kauboi bibappu*  

adana çık aradan

  1. izlediğim en iyi anime serisi.
    (headfucker, 13.08.2004 19:01)
  2. başarılı bir anime..müzikleri özellikle animenin can alıcı özelliklerinden biri..çizimler ve arada kullanılan 3d görselleri animeyi yüceltir..
    (kemal etikan, 14.08.2004 02:31)
  3. ilk bakışta diğerlerinden hiç bir farkı olmayan, "bildiğin konulu anime" gibi görünse de, izleyicinin kendini özdeşleştirdiği başarılı karakterler ve baymayan konusu ile severek izlenilesi bir şölendir. karakterler şöyle;
    esas oğlan: spike spiegel
    emekli gözüpek polis baba: jet black (veya: black dog)
    başına buyruk sonradan gelme: faye valentine
    zorla üye hacker: radical edward (veya: edward wong hau pepelu tivrusky iv)
    baş kötü: vicious
    bir de ütopik kaşar: julia
    ve daha adını sayamadığımız nicelerine gönülden tebessümler
    (bkz: sanat müziği sunan trt fm spikeri)
    (azureel, 01.10.2005 01:24)
  4. shinichiro watanabe'nin yaptığı, ilginç karakterleri, hareketli dövüş sahneleri ve özellikle jazz müzikleriyle meşhur anime. başarılı olmasına rağmen yapan ekip aç ve çulsuz durumdadır.
    (kender, 24.06.2006 01:03 ~ 22:40)
  5. nam-ı diğer best anime of all time. karakterleri, konusu, müzikleri ve göndermeleriyle eksiksiz bir klasiktir cowboy bebop. sadece beraber olduklarında mutlu olabilen ama bunu asla itiraf etmeyen bu herbiri yapayalnız dört kişinin hikayelerinde herkes kendinden birşeyler bulur. eğer anime izlemeye bununla başladıysanız başka hiçbir anime sizi kesmeyecek, son bölümün de bitmesi ile oluşan boşluğu hiçbir şey doldurmayacaktır.
    (kısaveacısız, 31.08.2006 20:56 ~ 20:58)
  6. efsane anime serisi. her bölümü ayrı bir hikayeye sahip ve oldukça bağımsızdır. kendine has harika müzikleri ile akılda yer etmiştir. karamsar geleceği bi nebze olsun sevimli hale getirir. anime izleyen hemen hemen herkesin demirbaşıdır.
    (akarui, 22.02.2007 15:09)
  7. sadece müzikleri için bile izlemeye değecek seridir. adios cowboy!
    (marla singer, 07.04.2007 04:41)
  8. eski zamanlardan beri insanlar, “dünya” dedikleri gezegeni; cennetten sürüldükleri yer kabul ederek, buradan kaçmanın yollarını aradılar. evet! artık, güneş sistemindeki koloniler arasında kolayca yolculuk edebiliyor, insan nüfusunu daha geniş topraklara yayabiliyor ve bu gezegenleri teknolojimiz ile şekillendirerek belki de dünyadakinden daha rahat yaşam ortamları yaratabiliyoruz, ama neyin karşılığında? cevaplar içerde. ve karşınızda; cowboy bepop… gibi bir girizgahtan sonra;

    dünya, diğer gezegenlere ulaşımı sağlayıp, bizi bu “kafesten” kurtaran teknolojinin ters tepmesi sonucu, artık dev bir yıkıntıdır. biz ise, hala, dünyevi cennetimizden kendi yaptıklarımız yüzünden kovulmanın öyle etkisindeyiz ki, sığındığımız gezegenleri dünyanın suretinde tekrar inşa ediyor ve geçmişten elimizde kalan ne varsa ona sıkı sıkıya sarılıyoruz. ama insanlar hiç değişmeyecektir ve tüm bu olanlar bile karanlık yüzümüzü silemez. insanlar, hala birbirlerinin sırtından geçiniyor ve paranın her şey demek olduğu bu zamanda adalet sağlamak, belki de gene para için suçluları yakalayan ve onlardan çok da farklı olmayan ödül avcılarının elinde.

