aynı rivayetin bana ulaşan şekli "... postal da götüne girsin." şeklindedir. daha sonra mahkeme falan olmuştur. mahkemede can yücel'in "sayın hakim tdk sözlüğüne göre göte göt denir" dediği de rivayet edilir.
can yücel bir söyleyişide duygu asenanın nazım hikmete kart postal şairi demesi üzerine sarf ettiği laf(çokta güzel oturtmuştur ayrıca)
'heeey
can baba kalmadı senin gibi laf sokan' gibi isyanları oynamama sebebiyet veren laf.
bu konuda duygu asena şöyle der:
dünkü yazımda, "kendin çok yumuşaksın ama yazıların sert" diyenlere "nasıl sert olmanı, nasıl sinirlenmem" şeklinde bir şeyler yazıp, beni kızdıran konulara değinmiştim.
yazı uzadığı için çok önemli birini bugüne sakladım. iki tür karaktere çok kızıyorum; birincisi, "hiç tanımadıkları insanlar hakkında ona zarar verici bir şeyler uydurup sağda solda anlatanlar."
bunu ya cehaletlerinden, öyle sandıklan için yapıyorlar ya da gerçekten kötü niyetliler, sonucuyla çok eğleniyorlar.
ikincisi; "her duyduğu kötü şeye hemen inanıp, yemeyip içmeyip, gerçekmiş ve kendisi görmüş gibi etrafa yayanlar..."
bu her ülkede böyle midir bilmiyorum; bizim ülkemizde iyi şeyler başkasına anlatılmıyor ama kötü, çirkin, fena şeylere inanmak ve neredeyse ağzından sular akarak bunu etrafa yaymak çok görünen bir
durum.
en az 15 yıldır üzerimden atamadığım, gerçekle hiç ilgisi olmayan bir iftira var... internet siteleri bile bu yüzden bana hakaretlerle dolu. karşılaştığım on kişiden sekizi bunu bana sorar... ilk çıktığı
günlerde yazmıştım ama gerçek ağızdan okuduğuna inanan, sağduyulular da çıkmıyor bu memlekette.
eminim siz de duymuşsunuzdur... olay şu: ben can yücel'e "nazım hikmet kartpostal şairidir" demişim, o da çok sinirlenmiş ve bana "kart sensin postal da.......... girsin" demiş... hah hoh hah... ne kadar komik değil mi? ve insanlar bu habere bayılmış, bir an içinde tüm türkiye'ye yayılmış... türlü çeşitli anlatılmaya başlanmış... bir radyo programında olmuş, hayır cem özer'in tv programında
gerçekleşmiş... sanki duymuşlar gibi benim ağzımdan böyle bir şeyi, anlatıyorlar da anlatıyorlar vecd içinde...
hani ateş olmayan yerden duman çıkmaz derler ya... en küçük bir kıvılcım bile yok bu olayın çıkması için. can yücel ile çok iyi dost olmamız dışında...
o da ben de çok üzülmüştük bu olay patladığında ve ne yapacağımızı şaşırmıştık. datça'daki can yücel şenliklerine konuk olduğumda hâlâ güler ve su yücel ile bu konuyu şaşkınlıkla anarız.
şimdi size olayı çözüşümü anlatayım... sunay akın bir gün bana dedi ki; "o laf ece ayhan'a aittir"... ben bunu düşünüp dururken, arda uskan önüme 22 kasım 1987 tarihli bir nokta dergisi koydu. içinde şair ece ayhan'la yapılmış bir söyleşi vardı. ayhan, nazım hikmet ile düşüncelerine; "büyük şair olduğuna hiç kuşku yok. bunu anlamak için şeyh bedrettin destanı'nı okumak bile yeter" diye başlıyor, şöyle diyordu sonunda: "... 1950 sonrası yazdıkları, saman şansı hariç kartpostal şiirleridir..."
buyurunuz... işte belgesiyle açıklıyorum... şimdi ne olacak? herhalde ece ayhan'ı kadın zanneden bir "salak" bir süre sonra onu benimle karıştırdı ve ece oldu duygu... "postal girsin" bölümü de o salağın yaratıcılığı işte.
sonra binlerce -salak diyemiyeceğim onlara çünkü o kadar çoklar ki-kişi de bu sevimli olaya bayıldı ve yaydı da yaydı...
tanınan biri olmanın böyle olumsuzluktan var işte. yıllarca üzerinizde hiç hak ermediğiniz bir olumsuzlukla yaşayıp, boşu boşuna insanların nefretini kazanıyorsunuz...
siz olsanız nasıl başa çıkardınız bu iğrençlikle? düşüncelerimi yazma fırsatım olduğu halde ben başa çıkamadım, internet sitelerinde bana hakaretler yağdıranlara duyurulur.
(duygu asena, 27.06.2004 vatan gazetesi)
"öyle feminizme böyle ..." dedirten söz(bkz:
can yücel)
(misal, 22.03.2006 19:55)
çoğu zaman inanmak istediğimiz için kandırıldığımız olayın tabiri caizse altın gol cümlesi.
türkiye'de ki en büyük şehir efsanelerinden biridir....
ama efsanedir işte, adı üstünde...
belirli aralıklarla, çeşitli şekillerde ortaya çıkar. sözün muhatapları, söyleniş şekli değişir. bazen "kart anandır" der can yücel, bazen "kart sensin" der, bazen "postal da sana girsin" der, bazen, bunları uyduran, küfür etme heveslisi sivilceli ergen gencin hayalgücüne göre şekillenir.
can yücel'in şairliğiyle bir işi yoktur ikide birde "kart sensin postal da sana girsin" efsanesini yeniden yayıp çıkaranların. onlar, başka bir sivilceli ergenden "oolum bak can yücel böyle küfür etmiş" masallarını dinleyen, "ehere küfür" deyip, dinlediklerini kendi hayalgüçlerine göre şekillendiren küfür etme heveslisi gençlerdir.
siya siya band tarafından istanbul caz festivalinde bu sözün geçtiği bi şarkı çalınmıştır. üstelik şehir efsanesi değil gerçektir...
radikal gazetesinde bu konu ile ilgili şu tarz bir bilgi var:
http://www.radikal.com.tr/...
can yücel'le duygu asena arasında geçmiş olduğu söylenen efsane dialog.
çok değerli bir yazar olarak gördüğüm duygu asena'ya can yücel'den gelen muhteşem ayardır(can yücel'in yeri apayrı onda problem yok).e mevzu nazım hikmettir,cevap da çok yerinde olmuştur.