zirveden sonra evine dönen ilk yazar olarak gelişmeleri sıcağı sıcağına aktarmayı kendime bir borç bilirim:
3'te başlaması düşünülen halısaha maçı saat 4:15 civarında başladı. zirvede kaydı olmadığı halde telefonla haber alıp gelen ve "+1" formasını üzerine geçiren
bir martıyım ben'in sahada fırtına gibi esip bir de gol atmışken sakatlanması, zaten "bir an önce bitirsek şu maçı" düşüncesindeki yazarlara bahane oldu ve başlayalı yarım saat olmuşken bitirildi. ha futbol adına ne vardı derseniz;
fair play vardı bol bol. onun dışında hangi takım kaç gol attı hatırlamıyorum, hatta kim hangi takımdaydı onu bile zar zor hatırlayabiliyorum.
neyse ki
bir martıyım ben'in sakatlığı kısa sürdü. bacağına yapılan masaj ve koyulan buz sayesinde kısa sürede ayağa kalktı. o esnada
yazarım çok can yakarım da nihayet oynamaya hazır bir şekilde aramıza katıldı; gel gelelim maç bitmişti bile... ama bu onun suçu değildi tabii ki, hatun ne güzel zamanında gelmişken "sen de oynayacan, çıkar şu babetleri, git spor ayakkabı al gel!" diyerek gerisin geri eve yollamışlardı... geri dönünce yazık acıdılar kıza, 1-2 kişi onunla birlikte sahaya çıkıp top oynadı. sonra da hep birlikte asıl eğlenceli kısımın başlayacağı
go-kart pistine geçildi...
aynı anda 10 kişi piste çıkamayacağı için, kendi aramızda ikiye bölündük ve şahsımın da dahil olduğu ilk grup piste çıktı. ben zaten aylardır go-kart'a hasret kalmışım, ısınma turu falan dinlemeyip direkt kökledim gazı ama
yazarım çok can yakarım'ın arkasına takıldım. bir süre yavaşça peşinden gittim, geniş bir viraja denk gelince bir anda gazı kökleyip roket gibi yanından geçmeyi düşünüyordum ama o da ne... ben onun tüm kapasitesi bu sanıyordum, meğersem hala ısınma turundaymış. tam onu geçmek için hamle yapacakken bir anda hızlanıverdi. tamponlarımızın arasında 1 karış bile mesafe olmadığı halde arka arkaya virajlara girdik çıktık, altımdaki arabanın motoru ağlarken bile geçemedim onu. sonra arkadan
bi sor neden yazıyorumyetişti bize; artizlik yapıp kendisine hareket çekecekken bir anlığına direksiyon hakimiyetini kaybettim ve o birkaç saliselik toparlanma anında geçiverdi beni. ben de "heh şimdi uğraş bakalım bu kızı geçmeye" diye bıyık altından gülerek sıcak takibe başladım... aralarında yaşanan uzun çekişmeden sonra nasıl becerdiyse geçti, ben de çok sonraları önüne geçip fren yapmak suretiyle geçebildim ve olanca hızımla
bi sor neden yazıyorum'u takibe başladım... sonrası bol bol viraj, düzlük, kontra, drift, falan filan işte...
derken 2. grup çıktı piste.
bir martıyım ben bizi izlerken gaza gelmiş olacak; baştan go-kart'a çıkmayacakken bir de baktım en öndeki arabanın direksiyonuna geçivermiş... kendi adına güzel bir şey tabi de; diğerleri için pek iyi olmadı bu... hatun pistte en önde gidiyor sakin sakin, arkasında uzun bir konvoy... zannedersin asker uğurluyorlar. bir "en büyük asker bizim asker!" diye bağırmadıkları kaldı. hayır geçebilseler geçecekler, ama hatunun ne yaptığı belli değil ki... normal bir pilot olsa dersin ki "heh şimdi içten alacak, ben de dıştan geçivereyim" falan; ama anlayamıyorsun ne yapacağını... mecbur sakin sakin geldiler arkasından. aynı şekilde trafiği tıkayan biri daha vardı ama şimdi hatırlayamadım
*. artık yorulmaya başladım o yüzden kısa kesiyorum, ilk grup olarak pist kenarında bayağı bir güldük ikinci gruptakilere diyeyim de bitsin.
artık harap ve bitap düşmüş bir halde saha kenarında çaylar içildi, muhabbet edildi, formalara bir şeyler karalandı, yağmur bastırınca zengin kalkışıyla hep beraber evlere dağıldık. bu kadar, bitti. yazamadığım daha bir sürü şey var zaten, öldüm yahu...
p.s: gelecem deyip de gelmeyenler... şimdiden hazırlayın nickaltlarınızı küfürlere. şaka şaka... belki de değil. yok len şaka. ama ya değilse?