yapılarda tip tip döşeme vardır. döşeme açıklıklarına göre, yani mesnetlendikleri yerler arasındaki mesafeye göre ve üzerlerindeki yüklere göre yük taşıma kapasiteleri ve sehim durumları değişiklik gösterdiği için duruma uygun döşemeler projelendirilir. tek veya iki doğrultuda çalışan döşemelerle başlanır, yükün veya açıklığın artmasına göre döşeme tipi değiştirilir. işte kaset döşeme pratik yapı mühendisliğinde pik noktalardan biridir.
kaset döşeme, pratikte her bir açıklığı 8-9 metrenin (tabi bu rakamlar proje durumuna ve yüklere göre değişiklik gösteren, allah'ın emri olmayan rakamlardır) üzerinde olan döşemelerin kendi yüklerini ve üzerlerindeki yükü hakkıyla taşımaları için dizayn edilen döşemelerdir.
nervürlü döşemelerde var olan dişler tek doğrultuda iken, kaset döşemelerde bu nervürler iki boyutta da mevcuttur. yani bir kaset döşemede her iki doğrultuda da uzanan minik kirişler teşkil edilmiş olur. bu kirişlerin ölü ve hareketli yükleri taşıyıp ana çerçevede bağlı bulundukları kirişlere aktarmak gibi önemli vazifeleri vardır. bu tip döşemelere açıklıkların ve yüklerin büyük olduğu (misal katlı otoparklarda) rastlamak mümkün olduğu gibi kimi yüksek yapılarda da kaset döşemeye rastlanabilir.
kaset döşemenin kalıp formunda imali kolaydır. düz çakılmış bir döşeme kalıbının üstüne "kaset" adı verilen, alt yüzü olmayan, kulaklı, yaklaşık kare prizma (beton dökümünden sonra rahat alınabilmesi için prizmanın üst kısmının daha dar olduğunu düşünün) kutular konur ve kutuların arasına kirişler teşkil edilir, böylece beton dökümü ve kalıp alınması sonrası döşemenin altında (atıyorum) 100x100x30 cm'lik kutu boşlukları varken her iki doğrultuda 15x 30 cm'lik kirişler teşkil edilmiş olur. zaten döşemenin adı da bu kutulardan geliyor. ecnebice "kaset", aynı zamanda "kutucuk" demek. bizde muhtemelen biri "kutu döşeme" demek yerine "kaset döşeme" demiştir, ya da dönemin inşaat piyasasındaki fransızca terim hakimiyetinin sonucu adı "lö cassette" kalmış olabilir.