ve değişim kalıyor. eskisi gibi olamıyorsun.

    insan öyle çabuk alışıyor ki güzel olana. sanki hep öyleymiş gibi. normali o'ymuş gibi, hep öyle kalacakmış gibi alışıyor. yalnızlığına her gün sövüyor da birlikteliğine her gün sevinemiyor. acı verdiğinde kahpe oluyor hayat, vermediğinde monoton! hak mı lan bu? işte gün geliyor "sen misin şu huzurlu, tıkır tıkır giden hayatını beğenmeyen? dur bir tanesini alıyorum senden" diyor hayat ve sızlanıyorsun. "vayy ben onun değerini bilemediiimm" diye.

    babamın anlattığı bir hikaye vardı onu çağrıştırdı bu durum. adamın birisi 44 numara olan ayağına 40 numara ayakkabı almış. bazı günler giyiyormuş bu ayakkabıyı. ayakları şişiyormuş gün boyu. sormuşlar deli misin divane misin? diye. demiş ki "akşam olup ta eve varınca, o ayakkabıları çıkarttığımda aldığım keyiften haberiniz var mı?"

    velhasıl kelam mesajımı direkt vereyim: hayatınızdaki güzellikleri sıradanlaştırmayın efendim. ara sıra yokluklarını hayal ederek, hala var olmalarına sevinin ve aynada gördüğünüz silüetinizden bir makas alın.
    (düz adamın karısı, 23.07.2009 01:09 ~ 01:18)
  25. elde edince soğuyan insanlarda daha çok görülür. insanlar için düşünecek olursak hiç kimse, sonsuza dek kimsenin değildir. çok istediği bir şeyi elde edince, üzerine titremeli insan. ondan yoksun olduğu günleri, aklından asla çıkarmamalı. kıymet bilen insanın, onu kaybedecek diye aklı çıkar.

    kaybettikten sonra değerini anlayan insan, yeterince istememiştir zaten. kaybettiğinde değerini anlıyorsa, onun olduğunda yine değer bilmeyecektir. bunun örnekleri çoktur. sanıldığından daha çoktur hem de. belki bir süre değer bilir. sonrası?

    geri dönüşler hep hüsrandır.
    (nasıl yazmışım ama süper di mi, 11.09.2009 01:52)
 sayfa  / 2

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil