mehmet ali paşayı anarak(!) kaleye çıkarken üzerinde tren istasyonu yazan tabelalar görürsünüz sonra yanınızdan şekili tren gibi olan ancak traktörden bozma acaip birşeyle karşı karşıya gelirsiniz. "burası nede olsa akdeniz" diyerek devam edersiniz yolunuza.
denize yakın bir kahvede oturursunuz (cafe değil, aynı türkiye'deki gibi kelimenin tam anlamı ile kahvedir, köy kahvesi). kahvenin 70'li yaşlardaki sahibi gelir ne istediğinizi sorar, ama ingilizce bilmediğinden sizi anlayamaz. yan masada oturan yunanlı "siz ne istediğinizi bana söyleyin ben tercüme ederim" der muhteşem bir istanbul türkçesi ile. şaşırırsınız, söylersiniz, tercüme eder... sohbete başlarsınız o kişi ile... istanbul'un beyoğlu'sunda doğmuş bir rum olduğunu öğrenirsiniz. 40 yıl beyoğlu'nda yaşamış, tekstil sektöründe çalışmış emekli olunca atalarının toprağına göçmüş, yunanistan'a... herhalde orada ölmek istiyor canı, o topraklarda gömülmek... ama madalyonun bir başka yönünü sohbetiniz ilerledikçe hisseder, kavrarsınız. gözü nemli istanbul anılarını anlatmaktadır. 6 ayda bir istanbul'a gittiğini ve hasret giderdiğini öğrenirsiniz "gitmezsem içim burkulur, oradaki türk arkadaşlarımla görüşmezsem, o havayı koklamazsam." demektedir. gözünüz tepedeki kavalalı mehmet ali paşa'nın kalesine takılmışken yunan kahveniz gelir, bir yudum alırsınız. az ötedeki burger king'te bir şeyler yerken gülüşen, eğlenen yunanlı gençlerin kahkahaları kulağınıza gelir...
şu anda bu satırları yazarken gözleriniz yaşarır, ekranı görmekte zorlanırsınız.
ipsala hududunu ve meriç nehrini geçtikten iki saat sonra varırsınız. bir osmanlı su kemerinin içinden tarihi soluyarak girilir. osmanlı, istanbul'un fethinden tam 66 yıl önce yani 1387'de almıştır burayı. 1912'de ise balkan harplerinden hemen sonra çekilirken 550 yıl elinde tuttuğu kavala'yı terk etmiştir. esk ikentin meydanında durakalırsınız bir an çünkü yunanistan'daki tek osmanlı paşası heykeli, mehmet ali paşa ile karşılaşırsınız. paşa'nın 200 yıl önce inşa ettiği külliyesi son yıllarda turizm dergilerinde muhteşem bir butik otel olarak geçer adı imaret'tir ve yunanistan bu yapıyı kültür mirasları listesine almıştır.
kavala'nın deniz kenarı çok hoş ve eskilerini de barındıran cafe ve restoranlarla doludur.