    böylece başlar “bebop” adlı uzay gemisi ve onun ödül avcısı mürettebatının maceraları... 26 dizi bölümü ve bir filmden oluşan seri 1998 yılında, yapımcılarla televizyoncular arasındaki uyumsuzluklara rağmen, ilk kez japon televizyonunda ekrana geldi ve o dönemden bu yana televizyonda tekrarları gösterilmeye devam ediliyor. yönetmen koltuğunda, geçen hafta da samurai champloo animesini anlattığımız, shinichiro watanabe var ve aslında daha sonra yaptığı bir anime olan “champloo” da göreceğimiz “tarzları harmanlamanın” temellerini burada atıyor. bebop’un tarzı olarak; “uzay/western/caz” diyebiliriz. öyle ki, yapımcıları cowboy bebop için “uzay cazı” terimini kullanıyor. bu karışımın etkisini kurguda ve müziklerde güçlü bir şekilde hissedebiliriz.

    cowboy bebop’ın adı, 40’lı 50’li yıllar arasında yıldızı parlamış olan bebop adlı müzik tarzından gelir. bu tarzın en önemli özelliği temponun sürekli değişmesidir. bu animede de hikaye, aynı bir bebop eseri gibi özgürce akıp gider. zaten, çoğunluğu birbirinden bağımsız kısa hikayelerden oluşan animeye, bu isim oldukça uygun. ”cowboy” ise hikayedeki ödül avcılarına verilen takma ad ve karakterlerimizin mesleğini belirtiyor. kahramanlarımız ödül avcısı olunca da, bölümler genelde bir av etrafında gelişiyor. hikayelerden bazıları oldukça klasik sayılsa da, ayrıntıya verilen önem ve müzik seçimleri gibi “anlatımın sosları” bu hikayeleri bile zevkli kılıyor. müzik olarak ise; blues, caz ağırlıklı iken filminde rock ağırlıklı parçalar kullanılıyor. parçaların hepsi de seatbelts adlı gruba ait.

    cowboy bebop’da en dikkati çeken nokta ise herhalde 2071 olmasına rağmen insanların kullandıkları arabaların, yaşadıkları binaların ve giydikleri kıyafetlerin günümüzle aynı olması hatta bazı durumlarda 70-80 modasının hüküm sürmesi. hatta, dünyadaki bazı ünlü yapılar, dünya harikalarını ve şehirlerini görmek mümkün (eyfel kulesi, petronas kuleleri, mısır çarşısı vs…). bu da insanlara kaybettikleri dünyayı hatırlatmak ve kolonilere daha kolay uyum sağlayabilmeleri için bir yöntem diye yorumlanıyor.

    ana karakterler ise çıkış sırasına göre şöyle sıralanır:

    spike spiegel: eskiden mafya için çalışırken, bazı kişisel sorunlar (aslında sadece julia adlı bir bayan ve eski ortağı vicious) nedeni ile, kendini ölü göstererek ortadan kaybolmuştur. ancak daha sonra, jet ile tanışıp ödül avcılığına başlamıştır. doğum yeri mars olan spike, 27 yaşında, ince, uzun boyludur. ilginç özellikleri mars doğumlu olmasının yanında, yeşile kaçan saçları ve bir birinden farklı tonda kahverengi gözleri ile gerçekten ilginç bir karakter. gene bir anime karakteri olan lupin’e (hayao miyazaki’nin uzun metraj filmleri de içeren anime dizisi cagliostro şatosu’nun ana karakteri) çok benziyor aslında. keskin gözleri ve hızlı elleri sayesinde dizide pek çok olaya neden olabiliyor. kendine aşırı güveni ile dikkati çekiyor ama bu güvenin asıl nedeni kendini zaten ölü kabul ediyor olmasından kaynaklanıyor. ayrıca, tam bir bruce lee taraftarı. yakın dövüş sanatlarını iyi bildiği gibi iyi de bir silahşor. dizide en öne çıkan karakter demek yanlış olmaz ama diğer karakterler de onun kadar ayrıntılı işleniyor.

