son zamanlarda içeride kafa sallayıp kendinden geçen tipleri sıklıkla bulabileceğiniz,kızla gidilmemesi gereken yerlerdendir.ses çok fazladir.ayrıca dream theater hastası bir adam vardı * orda çalışan ne zaman bir şarkısını istesem takdir eden gözlerle bakardı. bana wait for sleep şarkısını sevdirmiş yer.
istiklal caddesi'nde,yeni melek'in sokağında,vivaldi club'un üzerinde,çok severek gittiğim,gidince eğlendiğim her zaman olmasa da çalınanları zevkle dinlediğim,birası kısa zaman önce gelen zamma rağmen ucuz addedilebilecek,iyi barmenlere sahip bir buluşma mekanıdır.her ne kadar gandalf'ın kapanması müdavim profilinde değişikliğe yol açtıysa da değişen çok birşey olmamıştır.
sahiplerinin aynı zamanda vivaldi'nin de sahipleri olan 2 kardeş olduğunu duymuştum ne derece doğrudur bilinmez.murat adında bir barmeni de itü tekstil müh. de okuyan iyi,güzel bir şahıstır.
"seyircinin kendini sahnedeki olayla özdeşleştirmesi sonucu, sahnede yaşanan çözülme anında seyircinin yaşadığı duygusal boşalma" olarak tanımlanabilecek tiyatro terimi.
geçen sene haftada ortalama iki gecemi geçirdiğim tenha mekandı.
bu sene gerek bendeki gerek ordaki değişiklikler yüzünden daha az uğradığım mekan.
yazın çatı süper muhabbet ortamıdır. püfür püfür eser.
ek:
bugün itibariyle birasının neden ucuz olduğunu çözdüğüm mekan.
son kullanma tarihi geçmiş biraları utanmadan 2 senedir bana içirmiş olan mekan.
bu yönde duyumlar almıştım, bu gece içtiğim şişe üzerindeki tarihe baktım, son kullanma tarihi geçmişti. barmenin yanına gittim ve aramızda aynen şu diyalog geçti:
ben- ustam son kullanma tarihi geçmiş bunun.
o- tadı değişmiş mi?
ben - tadı güzel ama tarihi geçmiş sonuçta zehirlenmeyelim birşey olmasın.
o- bin kasa geliyo buraya kimseye bişey olmadı.
yorumsuzdur. ucuza bira içmek için vücudunuza eziyet etmemeniz tavsiye edilir.
hafta içi gidildiğinde kafa mekan olan , hafta sonu mümkünse uğramayayım dediğim , palanthaser ile bol bol içki tükettiğimiz ve bu yüzden erken saatlerde istediğimizi çalan mekan.(bkz. alternative four)
en son gittiğimde gereksiz derecede yüksek ses düzeyi ile beynimi kafatasıma sığamaz hale getiren, çevremde gördüğüm insanlarında bi acayip şekilde kasıldığı metalci ortamı. çevrede hatun veya başka bi olay yokken neden bu kadar kasılır bu adamlar anlayamadım. herşeye rağmen müzik ve ucuz bira için gittiğim mekan.
taksim'in en düzgün metal mekanlarından biri.
bugüne kadar bulunduğum mekanlar arasında doom-gothic metale en çok ağırlık veren bar.
ara sıra saçmalasalar da genel olarak 'kaliteli müzik-ucuz bira' deyince ilk akla gelen yer.
sahip olduğumuz değerleri bir bir yok eden tüketici içgüdü ve açgözlülük denizinde boğulmamayı başarabilmiş, yıkılmaz kale.
katharsis kelimesindeki her harfe farklı bir renk atayıp, renkli renkli bir tabela geliştirmiş mekan.
o tabelayı gördüğümden beri uğramadım, uğramaya da korkuyorum doğru söylemek gerekirse. kapıdan içeri girip (ki o metal kapıyı da kaldırmışlardır belki...), insanların hit that'i hep bir ağızdan söylemelerine şahit olursam oracıkta ağlayabilirim.
