• görseller

    • karlı kayın ormanı
  1. karlı kayın ormanında
    yürüyorum geceleyin.
    efkârlıyım, efkârlıyım,
    elini ver, nerde elin?

    ayışığı renginde kar,
    keçe çizmelerim ağır.
    içimde çalınan ıslık
    beni nereye çağırır?

    memleket mi, yıldızlar mı,
    gençliğim mi daha uzak?
    kayınların arasında
    bir pencere, sarı sıcak.

    ben ordan geçerken biri:
    "amca, dese, gir içeri."
    girip yerden selâmlasam
    hane içindekileri.

    eski takvim hesabıyle
    bu sabah başladı bahar.
    geri geldi memed'ime
    yolladığım oyuncaklar.

    kurulmamış zembereği
    küskün duruyor kamyonet,
    yüzdüremedi leğende
    beyaz kotrasını memet.

    kar tertemiz, kar kabarık,
    yürüyorum yumuşacık.
    dün gece on bir buçukta
    ölmüş berut, tanışırdık.

    bende boz bir halısı var
    bir de kitabı, imzalı.
    elden ele geçer kitap,
    daha yüz yıl yaşar halı.

    yedi tepeli şehrimde
    bıraktım gonca gülümü.
    ne ölümden korkmak ayıp,
    ne de düşünmek ölümü.

    en acayip gücümüzdür,
    kahramanlıktır yaşamak:
    öleceğimizi bilip,
    öleceğimizi mutlak.

    memleket mi, daha uzak,
    gençliğim mi, yıldızlar mı?
    bayramoğlu, bayramoğlu,
    ölümden öte köy var mı?

    geceleyin, karlı kayın
    ormanında yürüyorum.
    karanlıkta etrafımı
    gündüz gibi görüyorum.

    şimdi şurdan saptım mıydı,
    şose, tirenyolu, ova.
    yirmi beş kilometreden
    pırıl pırıldır moskova...

    nazım hikmet ran
    14 mart 1956
    moskova,peredelinko
  2. efkarlı olmasan bile efkarlı yapıyor bu şarkı, el arıyor dinleyen deli gibi etrafta, sayıklıyor nerde elin diye, yanlızlığın dibine çekiyor anlıyacağınız. içinizde hissettiğiniz vakit alıp götürüyor sizi karlarla kaplı bir kayın ormanına, hava soğuk, kar yağıyor düşünceler, hayaller dönüyor kafanızda, yürüyorsunuz o soğuklukta karlara bata çıka. gecede, yıldızlar umut parçaları gibi parlasalar da yüreğiniz en uc köşelerinde, cebinizde ağır bir hasret sizi karlara çekiyor. altından tutuyorsunuz iki elinizle hasretinizi, çünkü size vatanınızdan kalan tek şey o. hasret ne kadar da ağır diye düşünürken kalbinize batan ağrılar, o ağrılar ki size ardınızda bıraktıklarınızdan yadigar çıkışı arıyorsunuzdur.
  3. fuat saka yorumu mükemmeldir. bestesi farklıdır. şarkının diğer yorumlarında bulunmayan dizeler de bulunmaktadır bu yorumda:

    "en acayip gücümüzdür,
    kahramanlıktır yaşamak:
    öleceğimizi bilip,
    öleceğimizi mutlak"
  4. yetmişli yılların en unutulmaz devrimci şiiri/şarkısı.
    son bölümdeki "ne ölümden korkmak ayıp,nede düşünmek ölümü" dizeleri,nazım'ın yurt dışında yaşadığı ruh halini çok güzel açıklıyor zannımca.
  5. şiirlerini serbest ölçüyle yazan nazım hikmet'in halk şiiri nazım birimi (dörtlük) ve semai tipi denilebilecek 8'li hece ölçüsüyle yazdığı şiir. halk şiiri şekilleri nazım hikmet'in ilk dönem şiirlerinde görülebilecek bir durumdur; fakat şiir şairin ömrünün son dönemlerine aittir. bu yönüyle ilginç bir şiirdir. kimbilir belki de şaire çok sevdiği memleketinin halk aşıkları gibi şiir yazdıran şey ömrünün sonlarına doğru iyice kesifleşen memleket hasretidir.
  6. her dinleyişte , okuyuşta nazım hikmete nurlar yağdırdığım..zülfü livanelinin yorumuyla sizi ordan alıp oraya bırakabilecek nadide eser..
  7. fikret kızılok' un siyasi gerekçeler ötürüsüyle zülfü livaneli' ye bu şarkıyı yorumlayışı sonrası çıkıştığı "pişttt barmen" adlı şarkısı ve satiristliğin o dönem sanatçıları içinde en durdurul(a)maz örneklerine teşkiliyeti alkışlanmalıdır:

    pişt barmen
    sen de bizdensin
    karlı kayın ormanında
    bisiklete binersin
    başkaldırıyorum de

    kaldır başını
    indir kaşını
    azgın demokrat

    pişt barmen
    sen de bizdensin
    madem rakı içersin
    neden tesbih çekersin
    başkaldırıyorum de

    kaldır başını
    indir kaşını
    şaşkın teokrat