    jet black: eski bir polis olan karakterimiz, tehlikeli bir görev sırasında ağır yaralanması sonrasında polis teşkilatındaki ihmallere dayanamayarak, teşkilattan ayrılıyor ve ödül avcılığına başlıyor. daha sonra, spike ile tanışıp, ortak oluyorlar. j.black ve s.spiegel beraber, black’in gemisi bebop’da yaşıyorlar. black’in polisler arasında pek çok tanıdığının olması, av sırasında oldukça işlerine yarıyor. henüz polisken bir çatışmada kaybettiği kolunun yerine ileri teknoloji ürünü biyolojik protez yaptırmak yerine; geçmişte yaptığı hatayı unutmamak için, mekanik bir protez tercih etmiş. ayrıca, gözündeki yara için de kafasında metalik bir tutacak var. 36 yaşında, kel ve siyah sakallı. yemek yapmak, bonsailerle (ağaçların, küçük saksılarda ve özel tekniklerle budayarak estetik bir görüntü kazandırma sanatı) uğraşmak ve bunun gibi pek çok ince zevki olduğu için iri ve kaba görüntüsünün aksine ince bir ruhu olduğu ima ediliyor. ayrıca blues ve cazdan hoşlanıyor, bu yüzden de gemisine bebop adını vermiş ve gemideki en yaşlı kişi olduğu için, diğerlerinin yanında, biraz daha babacan kalıyor, her ne kadar o yaşını göstermek istemese de...

    ein: kahramanlarımızın 2. bölümde kurtardığı ve gemide kalmaya başlayan tatlı bir köpek. her ne kadar karakterlerimiz fark etmese de, oldukça zeki bir canlı. çünkü, bir laboratuarda “data köpeği” olarak tasarlanmış. insani davranışları sayesinde, daha sonra ekibe katılan ve “hayvani davranışları” bulunan ed ile tam bir insan hayvan tezadı oluşturuyorlar ve bu yüzden de çok iyi bir ekip ruhu yakalanıyor.

    faye valentine: kumarbaz, yalancı, tembel ve çok kısa bir sabır, onu en kısa yoldan onu tam anlamı ile tarif etmeye yeter. ama, tüm bu kötü huyların bir nedeni var: çok büyük bir borç ve karışık bir kafa. ekiple şans eseri karşılaştıktan sonra, gemilerine izin almadan yerleşen bu bayan, onlarla çalışmaktan pek de memnun değil ama onlar olmadan da yapamıyor. 20’lerinde gözükmesine ve başlarda romen olduğunu iddia etmesine rağmen, gerçekler biraz daha karışık. ayrıca iyi bir pilot ve başarılı bir ödül avcısı.

    ed: tam adının “edward wong hau pepelu tivrusky ıv” olduğunu iddia eden bu 13 yaşındaki, kızıl saçlı, maymunumsu küçük kız (hayır, tüm karakterlerin de başta düşündüğünün aksine erkek değil) dünya’nın yıkıntılarında büyümüş bir bilgisayar dehası. ekibe, bir avda yardım ettikten sonra (gerçi biraz da zor kullanarak) bebop’a taşınıp, kısa sürede geminin bilgisayar uzmanı oluyor. ein ile iyi arkadaş olmasına karşın, ondan daha hayvanca tepkileri var ve sürekli olarak, bir çocuk şarkısı gibi söyleyerek, kelimelerle dalga geçiyor. türk asıllı olma ihtimali de yüksek ama bunun nedenini ileriki bölümlerde öğrendiğiniz için söylemeyeceğim.