önceden çok takılırdım bu mekana.ancak artık son zamanlarda "marjinalim ben" diye dolanan özenti tayfadan tiksindiğim için mi,yoksa sözkonusu mekanın alt katında bangır bangır pop çalan kulüpten nefret ettiğim için mi,hadi onlar da olmadı,hafiften olgunlaştığımı hissettiğim için mi bilemiyorum,artık takılmak istemediğim mekan.
vakti zamanında çokça gittiğim, bulunmaktan zevk aldığım, masalarında kafa dağıttığım bir mekandı. tabii o zamanlar bu kadar fazla six feet under, sepultura, obituary falan çalmazdı; dağıtabileceğim bir kafam kalırdı yani müzik dinlerken. bardaki kadro değişiklikleri, kapanan teras ve arakat, alttaki club ve ciks bar, gandalf kapanınca oraya akan blackçi tayfaydı derken, sıradan, sıkıcı, komik bir yer haline geldi. şimdi ara ara efes tombul bira, bir kaç anathema ve sentenced, ve tabii ki işi gücü olmayan kafa sallayıcı beleş bir güruhu gülümseyerek izlemek/dinlemek; büyümenin tadına varmak için gidilir.
bir zamanlar sabah saatlerinde (1-4 arası) çok sakin ve tenha olan, asker pantalonlu gözlüklü abimiz eşliğinde işletildiği içinde sakin müzikler çalan, (led zeppelin, 80ler, rock balladları vs...) fakat saatin dördü geçmesiyle işletmeye teşrif eden piercingli, uzun saçlı absürt adamın direk olarak bilek* metalden girip de kulakları yok etmeye başladığı bir taksim barı.
ayrıca akşama doğru cradle of filth tişörtleriyle gelen lise tayfası köşe başına kurulur ve her şarkıya "ööö böööö öğğğ" diye eşlik eder, ritim tutuyorum diye ayaklarını yer bangır gümbür vururlar. (tek başıma gitmiyor olsam görürdünüz) bir süre sonra göthik* makyajlı, alternatif kafalı lise kızlarımı gelir ve ortamdan kaldırmaya niyetlendikleri, abazalıklarını yok edecek olan abaza metalciyi beklerler.
yani bir zamanlar sabah saatlerinde kafa dinlemek için gidilmesi tavsiye edilirdi, şu an ne haldedir allah bilir.
eski sahibi alınca mekanı,çılgın atan manowar tayfasını temizlemekle başlamış işe.manowar yasak artık katharsis'te. sahne konulmuş tekrar,yılbaşı için hollandalı iyi bir grup getirmeye çalışıyorlar,şubattan itibaren her ay gothic gecesi düzenlenecekmiş.mekandan son haberler bunlar.bundan 2 ay önce leş bir mekandı,artık güzel bir mekan.dorock'ın işine sekte vuracak gibi gözüküyor ayrıca,zira metaltr tayfası tekrar katharsis'e dönüyor.
ha bir de bira 2,5 ytl.su oranı dorock'la caravan'la aynı ehe.
bir dönemin*çalıntı'sından sonra devamlı gidilen mekandı katharsis... 1999 ya da 2000 yılında bir çocuk terastan kendini attı diye baya bir ismi dolanmıştı herkesin ağzında. çalıntı'nın el değiştirmesi ile metalci tayfa katharsis'e kaymıştı. caravan o zaman da vardı, manowar'cılar o zaman da caravan'daydı. katharsis de bir iki sene sonra yumuşamaya, alternatif çalmaya başlayınca metalci tayfa önce haydar'a, sonra zurich'e ve 45lik'e, sonra da gandalf'a kaydı.. katharsis'in en bi karışık zamanları ise dorock'a yaradı tabi..
yunanca da arındırma anlamına gelen sözcük. aristoteles'in poetika adlı yapıtında, gerçek trajedinin seyirci üzerindeki etkisini anlatmak için kullandığı terim.