    serinin 2001 yılında filmi çıktı ama eleştirmenler tarafından uzun bir dizi bölümü olarak eleştirildi .bunun yanında “shooting star” adı ile bir de mangası var.
    (kahnesty, 19.05.2007 18:13)
  9. cowboy bebop: the movie'nin başlarında bir lucky strike paketi ve ilerleyen kısımlarda "lezzet grill" gibi birkaç türk büfesi görebilirsiniz. filminde deli gibi sigara içiliyor, ben de boş durmadım tabii.
    (keyif pezevengi, 30.05.2007 03:04 ~ 03:04)
  10. kovboylar.. al birini uzaya koy. al sana berbat gözüken bir konu.
    1. shinichiro watanabe gibi yetenekli bir adamı yönetmen yap.
    2. açılış müziğini tank! * yap.
    ilk bölümden her izleyen bağımlısı olsun.
    iki adımda gelmiş geçmiş en iyi anime'lerden birisi
    (özgürlük, 03.06.2007 22:12)
  11. shinichiro watanabe tarafından yaratılan ve efsane müzikleri yoko kanno tarafından bestelenen aşmış anime serisi. görüntüler, hikaye müthiştir ama öyle müzikleri vardır ki bir animeden asla beklenmeyecek kadar mükemmeldir.
    (zekmece, 11.06.2007 16:56)
  12. (bkz: the real folk blues)
    (masticore, 30.06.2007 04:27)
  13. karakterleri,kurgusu,çizimleri, özellikle yoko kanno tarafından yapılmış müzikleri harika olan bir anime...hayatımın animelerinden.iki sene aradan sonra geçen gün oturup bir günde 26 bölümünü izledim ve bu bana ilk izleyişimdeki kadar büyük haz verdi...diyalogları,espirileri oldukça zekicedir...bazı ünlü şarkılara bölümlerinde yer veriş şekilleri çok hoştur,komiktir...ama sonu insanın içini parçalar,gece rüyalara girer...
    herşeyiyle mükemmel bir animedir,izlememiş olan herkesin izlemesi gereken bir yapımdır...
    (killer queen, 21.07.2007 18:42)
  14. rurouni kenshin ova'ları ile birlikte tekrar tekrar izlemekten keyif aldığım nadir animelerden. emule'da 5-10 cdlik ost pakedi bulunabilir. kitsch'dir ayrıca.
    (eolys, 10.09.2007 04:21)
  15. izlerken, "ben de o grubun içinde olmak istiyorum!" diyeceğiniz nadir eserlerden birisi. diziyi izleyip de final bölümü olan 26. bölüme doğru yaklaştıkça, ne denli büyük ve de korkunç bir sona doğru gittiğinizi fark ederek bir anda kendinizi "n'olur bitmesin!" diye saçınızı başınızı yolarken buluveriyorsunuz. magic mushroomlar, cennete merdivenler, türkler gibi sayısız göndermeyle kendinizden geçirir sizi (müziklerine hiç girmeyeceğim). dizi kanımca asıl ilk 7 bölümden sonra sağ gösterip sol vurmaya başlamakta, 7. bölümden sonra daha da bir coşuyor gibi. bazı konular bilindik, zaman zaman çok klişe; ama bütün bunları kendine has bir şekilde öyle yorumluyor ki, size sadece hayranlıkla izlemek kalıyor.

    bunu söyleyeceğimi hiç tahmin etmezdim fakat, tür olarak farklı da olsa, bugüne değin psikopatlık derecesindeki seinfeld sevgime yaklaşan ve hatta yanına ulaşabilen, seinfeld ile aynı kefeye koyduğum tek dizi olmuştur. dizideki favorim ise elbette ki, edward!

    not: dizinin altyazılarını türkçeye sadece battuta nickli birisi mi çevirmiştir tam anlayamadım ama, nereye elimi attıysam bu kişinin cowboy bebop türkçe altyazılarıyla karşılaşma talihsizliği yaşadım. durumu daha da netleştirmek gerekirse, battuta adlı kişi 26 bölümü birden sadece türkçeye çevirmemiştir, konuşmaları kendi kafasına göre çok alakasız bir şekilde değiştirirken, esprileri de yerel bir dile dönüştürerek hepsini de 3. sınıf şaban esprilerine çevirmiştir. sanırım bunu yaparken komik olduğunu düşünüyordu.

    not 2: mümkünse ingilizce seslendirmeli bir şekilde izleyin. edward seslendirmesi özellikle orgazmik.

    mushroom bölümünden: "hey misterrr! this is stairway to heaven, you know, don't you?"
    (geber marla singer, 18.02.2008 23:37 ~ 04.03.2008 17:26)
  16. eğer bana bu animeyi tanımla deseler hiç çekinmeden blade runner ile star wars kırması bir anime derdim. tabi burdaki kırma manasını kötü algılamamak lazım aslında melez bu tanımı iyi açıklar. baştan başa oluşturulmuş bir kaotik ortam cyber punk naziresi yapım diğer yandan hikayenin galaksiler arasında olması ve western filmlerine göndermelerle dolu star warsa saygı duruşu niteliğinde bir yapım. o kadar ki ışın kılıçları yerine hala magnum 44 lü kullanılıyor. tamamiyle bir tür kırması anime ve baştan başa orgazm vadeli yapım.
    (genius kusagami, 28.03.2008 13:58)
  17. sonunda bitirebildim bu animeyi ama duygusal anlamda gerçekten bir şok etkisi yaptı yeridir. sinema tarihinde başyapıtları birleştirip suanan arkadaşlık öykülerine kim tepkisiz kalabilir. samurai champloo'daki asillikte eklenince ortaya böyle bir anime çıkıyor. şahsımca spike'ın şarlo* ayakakbıları ya da bebop gemisindeki dönen silindir 2001 a space odyssey değil de nedir. barındırdığı melankoli blade runner da değil macerası indiana jones değil de nedir? mechaları hiper uzay savaşları star wars değil de nedir?
    (genius kusagami, 10.04.2008 16:01)
  18. filmi çekilmesi gündemde olan anime. spike rolünde keanu reeves'in oynayacağı söyleniyor. edward'ı kim oynar, tam bir muamma.. edward'ı canlandırmaya kim cesaret edebilir tam bir sır..
    (geber marla singer, 19.08.2008 12:20)
  19. filmi çekilirse spike rolünde rupert everett dışında kimseyi görmek istemediğim milli bayram. o iş öyle odun kafalı thomas anderson'ı oynamaya benzemez. keanu akıllı olsun.
    (tembel, 19.08.2008 13:42)
  20. ps ve ps2 için oyunları bulunuyor(muş) vay bana vaylar bana.. elimdeki pspyi düz tutup üzerine oturmak düşer artık bana.
    (geber marla singer, 22.11.2008 01:13)
  21. mushroom samba bölümünün başında kahramanlarımız her zamanki gibi açlıktan kıvranmaktadır.. koca uzay gemisindesin, uzaya gelmişsin ve daha hala açsın, işte kara mizah budur.. neyse, yiyecek bir şeyler ararken yanlış hatırlamıyorsam ed bir anda tesadüfen cebinden badem vari bir yiyecek parçası buluyordu ve "bu ne nerden çıktı ki?!" diye şaşkın şaşkın bakıp mideye götürmek üzereyken bebop'a koca uzayda yer kalmamış gibi gelip ayının biri bir başka uzay mekiğiyle çarpıyordu.. işte o sahne, büsbütün miyazaki efendinin tonari no totoro animesinin başında ailemiz yeni evine taşınırken büyük kızkardeşin yerde fındık bulma olayının neredeyse karesi karesine birebir aynıdır. zaten şimdi düşününce kız erkek kız edward-chan'in ordan oraya koştururken iki elini arkaya doğru atması dağlar kızı heidi'ye ve spike'ın ayakkabıları da sharloya essaslı bir selam çakmaktan başka bir şey değildi.

    cowboy bebop candır. ve söz konusu bebop olduğunda bu göndermelerin sonu gelmez.
    (geber marla singer, 05.05.2009 17:23 ~ 17:25)
  22. 26 bölümden oluşan eğlenceli ötesi animedir. spike (spaykü), jet (jetto), faye valentine (feyi varentayn) ve sonraları gruba katılan ed (eddı) 'den oluşan ödül avcısı grubun hikayesini anlatır. uzayda geçer, sürekli espriler ara ara ama oldu mu da bol düzeyde vur kır vardır.

    her bölüm farklı bir hikaye izlenir dolayısıyla arka arkaya 10 bölüm izlemek yerine beş günde ikişer bölüm izlemekle tadı daha güzel çıkartılabilir.

    müzikleri 10 üzerinden 10 alır, espriler de aynı şekildedir. eğer remastered versiyonu indirilirse çizimler de bir o kadar güzelleşir. izleyin, izletin efendim.

    ayrıca bir de filmi vardır.

    (bkz: cowboy bebop knocking on heavens door)

    bir de bunu seven bunu da sevdi

    (bkz: samurai champloo)
    (koskoca devletin adı osman lan, 08.07.2009 14:25 ~ 21:21)